şükela:  tümü | bugün
  • kara mizahın kahkahalarla güldürmesi gerektiğini sananları ve diziyi, tamamen alakasız konu/türlere sahip person of interest, blacklist, hatta csi (ney) ile kıyaslayanları görebiliyorsunuz.

    kara mizah sizi güldürmez. kahkahalarla gülmek istiyorsan git durum komedisi izle.

    "csi gibi mantık süzgecinden geçmemiş"
    mantık süzgecinden geçmesi gerekmiyor. bir diziye başlarken "siyesay gibi mantıklı dizi izlemeliyim" diyorsanız, pek fazla tercih kalmıyor ortada. bilgisizliğinizi hakaretle kapatma çabanız çok acınası. csi izlemek istiyorsan git csi izle, cold case aç, csi new york, law and order var, manyak mısın kardeşim, bu dizinin csi ile alakası ne? adamlar, biz "polisiye" dizi çekeceğiz dedi de beceremediler sanki. channel 4'dan çıkma diziden law and order senaryosu bekliyorsunuz asdghf.

    (bkz: double facepalm)
  • aksan kasmak diye bir seyin oldugunu ogrendigimiz channel 4 dizisi. diziyi begenmemek icin bir cok sebep bulunabilir elbette, veya basrol oyunculari ingiliz degillerdir ama ingiliz aksaniyla konusmaya calisip beceremiyor olabilirler ve bu izleyici icin rahatsiz edici olabilir. ancak milyonlarca kisinin aynen bu sekilde konustugu bir ulkede gecen bir dizi icin aksan kasiyorlar demek bir hayli ilginc.
  • çıktığı hafta rotten tomatoes'da 100% aldığını görünce merak edip izlemeye başladığım, ilk 2 bölümün zor bitirdiğim, karakterlere alışma ve onlarla bağ kurmakta çok zorlandığım sonraki 6 bölümün ise nasıl geçtiğini anlamadığım, ingiliz, kara mizahlı, kırık kalpli dizi.

    spoilerlı kısıma geçmeden önce, bu dizinin karakter gelişimi konusunda son yıllarda izlediğim en başarılı yapımlardan biri olduğunu belirtmek istiyorum. netekim bu diziyi ve oyuncuları takdir etmek için karakter gelişimi nedir, nasıl işlenir, başarılı örneği nedir, başarısız örneği nedir bilmek gerekiyor.

    --- spoiler ---

    oyunculuk olarak alyssa rolündeki jessica barden daha bir dikkat çekiyor. bakışları, kaş ve dudak mimikleriyle duygusal dünyasını gerçekten de çok güzel yansıtıyor. ama gerçek performansı ortaya koyan alex lawther (james) olmuş. gayet abartısız bir oyunculuk sergiliyor. böyle üzerine düşündükçe insan izlediği oyunculuklardan daha bir tatmin oluyor.

    karakter gelişimi demiştim yukarıda, bununla ilgili bir kaç örnek vereyim:
    ilk bölümde öldürdüğü hayvanları anlatan james, dizinin sonuna geldiğimizde ölümcül yaraları olan köpeği öldüremiyor.
    "i think i am a psycopath" repliği ile başlayan dış ses, 4. bölümde "having finally murdered a human, i realised something quite important. i was pretty sure i wasn’t a psychopath." repliği ile kendiyle bir yüzleşmeye dönüşüyor.
    ilk bölümlerde her iki çocuğun dış sesi ile gerçek diyalogları arasındaki uçurum, dizi ilerledikçe kapanıyor. bu özellikle alyssa'nın repliklerinde çok daha net ortaya çıkıyor.
    alyssa'yı öldürme planları yapan james, dizi sona erdiğinde alyssa için kendini feda etmeye hazır (ve gözüken o ki ediyor da)
    "i was never alyssa’s protector. she was mine."

    bir diğer taraftan dizi, günümüzde trend kabul edilen ve sjw / anti-snowflake ya da türk versiyonuyla "duyar kasma" kapışmalarının temelinde yer alan pek çok konuyu "bakın burada toplumsal açıdan çok önemli bir noktaya parmak basıyorum" diye bağırmadan -bence- olması gerektiği gibi doğal akışın parçaları olarak izleyenlere sunuyor.

    alyssa karakteri malesef pek az kadın karaktere nasip olan gerçeklikte bir derinliğe ve çok katmanlı karaktere sahip. hatalı, kırılgan, sevmesi zor, duyguları ve düşünceleri gri bölgede. tiksinilecek ya da alaycı bir komedi malzemesi yapılmadan regl olması bile bunun göstergesi.

    ek olarak; dizide iyi polis (eunice) - kötü polis (teri) sterotipini üstlenen iki polis var. bu polislerin ikisi de kadın. ikisi de queer. bu üç cümle içinde dizinin konusu için önemli olan ve dizinin ön planda tuttuğu tek şey "iyi polis / kötü polis" dengesi. pek ala iki erkek polis veya heteroseksüel ilişki içindeki iki kadın polis de olabilirdi bu karakterler. ama cinsiyetleri ve cinsel kimlikleri bir "plot device" edilmeden dizide yer almaları herkesin konuşup kimsenin ne demek olduğunu bilmediği eşitlik ve temsiliyet* için çok önemli sıradanlıkta hamleler.

    dizide seks ve onay* mekanizmasının işlenme şekli de sadece ergenler için değil yetişkinler için de ders niteliğinde. üzerine tekrar düşünmek isterseniz 3. bölümde alyssa'nın topher'la takılırken fikrini değiştirmesi ve 8. bölümde james'le plajdaki yakınlaşmalarına bakabilirsiniz.

    ve tabii ki ergenlerimizin hiç beklemediğin anlarda bıraktıkları truth bomb'ların güzelliği <3
    "sometimes you realise you’ve had a thing keeping you going that might be a lie. when you actually really understand that — that the whole thing might have been a lie the whole time — it’s like you’ve swallowed a stone. but not recently. you swallowed it years ago."
    "that was the day ı learned that silence is really loud. deafening… when you have silence it’s hard to keep stuff out."
    "the world is fucking bleak. ı guess ı try and do things to forget that it is. keep busy, keep blind."
    --- spoiler ---
  • britanya'nın kara mizahının* hakkını veren taptaze netflix mini dizisi.

    james karakteriyle başrolde gördüğümüz çocuk*, geçen senenin en çarpıcı black mirror bölümünden* kenny olarak hatırlanacaktır.

    diziyi bir çırpıda bitirip*, aynı tadı almak isteyenlere önereceğim diğer ingiliz yapımları şunlar;

    (bkz: layer cake)
    (bkz: the guard)
    (bkz: calvary)
    (bkz: filth)
    (bkz: four lions)
    (bkz: the cornetto trilogy)
  • dün gece tüm bölümlerini bir çırpıda izleyip çok beğendiğim netflix'in yeni yapımı olan çizgi roman çıkışlı yeni dizi.

    oldukça tadında kara mizahı sayesinde bir ergen hikayesi olmaktan çok bir yol hikayesine dönüşen ve bunu yaparken hiç sıkmayan, samimi atmosferi ile bence 2. sezonu kesinlikle hak eden bir yapım.
  • dizinin verdiği mesaj kısaca şöyle; "sevgiyi çocuklarınızın ulaşabileceği yere koyun."
  • netflix'te denk geldigim, karakterleri acayip sevip "mutlu sonla bitsin ya" diye icimden gecirdigim dizi. bir solukta bitiveriyor.

    ikinci sezonu gelmese, agzimizda biraktigi tatla bu asamada kalsa daha iyi olmaz mi diye dusunmuyor degilim.

    --- spoiler ---
    dizinin geneline baktigimizda mutlu son vaadetmedigi ortada ama insan bekliyor iste.

    karakterlerin degisimi cok hos olmus. alyssa olmasaydi james kendini (yanlis dusunerek) piskopat olarak gormeye devam edecekti. james olmasaydi alyssa anne ve babasi icin yanlis dusunecekti. (annenin baba adina kart atmasi...)

    o degil de frodo'ya yazik oldu. *
    --- spoiler ---
  • konu, müzikler, karakterler holly shit, holly fucking shit.
    kara mizahtan hoşlanan yazarlar , hayatına renk katmak isteyenler, kendini bu dünyaya ait hissetmeyen ruh hastaları gelin tam bize göre bir dizi yapmışlar. oturun izleyin.
  • bebeksi playlistini şuraya bırakıp kaçıyorum.
  • kara mizah denilince benim aklıma gelen tür tam olarak da bu dizideki kara mizahtır. kara mizah denildi diye preacher izlemiştim 1 sezon boyunca kara mizah'ı sanki çocuklara yazdırmışlar gibi boyunca saçmalık vardı dizide fakat bu dizide karakterlere oturtulmuş ve olay örgüsünü tamamlayan şekilde; illaki komik olma zorunluluğuna bağlı kalmadan yapılmış bir kara mizah sergilenmiş çok da güzel olmuş.

    diziye başlama sebebim başrolde olan james karakteriydi ancak alyssa karakteri de inanılmaz iyiydi şaşırdım açıkçası bu kadar iyi olmasına karakterin.

    8 bölüm 20 dakika zaten 1 günde çok rahat bitiyor dizi gayet akıcı bu konuda. karakterlerin hareketleri saçma gelmiyor size geçmişlerini güzel yansıtmışlar hatta flashbackler oldukça hüzünlü bu yanını sevdim. diziden bir fargo havası aldım ve fargo kadar uzun olmaması ve aynı hissi vermesi çok büyük bir artı bana göre, ayrıca ingiliz aksanı da büyük bir artı. tek sevmediğim karakter ise siyahi lezbiyen polis karakteriydi, aşırı iticiydi bana göre.

    bu aralarda dizi arıyorsanız hemen başlamanızı öneririm.