şükela:  tümü | bugün
  • ordinary decent crimal'la aynı konuyu işleyen film, daha bi ciddi, daha bi karanlık, daha bi gerçekçi
  • buster keaton'ın ünlü bi filmi aynı zamanda
  • buster keaton'in filmindeki lokomotifin de adi ayni zamanda
  • aka: (bkz: nomog geaya)
  • john boorman'in 1998'de cektigi bir film.
    basrolde brendan gleeson oynuyor. jon voight da mevcut.
    basarili bir film oldugunu dusunmuyorum. ciddi olma/eglencelik hos bir film olma arasinda kararsiz kalinmis hissi uyandiriyor. sorun, olacaklari rahatlikla onceden tahmin edebilmeniz degil. zaten boorman da bunu istemis. nitekim filmin son sahnesini, en basta gosteriyor.
    filmde olaydan cok onem verilen sey, martin cahill karakteri. olacaklari tahmin etseniz de etmeseniz de arkaniza yaslanip cahill'in nasil tepki verecegini izlememiz istenmis. ancak verilen karakter hic de ilgi cekici olmadigi ve film boyunca bir gelisme gosteremedigi icin filmi izlemenin pek bir anlami kalmiyor. bir de tahmin edebildiginiz olaylar birbirini tekrarlamaya baslayinca; the general iyice keyif kacirici bir hâle burunuyor.
  • (bkz: martin cahill)
  • buster keaton'ın bu filminin bir önemi de epic bir film olmasıdır. film gerçek bir olaydan yola çıkmıştır. bu film o zamana kadar yapılmış en nesnel tarih yaklaşımına sahiptir. işin garibi de tabi ki bu yaklaşıma sahip olan filmin aslında komedi, dünyanın en komik filmlerinden biri, olmasıdır.

    tarihi irdeleyen başka bir yönetmen için (bkz: d w griffith) , her ne kadar yanlış olsa bile.
  • bol bol tren görüntüsü izleyebileceğiniz, kuzey güney savaşında bir makinistin aşkını ve hikayesini anlatan, nostaljik -siyah beyaz, sessiz-, hafif bir film.
    bugün film festivali bağlamında atlas'taki gösterimi, müziklerini orkestra * canlı çaldığından keyif vericiydi. yer yer sıkıcı olmakla beraber siyah beyaz ve sessiz filmler, bu filmlerde abartılı oyunculuğun ve mimiklerin, sürekli müziğin kullanımı bence çok hoş. insanı olduğu zamandan alıp başka bir zamana götürüyor.
    film festivalinin orkestra ile siyah beyaz film gösterimleri bence kaçırılmamalı, gerek geçen sene damgalı kadın, gerekse bu yıl general müziğin canlılığının verdiği ayrı, biraz büyülü ve nostaljik bir ruh hali içerisinde izlendiler ve bence çoğu filmden bu farklılık yüzünden daha güzeldiler.
  • dispatch grubunun bir şarkısı.
    sözlerini de yazayım tam olsun:

    there was a decorated general with
    a heart of gold, that likened him to
    all the stories he told
    of past battles, won and lost, and
    legends of old a seasoned veteran in
    his own time

    on the battlefield, he gained
    respectable fame with many medals
    of bravery and stripes to his name
    he grew a beard as soon as he could
    to cover the scars on his face
    and always urged his men on

    but on the eve of a great battle
    with the infantry in dream
    the old general tossed in his sleep
    and wrestled with its meaning
    he awoke from the night
    to tell what he had seen
    and walked slowly out of his tent

    all the men held tall with their
    chests in the air, with courage in
    their blood and a fire in their stare
    it was a gray morning and they all
    wondered how they would fare
    till the old general told them to go home
    he said
    i have seen the others
    and i have discovered
    that this fight is not worth fighting
    and i've seen their mothers
    and i will no other
    to follow me where i'm going
    so,
    take a shower and shine your shoes
    you got no time to lose
    you are young men you must be living
    take a shower and shine your shoes
    you got no time to lose
    you are young men you must be living
    go now you are forgiven

    yeah

    but the men stood fast with their
    guns on their shoulders not knowing
    what to do with the contradicting orders
    the general said he would do his own
    duty but he would extend it no further
    the men could go as they pleased

    not a man moved, their eyes gazed
    straight ahead till one by one they
    stepped back and not a word was said
    and the old general was left with his
    own words echoing in his head
    he then prepared to fight

    go now you are forgiven
    go now you are forgiven
    go now you are forgiven
    go

    go now you are forgiven
    go now you are forgiven
    go now you are forgiven
    go oh

    go now you are forgiven
    go now you are forgiven
    go now you gotta be, gotta be,gotta be,gotta be, gotta be, yeah
  • buster keaton'un 1927 tarihli meşhur filmi. sessiz sinema için bir doruk noktası imiş. iç savaş'ı güneylilere kazandırmak ve sevdiği kadının aklını almak üzere treni ile yola çıkan bir makinistin hikayesi. bir çok müthiş trenli takip sahneleri mevcut ve bu sahnelerin nasıl çekildiği de bir muamma.

    tüm kalabalık savaş sahneleri, atlar, trenler nasıl ayarlanmışsa artık, kusursuz işliyor. şunu söylemeliyim ki charlie chaplin'in hiç bir filmi bu kadar komik olamaz, çok kurnazca, gelişini tahmin edemediğiniz, slapstick tabir edilen espriler hem de karakterler üzerine yapılan buluşlar acaip.