şükela:  tümü | bugün
  • vietnam ve kuba kriziyle ilgili bir amerikan belgeseli. 1960'larin abd savunma bakani robert mcnamara da bu belgeselde oynuyor(mus).
    uzun adi "the fog of war: eleven lessons from the life of robert s. mcnamara" dir.
  • oscar a da aday olmus bir documentary dir kendileri...
  • errol morris'in bunca sene sonra ilk adayligiyla oscar kazanmasini saglayan belgesel. gayet saglam yapilmis, pek basarili. savasin ne kadar anlamsiz bir durum oldugunun kendisi de farkinda mcnamara, tabii bu onun vietnam'in sorumlularindan biri olmasini degistiremiyor. kacinilmaz rumsfeld karsilastirmasi da insani dusundurmekte...
  • (bkz: fog of war)
  • beş senede bir izlemek lazım böyle filmleri eminim ki yeni birşeyler yakalanır. savaşın aslında ne dandik sebepler ve kararlarla ortaya çıktıgını çok güzel anlatmış. çocuk oyunu gibi. yaptıkları hataları farkına vardıkları zaman prestij meselesi yapıp geri dönemeyen ve yüzlerce kişinin ölmesine sebep olan insanların hikayesi. vietnam da ölen abd lilerin sayısının düşmanın kaybının yarısından az olmasını teselli bilenlerin hikayesi. müziklerle desteklenmiş güzel bir belgesel. herkes izlemeli böyle şeyleri ne de olsa çok karşılaşmıyoruz. ayrıca telefon görüşmelerinin oldugu sahneler çok güzel ses bakımından ve robert strange mcnamara nın hala ford kullanıyor olması acaba tüm yaşantısı boyunca sadık oldugu imajının ufak bir belirtisi mi gözümüze gizliden sokulan. yoksa ben mi kötü niyetliyim.
  • 11 kissadan hisse* ile 2. dunya savasi ve vietnam savasinin, donemin savunma bakaninin agzindan anlatildigi bir belgesel.
  • errol morris -after you left the johnson administration why didn’t you speak out against the vietnam war?

    robert s. mcnamara -i’m not going to say anymore than i have. these are the kinds of questions that get me in trouble. you don’t know what i know about how inflammatory my words can appear. a lot of people misunderstand the war, misunderstand me. a lot of people think i’m a son of a bitch.

    errol morris -do you feel in any way responsible for the war? do you feel guilty?

    robert s. mcnamara -i don’t wanna go into any further discussion, just-. it just opens up more controversy. i don’t wanna add anything to vietnam. it is so complex that anything i say will require additions and qualifications.

    errol morris -is it the feeling that you’re damned if you do and if you don’t, no matter what—(you say)?

    robert s. mcnamara -yeah, yeah that’s right. and i would rather be damned if i don’t.
    --- spoiler ---
    ötesi yok bunun
    --- spoiler ---
  • aynı gün bu filmle birlikte full metal jacket'i de beşinci kez izleyince mcnamara'nın dediği, "savaş insan aklının kavrayamayacağı kadar karmaşıktır. insanların bu konuda doğru karar vermesi mümkün değildir" lafının altını bir kez daha çizmek gereğini hissettim. ve insan bir de japon milletine hayret etmeden duramıyor. atom bombalarından önce bile abd uçakları tokyo'yu yangın bombalarıyla kavurmuşlar ve sadece tokyo'da 100 bin japonun ölmesine neden olmuşlar. diğer kentlerdeki yangın bombaları tahribatı ise daha da korkunç. ve bu ölenlerin hepsi sivil. bir de bunun üzerine atom bombası inmiş kafalarına. 60 sene önce olmuş bir hadise. bir toplumun abd'ye bu yüzden sonsuz bir kin duyması mesela anlaşılabiir bir şey, ama japonlar hiç bu havada değiller. amerikalı general zaten mcnamara'ya şunu söylemiş: "bu savaştan biz galip çıkmasaydık savaş suçlusu olarak yargılanırdık. galip çıktığımız için savaş suçlusu olmayacağız.." mcnamara da bunu teyit ediyor ve "yaptıklarımız bir savaş suçlusunun yapacağı cinstendi" diyor ve ekliyor: "peki ama galipken savaş suçlusu yapmayan ama mağlupken savaş suçlusu yapan şey tam olarak nedir?" buna bağlı alarak şunu düşünüyor insan: film sektörü japonların elinde olsaydı biz herhalde 120'inci tokyo bombardımanı filmini izliyor olacaktık, pearl harbour filmleri yerine. ama bu konuda fikir yürütmek zaten saçma çünkü başa dönüyoruz, bu olsaydı mcnamara da savaş suçlusu olacaktı ve bu şüphesiz daha ilginç bir durum.
  • söz konusu 11 dersin başlıkları şunlardır:

    ders 01 - kendinizi düşmanınızın yerine koyun.
    ders 02 - mantık bizi kurtarmaz.
    ders 03 - benliğimizin ötesindeki değerler.
    ders 04 - verimi maksimuma çıkarın.
    ders 05 - savaşta orantılı/ölçülü olmak bir kural olmalı.
    ders 06 - verileri topla.
    ders 07 - inanmak ve görmek. genelde ikisi de yanlıştır.
    ders 08 - nedenlerini yeniden incelemeye hazır ol.
    ders 09 - iyiye giden yolda kötülük yapmak gerekebilir.
    ders 10 - asla asla deme
    ders 11 - insanın doğası değiştirilemez.
  • 2003 yili “en iyi belgesel film” dalinda oscar ödülüne layik görülen, elestirmenler tarafindan adindan övgüyle söz edilen errol morris ’ in “the fog of the war” isimli belgeseli, bir kac ay önce tarik zafer tunaya kültür merkezi'nde tekrar gösterime girmisti. (kaçiranlar için iyi bir firsatti)
    the new york times yazarlarindan stephen holden, filmde dair; “ tarihin su kaypak döneminde, askeri ve sivil liderler tarafindan incelenmesi gereken bir film varsa, o da errol morris ’in amerikan eski savunma bakani robert s. mcnamara’yi bize tanittigi ‘the fog of the war’ filmidir” sözcüklerini kullanmis.

    robert mcnamara ’nin, errol morris ’in kamerasindan bize yansittiklariyla bugünkü amerikan dis politikasi’nin kökleri hakkinda bilgi ediniyoruz. kennedy ve johnson yönetiminde savunma bakanligi yaptigi yedi sene boyunca taniklik ettigi ve söz sahibi oldugu tarihi olaylarin perde arkasinda yatan gerçekleri gün yüzüne çikardigi için “the fog of war” herhangi bir belgesel film olma özelliginden siyriliyor.

    robert mcnamara, geçmise dair anlattigi ancak filmi izledikçe yasadigimiz su anki dünya politikalarinda birebir iz düsümünü gördügümüz yanlislar zincirinin devam ettigini bize hissettiriyor.

    amerikan ulusal arsivinin el degmemis raflarindan titizlikle seçilen ve bugüne kadar hiçbir yerde yayinlanmamis tarihi görüntüler ve gizli telefon kayitlariyla geçmisi tekrar yasatan “the fog of war” (100 yilin itiraflari), amerika’nin dersini çalismadigini ve hatalarindan ders almadigini açiklayan bir itiraf, cesurca yapilmis bir öz elestiri ve kendine hesap sordugu bir film.