şükela:  tümü | bugün
  • john anthony frusciante'nin 20 ocak 2009'da yayımlanması beklenen 10. solo albümü.
    invisible-movement'da, curtainsle içerik olarak bağlantılı, biri cover, biri enstrümantal olmak üzere toplam 10 şarkıdan oluşacağı açıklanmış.

    empyrean cennetin zirvesi manasındaymış. ayrıca empyrean cennetin 10. katmanı olarak görülüyormuş.
    john'un 10. albümü olması ve albümün 10 şarkıdan oluşması dikkat çekici ayrıntılardan.

    ayrıca; (bkz: john anthony frusciante/#14187332)
  • john'un aşağıdaki açıklamasıyla içeriği ve çıkış tarihi kesinleşen, günüme neşe getiren.

    friends and fans,
    the empyrean is my new record and will be released worldwide via record collection on january 20th 2009. it was recorded on and off between december 2006 and march 2008. it is a concept record that tells a single story both musically and lyrically. the story takes place within one person, and there are two characters. it contains a version of tim buckley's, song to the siren and the rest of the songs are written by me. my friend josh* plays on it, as does flea. it also features sonus quartet, johnny marr and the new dimension singers . i'm really happy with it and i've listened to it a lot for the psychedelic experience it provides. it should be played as loud as possible and it is suited to dark living rooms late at night.
    - john frusciante, november 3rd, 2008

    özellikle johnny marr'ın da albümde adının geçmesi beklentilerimi yükseltti.
    içimden bir his john'un solo kariyerinde en heyecan verici çalışmayı dinleyeceğimizi söylüyor. sabırsızlıkla bekliyorum.
  • ayrıca şöyle de güzelinden bir albüm kapağı var.
    http://img385.imageshack.us/…heempyreancoveryq7.jpg

    track list;
    1. before the beginning
    2. song to the siren
    3. unreachable
    4. god
    5. dark light
    6. heaven
    7. enough of me
    8. central
    9. one more of me
    10.after the ending

    edit: albümün japonya sürümünde iki bonus track olacak ve 14 ocak'ta çıkacak

    11. today
    12. ah yom
  • john yıllardır güncellemediği myspace sayfasında bugün itibariyle bu albümden unreachable'ı görücüye çıkararak, deliye döndürdü beni.
    iflah olmaz bir fanatiğim belki tamam ama bu nasıl bir güzel şarkıdır allahım.
    uzun bir aradan sonra ilaç gibi geldi.
    güzeller güzeli bir albüm geliyor.

    http://www.myspace.com/johnfrusciantemusic
  • frusciante'nin şimdiye kadar çıkardığı en ilginç iş. şarkılar birbirinden ne kadar farklı olsa da inanılmaz bir bütünlük taşıyor. ilk dinleyişte sindirmesi biraz zor olsa da zamanla alışacağıma eminim. şimdilik favorilerim: unreachable, one more of me, central ve dark/light.
  • hislerim beni yanıltmadı. john'un solo kariyerinin zirvesi burada.
    her dinlediğimde ağzımın açıklığı karış karış artıyor. her şarkısı öylesine müthiş olmuş ki, benim kelimelerim, asla bunu karşılayacak güçte değil.
    yeterince sindirdiğimde, adam akıllı bir şeyler yazabilirim belki.

    ama gitmeden, central nasıl bir mucizedir öyle, hala inanamıyorum.
    one more of me'deki süpriz de unutulacak cinsten değil.

    (beni affet. albüm elime geçene kadar dayanacak sabrım yoktu.)
  • önümüzdeki 24-36 saatimizi kıpır kıpır bekleyerek geçirmemize sebep olacak john frusciante albümü. napsak da önce ele geçirsek albümü... john sözüm sana, fan da olsa insan insandır.
  • evet üzerinden hatırı sayılır bir zaman geçti. bu süre içerisinde albümü defalarca dinledim.
    albüm çıkmadan önce, john'un solo kariyerindeki en iyi çalışmayı bulacağıma şartlandırmıştım belki kendimi.

    nitekim albümle ilgili ilk materyal olan unreachable'ı dinlediğimde, artık bundan neredeyse emindim. sabırsızlıkla beklediğim günler geldi geçti ve albümün tamamını dinleme şansına eriştim. kesinlikle kolay bir albüm değildi ve seveni kadar, sevmeyeni olacağını, eski işleriyle karşılaştırılarak, negatif yönde eleştirileceğini hissettiriyordu. bu açıdan ben de boş durmadım ve john'un önceki albümlerini tekrar gözden geçirerek, the empyrean'ı daha iyi anlamaya çalıştım. sonuç olarak bugün albüm üzerine yapılan yorumları okuduğumda, tahminlerimden farklı şeyler görmedim.

    konu müzik olunca, ben hiç gelenekselci olmadım. hatta bundan nefret ederim.
    gelenekselcilerden kastımın, aynı adamlardan hep benzer türde şeyleri duymayı bekleyen ve bu adamların ilerleyen yaşını, müzikal gelişimini, ilerlemek istedikleri yolu ve bunun gibi binlerce unsuru hiç dikkate almadan kaba bir özetle ''davayı sattı'' sonucuna ulaşanlar olduğunu söyleyeyim.

    the empyrean'la ilgili ilk ve kesin emin olarak söyleyeceğim şey bundan önceki john frusciante albümlerinden tamamıyla, her yönüyle farklı olduğudur. burada yanlış anlaşılma olmadan, john'un solo albümlerinin genelde birbirinden her zaman farklı yapıda olduğunu da belirteyim.

    demek istediğim, john solo kariyerinde, hem şarkı sözleri hem de müzikal yönden, daha önce hiç bu kadar karanlık, felsefik ve zengin bir içeriğe sahip bir albüm yapmamıştı. diğer albümlerini yetersiz gördüğümden söylemiyorum bunu. aksine öncekilerin çok çok üstünde, oldukça derin bir iş ortaya çıkardığının altını çizmek istiyorum.

    değişiklikler sadece bununla sınırlı değil. öncekilerle kıyaslandığında, alışık olmadığım uzunlukta şarkılar, gitarlarla benzer senkronizasyonlardaki vokal efektleri, değişik türden enstrümanların bir arada kullanımı ve misafir sanatçıların fazlalığı ve john'un çok çok iyi vokal performansı, farklılığın en önemli sebepleri aslında.

    albüm before the beginning isimli enstrumantal şarkıyla açılıyor. ismiyle beraber düşünüldüğünde, sanki john, kendisi söz almadan önce gitarların içini dökmesini istermiş gibi hissettiriyor. maggot brain'i bilenler iki şarkı arasındaki benzerliği farkedebilir. her an bir patlama noktasına gelecekmiş gibi bir his uyandırsa da aynı tonlardan tekrar tekrar devam etmesiyle o hazdan mahrum bırakmasını ilk başta yadırgasam da dinledikçe bu haliyle de oldukça seviyorum. sonrasında tim buckley'in güzeller güzeli eseri song to the siren'i bir de john yorumuyla dinliyoruz. john'un bu parçanın hakkını verdiğini de rahatlıkla söyleyebilirim. unreachable'la tüm albümün en güzel anlarından birine tanıklık ediyoruz. dinledikçe gizli favorilerim arasına giren god ve sonrasında ilk yarısına bayıldığım ama ikinci yarısının gereğinden fazla uzun tutularak, sürekli aynı tekrarlarla biraz sıkıcılaştığını düşündüğüm dark light geliyor. ikinci kısım olan light'daki bass'ı çalan flea'dan başkası değildir diye düşünürken, creditslerde john'un adının geçmesi beni oldukça şaşırtıyor. heaven sonlarında unreachable benzerliğiyle dikkat çekse de duygusal yoğunluğun en fazla olduğu şarkıların arasında yer alıyor. bana göre johnny marr'ın damgasını vurduğu enough of me ise en arıza sonlardan birini yaşatıyor. ve bundan sonra tüm albümün doruk noktası, ilk dinlediğimden beri en büyük gözdem central'de john, josh ve johnny resital sunuyorlar. one more of me'de john kalın bir ses tonuyla ve ilk başta gülümseten, hey be koçuma bak bağırışlarıyla belki de albümün en büyük süprizini yaşatıyor. after the ending'le albümün en deneysel parçasını dinleyip, büyülenerek albümü bitiyorum.

    the empyrean, cennetteki en yüksek nokta manasına geliyor.
    diğer john hayranları ne derse desin, benim için, the empyrean, john'un solo kariyerinin en yüksek noktasıdır da.
  • desecration smile'ın nakarat melodisine benzeyen iki şarkı barındırır ki daha da güzel kılar bu albümü.... ayrıca dark light'ın basları için de she looks to me diyeceğim..
    "şu şuna benziyor " diyen adamlar genelde kötülemek için söylerler bu tarz şeyleri; ben ikisini de sevdiğimden söylüyorum, yanlış anlaşılmasın.
  • delirmiş vaziyette 8 gündür sabah akşam dinlediğim albümdür. büyüleyici.