şükela:  tümü | bugün
  • fake olduğu kanıtlarıyla açıklanabilecek film:

    - alaska psychological association başkanı kayıtlarında abigail tyler adında bir psikolog olmadığını bildirmiş.
    - gerçek abigail tylerı oynayan kişi charlotte milchard adında bir aktris:
    ---imdb : http://www.imdb.com/name/nm2598903/
    ---sitesi: http://www.charlottemilchard.com/…y_headshots.shtml
    - filmde abigail tyler'ın evine şerif gitmekte. fakat alaska eyaletinde polis yapısından dolayı şerif yok.
    - nette bulunan abigail tyler ile ilgili siteler film vizyona girmeden bir ay önce açılmış.
  • inci sözlüğün ofişıl filmi.

    --- spoiler ---

    film önce napak inanak mı kanka sorusuyla başlıyor

    film boyunca baykuş görüyor herkes

    film bilmem ki kanka napak sorusuyla bitiyor.

    --- spoiler ---

    daha ne olsun ?
  • filmin zecharia sitchin ile bir ilişiği olsa gerek. şimdi entiriye böyle girdim ama aslında burada bir rahatsızlık var onu dile getireyim; bir kere ekşi sözlük'te film yorumu file hendek atlatmak gibi (çünkü o deve değil, deve olsaydı da atlayamazdı gerçi). neye hizmet edildiği belli değil. kimin umrunda buraya yapılan yorumlar? "izledik. beğenmedik. olmamış" adam böyle yazıyor, çekiliyor kenara. başka başlığa başka bir şey yazıyor. oysa filmi yapanlar aylarca, senelerce, karda kışta kafa yormuş ne için? "olmamış" için. sonra mouse'la başka yere tıklanıyor. bir mouse tıkı kadar bile değeri yok film yorumlarının. ne demiştim? sitchin demiştim. onunla bir alâkası olmalı. zira filmdeki siyahî sümerolog basit bir dilciden çok öte bir yaradılışa sahip, sitchin gibi göksel gelişleri gidişleri, antikçağ teknolojisi fikrini önemsiyor. yarım yamalak teyp kasedinden sümerceyi söküyor oluşu şaşırtmasın, muazzez ilmiye çığ hocayla birlikte o kadarını biz de yaparız. mesele "inanmak"ta yatıyor. onu duyacaksın sonra köşeye çekilmeyeceksin, inanacaksın. film sana inanmayı öğretmeye kalkıyor. başarıyor ya da başarmıyor, keyfinize göre bir "olmamış" ya da "olmuş olmuş fena hem de müthiş olmuş" serpiştirin.

    şahsım adına konuşmayı tercih ediyorum haliyle; korkutucu, tiksindirici, ürpertici, çığlık attırıcı bir yapımdan ziyade uzaylılar tarafından kaçırılma iddiasının ardında yatan psikopatolojik nedenlere ilişiyorlar mı onu merak ettim. bir allahın kulu çıkıp da bunu söylemedi filmde. zamanında bu konuda biraz kafa yorduğumdan (uzaylılar tarafından kaçırılmanın psikopatolojisi/@jimi the kewl) beklentim de kaçınılmaz bir biçimde bu yönde oldu. açıkçası ben uzaylılarla temas konusunda bu tarz bir bölümleme olduğunu da bilmiyordum. "birinci tür, ikinci tür, üçüncü tür ve dördüncü tür" bu tarz yakınlaşmaların doğasına değil de, yakınlaşılan dünya-dışı varlığın niteliğine göre bir bölümleme yapılıyor diye biliyordum. film için böyle bir şey uydurmuşlarsa ya da benim bilmediğim böyle bir temas kategorizasyonu söz konusuysa, hikâye bunu bilmeyen bana iyi bir bilgi verememiş oluyor. zira hakikî abbey tyler'ın da dediği gibi, dördüncü türden temas "en kötüsü" olsa bile bunun ne derece kötü olduğunu anlayamıyoruz. sadece "en kötüsü" deniyor. tamam da neyin en kötüsü? bir kötü skalası yok ki ortada, superlativusuna göz kırpalım.

    tipik sümer mitolojisine aşinalığım olmasa hikâyeyi de tam çözemeyecektim. baykuş varmış da, sonra büyüyormuş da, kapı açılıyormuş da, içeri birileri giriyormuş da, omuzdan iğne yapıyorlarmış da... mış oğlu mış. ne olduğunu anlamak mümkün değil. muâllâklık üzerine inşa etmişler gişe beklentisini. pazarlama taktiği olarak değerlendirebiliriz, ancak hikâyenin anlaşılması da önemli değil mi? filmden çıkanlar kitapçıya uğrarlar, sitchin kitabı alırlar vs. genel kültürde bir dalgalanma olur. hazır 2012 yaklaşmışken, bu filmi izleyenler de sümer kaynaklı bir felâket senaryosu uydurma telâşına kapılır. heyecan olur, mistiklik kokar. ama tanımıyorlar bu imkânı. ben eminim ki, bu filmden çıkanların bir kısmı exorcist tarzı bir temasın söz konusu olduğunu sanmıştır, sanacaktır. oysa mevzuu başka.

    bir kere hikâyede anlatılan ve gösterilmeyen "gökten gelenler" sümer'deki annunaki pantheonuna denk gelir. hikâyeye göre abbey'in kızını kaçırıp "onu geri vermeyeceğim... ben tanrı'yım" diyen enlil olsa gerek. bu haliyle aslında yeryüzündeki canlı yaratımı işlemini gerçekleştiren kudrettir. mitolojinin esasına bakalım. mitolojiye göre, 450000 yıl kadar önce sitchin'in 12. gezegeni olan nibiru'dan baş-tanrı enlil'in önderliğinde bir altın arama heyeti yeryüzümüze ayak bastı. yanlarında altın araştırmalarında kullanacakları devleri de getirmişlerdi. (bkz: nefilim) gel zaman git zaman çok çalıştırılan, güçleri hor kullanılan bu devler tanrılara isyan edince, tanrılar maymundan bozma insan neslini besleyip genetiğiyle oynayarak homo sapiensi meydana getirdi. hikâye bu yönüyle yunan'daki titanomakhia'yı ve zeus'un titanları yani devleri mahzende çalıştırmasını anımsatıyor. her neyse. bir şekilde filmde gelip de artislenen kudret annunaki. film bize bunu hışırtılı kayıttan sümerce çözümleme yapan siyahî biladerin dilinden çok doyurucu olmayacak ölçüde aktarıyor. baykuş meselesi de, bu tanrıların yeryüzü şartlarına uyum sağlayamadığı için mutlaka bir kamuflaj edinmeleriymiş. eski mısır lahitlerinde tanrıların mutlaka bir yeryüzü kılıfı/üniforması içinde olmasının nedeni buymuş. filmde de baykuş kıyafeti seçilmiş. gerçi şimdi düşününce başka bir şey geldi aklıma, böyle muâllâkta bırakınca seyircide konuyu araştırma arzusu da belirebilir. başta söylediğimi geri alıyorum. şüphelerim var. daha akil olanlar "filmin düşündürme ve araştırtma gibi bir misyonu yok" diyebilir. akilliklerine veriyorum. öyle akilliğin gözü kör olsun, şunu demez: "onca uzaklıktan gelecek kadar teknoloji var ama yeryüzündeki atmosfere ayak uyduramayacak kadar da aciz. baykuşa muhtaç. sen tanrı'sın! sana yakışanı yap!" akil adamlara güvenmem, amatör yorumlara bel bağlarım. dünya görüşüm bu yönde.

    tek bildiğim hiçbir şey bilmediğim değil bu konuda. şunu biliyorum ki, bu film de 2012 sendromundan dolaylı yoldan da olsa mustarip. nitekim 2012 değilse de 2013'te nibiru'nun dünyaya yaklaşacağı söyleniyor. filmdeki dördüncü türden temasları bir de bu açıdan değerlendirebiliriz. bir nevi tanrılar çalıştırmak üzere amele topluyorlar. sen bilmemkaç ışık yılı mesafesinden kalk gel, toprakta altın ara. tasarımın böylesi. sümerli yaratıcı zihin "keşke çok altınım olsaydı" demiyor da, tanrılara atfederek altını kutluyor. şimdikilerin de atalarından bir farkı yok. mcdonalds çocuk menüsüyle, gittikleri filmlerin oyuncaklarını ediniyorlar. koca koca insanlar çocuk menüsü alacak ölçüde küresel sermayenin esiri olmuş ("ha kola mı? diyet olsun" diyor), buna mukabil hâlâ ciddi ciddi 2012'de yok olacağımızı düşünenler var. neyse ki aralarında aklı çalışanlar hafiften çark etmeye başladı, "2012 yok oluş değil, dönüşümün tamamlanması" demiş durumdalar. batıda yapılmış bazı yayınlarda, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da meseleyi "insanlık olarak sevgimizi yitirdik. birbirimize seni seviyorum diyelim, çok geç olmadan" noktasına çekenler var. 2012'de çocuk menüsü satışları artacakmış; obeziteye çare bulamayanlar dünyayı kurtarma sevdasına düşmüş. yazık kere yazık.
  • uzaylı kaçırmasıydı, uzaylı tanrıydı vs. konularda kafa karıştıran film. ancak benim kafama takılan milla'dan o tipsiz veletin nasıl çıktığı, kocasını da gördük. artık sütçü müydü tüpçü mü bilemedim ama kıskandım adamı.
  • öncelikle; genel manasıyla izlenebilir bir film. öyle yok çok kötü, yok çok boktan, izlemeyin etmeyin tarzı bir film değil. izleyin korkmayın.

    --- hafif spoiler ---

    film bize bir kurguyu gerçekmiş gibi sunuyor. kurguyu oluşturan hadise dünya üzerinde bir hayli inanırı olan "alı konulma" hadisesi. film, gerçek olduğunu iddia ettiği kişi ve olayları yine gerçek olduğunu iddia ettiği video ve ses kayıtları ile bize gösteriyor. fakat ben şu linki gördükten sonra "sokarım sizin gerçekliğinize" dedim ; http://www.imdb.com/name/nm2598903/
    eğer kaçırılma olayına inanmıyorsanız büyük ihtimalle bu film sizi inandırabilme yeteneğini gösteremeyecek.

    filmi kendi özelinde değerlendirirsek ; öncelikle şunu belirteyim ben filmi, konusu hakkında hiçbir şey bilmeden izledim. zaten uzun zamandır bir filmi izlemeden önce sözlük yorumlarına bakma gafletine düşmüyorum. buradaki çoğu kişi benim gibi filmi izledikten sonra gelip rahatlama amaçlı buraya fikirlerini karalıyorlar. neyse, ilk başlarda kötü ruhlu, doğa üstü olaylı bir film sandım ben bunu. bu süre içerisinde baya gerildim, tırstım. ama filmi uzaylıya bağladığı an ben de bir kopma, bir rahatlama oldu. açık konuşayım uzaylı, zombi, vampir falan bunlar çoğu türk izleyicisini korkutmuyor. daha kökten daha bize has korku ögeleri gerekiyor. bundan ötürü izlerken "heeaa uzaylıymış mına koyim yaa" şeklinde bir cümle döküldü ağzımdan. yani cinli perili bir film beklerken uzaylılı* çıkınca filmin üzerimdeki etkisi kırıldı. allahtan uzaylıları gösterme hatasına düşmemişler.

    daha sonra gerçek video ve ses kayıtları ile gerilim düzeyi tekrar toparlanma gösterdi. bir süre "nası ya bu gerçek mi" ikileminde kalıp hafif ürpererek izledim filmi. dr. tyler ın çığlıklarını içeren ses kaydı, adamın yatakta havada durması, filmin sonunda dr. tyler ın hipnoz sahnesi (o kadının ağzına noldu lan öyle) falan baya bir dehşete kapıldığım anlar oldu. ama dediğim gibi o linki gördükten sonra bir daha bu film ve anlatmak istediği konu hakkında düşünür müyüm bilemiyorum. büyük ihtimalle düşünmem. eğer amacı para kazanmaksa başarılı, ama amacı birşeyler anlatmak ve insanlarda izler bırakmaksa başarısız bir filmdir kendileri.

    --- hafif spoiler ---
  • izle, geril, irkil ve unut. kendini fazla kasmadıktan sonra film boyunca bu olaylar gerçekmiş gibi izlenebiliyor. yani önyargı ve hata aramaktan uzak izlenirse film izleyiciyi kendisine bağlıyor. ama filmin açıklarını film sırasında ararsanız pek keyif vermez, o yüzden izlerken hakikaten öyleymiş gibi izleyin.
  • şimdi bu filmi seyrettiniz ya,geldiniz acaba ekşi sözlük'te bizim çocuklar ne yazmışlar dediniz ya,muhtemelen filmi internetten indirdiniz ya,hazır bunların hepsini yapmışken sg-1'ı da bir zahmet indiriverin.izleyiverin,10 sezonu bitirmek ne zaman nasip olur bilmem de,bu filmden daha çok şey katacağına eminim.

    ha film nasıldı derseniz,izleyin abi,sonuçta film izlemekteki amacımız vakit geçirmek,bazen mutlu olmak için,bazen eğlenmek,bazen korkmak ve ta kendisini istemek.hiçbir şey kaybedecek değilsiniz,bu sözlükte birileri gelip daha sonra yazacaktır,yarısında çıktığım film,seyrederken uyuyup kaldığım film falan diye,topunun koyun götüne izleyin.ölmezsiniz.
  • feyk manyağı filmler kategorisinde 1 numara olan film.
  • sözde 2000 yılına ait kamera kayıtlarını gerçekliğine inanarak seyredersek korkmamak tırsmamak mümkün değil eğer o kayıtlar gerçek ise bundan sonra geceleri zor uyurum ben söyleyeyim. ama bunların gerçek olmadığı bir pazarlama taktiği olduğu çok açık ve belli neyse. benimse filmde takıldığım nokta başka

    --- spoiler ---

    güya kadının ölen kocası kadınla aynı yataktayken gece uykusunda öldürülmüş. filmin başında güya gerçek kayıtlarda hipnoz sırasında kadın olayın bıçaklanma ile olduğunu söylüyor. biri yatakta yatan kocasını bıçaklayarak öldürmüş. ben adamı kim niye öldürsün madem adamı öldürdü niye kadınıda öldürmedi. kadın olay sırasında kocasının çığlıklarını hiç mi duymadı nasıl uyanmadı diye düşünürken. filmin sonuna doğru birde ne çıksın kasabanın şerifi elinde fotoğraflar kadının karşısına çıkıyor ve bak bu kocan başında kurşun deliği bu da tabancası intihar etmiş. ohaaa ne yani madem olay buydu niye başından beri kadına söylemediniz cesedin başındaki kurşun yarasını görmek yada göstermek için niye bu kadar beklediniz. ayrıca kadının söylediği gibi o anda yatakta ise ve adam silah ile intihar ettiyse kadının bunu bilmemesi imkansızdı. bir insanın uykusu o kadar ağır olamaz herhalde. ha kadın kocasının intiharını kabullenemeyip başka şeyler uydurdu ise çocuğunun kaçırıldığına nasıl ikna olalım.

    --- spoiler ---

    filmi uzaylılara yada doğaüstü şeylere bağlamak yerine dr.abigail tyler ın yaşadığı bir pisikolojik bozukluğa bağlasalardı. mesela kocasını ve kızını kadın öldürmüş olsaydı. bizde bunu filmin sonunda öğrenseydik yaşanan şeyleri geriye doğru bir kurgu ile bize gösterselerdi gerçekten çok güzel efsane bir film olurmuş. böyle çok havada kalmış bir yere bağlanmamış yazık.
  • --- spoiler ---

    o dr. tyler ı oynayan kadını nerden bulmuşlar her an gözü ağzı büyücek kocaman açacak gibi hissettim her gördüğümde.. ilk başta durağan gidiyor film ama sonra sonra o ipnotize edildikçe insanlar yaşanan gerginlik kat kat artıyor.. bide gerçek kayıtlar kullanılmıştır bu filmde diyor milla jojovic ablamız daha da bi korkuyorsunuz.. ben çok korktum bu filmden... rüyama giriyor her gece her gece...

    --- spoiler ---