şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tangerine filminden tanıdığımız sean baker 'in yönettiği 2017 yılı yapımı amerikan filmi. merakla bekliyoruz.

    http://www.imdb.com/…tle/tt5649144/?ref_=fn_al_tt_1
  • cannes izlenimlerinden sonra bu yılın en merak ettiğim filmlerinden biri oldu. ödül sezonuna damga vurur mu bilemem ama benim için bu yıl american honey, divines etkisi yaratacak gibi duruyor.
  • duz yorumlayan adam geldi, acilin:

    film guzel. motelde annesiyle yasayan bir minik kiz ve arkadaslarinin hayati uzerine kurulu bir hikaye. ben dafoe ismini gorunce girdim izledim sinemaya. iyi oynamis abimiz.

    filmin sonuna * dogru gicik tuttu ve milleti rahatsiz etmeyeyim diye disari ciktim 2 oksurdum geri geldim. yerime oturdum veeee hop! casting... bitti ulan film. pat diye. bu da spoiler degildir artik.

    neyse... izleyen biri varsa son 20-30 saniyeyi ozel mesaj ile anlatsin lutfen sevgili suserlar.
  • "amerikan ruyasi"nin hollywood'un gostermedigi yonlerini gosteren, cocuklar etrafinda kuruldugu icin insanin icini isitan, icten ice de yuregini burkup derinden etkileyen, icinde bir takim olaylar olsa da olaydan cok durum filmi.
  • --- spoiler ---

    türkçesiyle "florida projesi", 2017 abd yapımı drama filmi. senaristleri sean baker-chris bergoch ikilisi olan filmin yönetmeni de sean baker'dır. filmin başrollerinde willem dafoe, brooklynn prince, bria vinaite, valeria cotto, christopher rivera ve caleb landry jones gibi oyuncular yer almışlardır. willem dafoe'ya altın küre adaylığı getiren film, daha çok sanatsal kaygılarla ve düşük bir bütçe ile çekilmiş duygusal ve ilginç bir filme benziyor. son olarak, filmin imdb.com puanı 8,1/10.

    konusu
    6 yaşındaki moonee (brooklynn prince) ve ekibi, yetişkinlerin zorlu dünyasından tamamen uzak kendilerine ait bir dünya yaratmışlardır. okulların tatil olmasıyla birlikte, bu afacan grubun tek dertleri, istedikleri gibi koşup oynayabilmek, kimseyi umursamadan eğlenebilmek ve istedikleri zaman sınırsız dondurma yiyebilmektedir. oysa yetişkinler için durum çok farklıdır. artık çocuk olma lüksleri kalmamış yetişkinler için, florida yazı, zorluk, acı ve gözyaşı demektir.

    imdb.com - http://www.imdb.com/title/tt5649144/

    wikipedia - https://en.wikipedia.org/wiki/the_florida_project

    trailer - https://www.youtube.com/watch?v=wwq-nh1rrt4

    --- spoiler ---
  • ekside hakkinda sadece 5 entry girilmis film. yazik.

    ‘cocuklugun masumiyetini anlatan guzel bir drama’
  • 111 dakikalık, 2017 yapımı film.

    bir adet altın küre adaylığı da halihazırda bulunan yapım özellikle willem dafoe performansı ile bu senenin merak ettiğim işlerinden. bağımsız filmin bütçesi ise 2.000.000 dolares.

    her eve imdb
  • başları sinir uçlarıma basılma hissi yaşatsa da bir noktadan sonra rahatsız ediciliğine alıştığım film. ayılıp bayılmadım ama filmin özgünlüğünden dolayı hakkında bir şeyler yazılmayı hak ettiğini vurgulama ihtiyacı duydum.

    zararsız yaramazlıklar yapan bir çocuk grubu ile başlıyor hikaye. yaramazlıkların zararsız olduğu düşüncesinin verilmek istendiği anlaşılıyor ama pedagoglar gerçekten bu konuda hemfikir mi diye merak etmiyor değilim. kişisel olacak ama rahatsız eden konu filmin bu şekilde takılan çocukları bir sorun olarak karşımıza sunmak yerine umursamaz bir aktarıcı kıvamında takılması. motel yöneticisi bobby paternalizmine rağmen bir çeşit sağduyuya, normal olana orjin, merkez teşkil ediyor. yaramazlıkların ulaştığı zirve; terk edilmiş bir evi yakmak olarak karşımıza geldiğinde çocukların "yetişkin" ebeveynlerinin ayrıştığını birbirleri ile ters istikamette tepki verdiklerini görüyoruz. halley selfie çektirecek kadar konunun önemsizliğini savunurken, ashley için bu kırmızı çizgiler çizilecek bir konu olarak görülüyor. bir tarafta ne yaparsa yapsın onu eleştirmeyen ve sonucunda her hareketinde özgüven fışkıran bir kıza sahip anne varken diğer tarafta hayatın sorumluluklarını önemseyen ve bu doğrultuda hoşuna gitmeyeceğini bilerek oğluna kısıtlamalar koyan başka bir anne var.

    elbette halley karşımıza çocuk yetiştirme konusunda bir alternatif olarak sunulmuyor. normal sınırların dışında, sürdürülebilirliği bile olmayan bir anne figürü olduğu net olarak ortaya konuluyor. ancak bunu yaparken çocuğun özgürce davranması ile ruhunda inşa ettiği "güzelliği" kaybettirecek "iyi" bir ailenin yanına verilmek gibi bir uygulamaya da taraftar olunmadığı belli ediliyor. izleyiciye de çocuk yetiştirirken sunulması gereken disiplin ve özgürlük dozu hakkında ideal miktar ne sorusuna muhatap olmak düşüyor.
  • yılın american honey'i. daha doğrusu yılın american honey'in izinden giden ama onun kalitesine ulaşamayan filmi. iki saat sürüyor. şimdi bu gayet normal bir süre. ama 20. dakikadan itibaren kendisini tekrarlamaya başlayan, aradan geçen upuzun sürede aynı şeyleri anlatıp duran bir film için çoook uzun bir süre. sean baker önceki filmlerinde olduğu gibi sokakları mesken tutuyor, fakir insanların yaşamlarına odaklanıyor gene. film çoğunlukla dışarıda, motel çevresinde geçiyor. baker bu kez fakir bir anneyle kızının ve kızın arkadaşlarının hayatlarına çeviriyor kamerasını. çocukların yaramazlıklarını, söz dinlemeyişlerini, bu fakir yaşamda eğlenmeye çabalarını aktarıyor. işte tekrar ettiği yer de burası. çocukların yaramazlıklarını gösteriyor, sonra çocuklar yüzünden çıkan tartışmalara odaklanıyor, dönüyor tekrar yaramazlıkları gösteriyor, sonra tekrar tartışmalara odaklanıyor. kısır döngü: yaramazlık-tartışma-yaramazlık-tartışma. olayları çocukların perspektifinden aktarmaya niyetlenmiş baker, öyle de yapıyor, ama bu kısır döngü nedeniyle film vasatı aşamıyor. festivalde izlesem bu döngü nedeniyle epey sıkılırdım, pc'de izleyince ilerlete ilerlete izledim. gene de willem dafoe'lu sahneleri es geçemedim, seviyorum adamı. bu rolüyle ödülleri topladı, lakin three billboards'taki sam rockwell daha iyiydi, hakeza bu filmdeki minik kız brooklyn de daha iyiydi.

    spoiler

    yukarıda çok iyi anlatılmış aslında. çocukların yaramazlıklarını yönetmen pek önemsemiyor, ki veletler başta itici de olsa zararsız yaramazlıklarla meşgul olurlarken bir süre sonra koca evi yakıyorlar. türkiye'de olmaz da abd'de o çocukları ailelerinden alırlar. yönetmenin buna dahi müsamaha göstermesi ilginçti. müsamaha göstermekten kastımsa evi yakmalarını falan sıradan bir olay gibi göstermesi. halbuki kaç yaşındalar? 8 falan galiba. bu yaşta ev yakıyorlar. ne yalan söyleyeyim, epey de iticiler veletler. çocuk sevmiyorsanız filme katlanmak çok zor oluyor. hele ki onca yaramazlığı görünce... "çocuktur, ben de yaramazdım, bunları ben de yapmıştım," dedim de gene gözümdeki iticiliklerini yok edemedim. hem süresi uzun olduğu, hem kendisini tekrar ettiği, hem de ana karakterleri (anne dahil, willem dafoe hariç) itici olduğu için filme katlanmak zor oldu. filmin belki de ilk artısı moone'nin anasının karşısına mantıklı bir annenin koyulması. moone'nin annesi moone'yi serbest bırakmış, yaramazlıklarını umursamıyor, kızına kızmıyor. ama moone'nin arkadaşı scotty'nin annesi oğluna sınırlarını açıkça izah ediyor. ev yakmamak gibi. evi yaktığını öğrenince yaramaz moone'den uzaklaştırıyor oğlunu. en azından umursamaz ananın karşısına doğru bir anne koymuş baker, gerisi de izleyiciye kalmış.

    spoiler
  • 2015 yılında ipone telefonla çektiği ve çok olumlu eleştiriler alan tangerine filminden tanıdığımız sean baker 'in 2017 yılı yapımı filmi. film, florida'da, amerikanın belki de en alt gelir grubuna sahip insanlarının barındığı birer odadan ibaret sitede kızıyla beraber yaşayan, çok genç ve sorumsuz annenin hikayesi. okulların tatil olmasıyla beraber adeta çete gibi davranan sitedeki çocuklar, kendilerince özgürce eğlenirken yetişkinlerin dünyası hiçte eğlenceli değildir. insanlar arasındaki gelir uçurumunun derinliğini ve amerikanın çirkin yüzünü gözler önüne seren iddiasız ancak etkileyici bir drama. film hakkındaki tek eleştirim aşırı uzun tutulması olmuş diyor ve filmi öneriyorum.