şükela:  tümü | bugün
  • john scalzi'nin yaşlı adamın savaşı isimli ödüllü bilim kurgusunun türkçe'ye hayalet tugay olarak çevrilmiş devamı. ilknokta.com'dan iki kitap set olarak %50 indirimle, tek kitap olarak %30 indirimle alınabiliyor. cümle aleme duyurula!
  • serinin ilk kitabı olan yaşlı adamın savaşı'na kıyasla kesinlikle başarısız bulduğum bir kitap olmuştur. bunun en önemli sebebinin de yazarın bariz aceleciliği olduğunu düşünüyorum. sonda yer alan teşekkür notunda kitabın yazılmasının önemli motivasyon kaynaklarından birinin ilk kitabın çok beğenilmesi olduğunu yazmış. e şimdi el insaf lan. millet beğendiği için daha üzerinden bi yıl geçmeden zart diye götünden yeni bi senaryo uydurmaya kalkarsan böyle olur;

    1- bi kere ilk kitapta anlatılan kimi konular bu kitapta da harrfiyen tekrar anlatılıyor, işte akıllı kan şöyle akıllı kan böyle, sıçrama olayı şöyle, koloni bu v.s. v.s. ulan öküz müyüz biz? ilk kitabı okumadık mı? daha ne tekrar tekrar aynı olayları anlatıyorsun.
    2- ilk kitap baş karakterin ağzından anlatılıyor. yani bir tarzı var zaten kitabın. ikinci kitap ise bir dış ses olarak 3. kişinin ağzından anlatılıyor. niye ki? sen hangi seride gördün lan anlatım tekniğinin böyle zart diye değiştirildiğini, misal george r. r. martin'in a song of ice and fire serisine bak, tutup ikinci kitapta öyküyü her bir kralın ağzından anlatsa nasıl olurdu. olmazdı. e sen niye değiştiriyosun.
    3-hocam biz bilimkurgu okuyoruz gerçekleşen kimi teknolojik ve bilimsel olayların aslında olmadığını biliyoruz yani. senin bi takım temel bilgiler üzerine öykünü anlatmana ve ilgi çekici hale getirecek buluşlara yer vermen güzel, zaten bu asgari şey bi bilimkurguda ama bunların götten sallamasyon uzun uzun açıklanmasına gerek yok. yok yani.
    4-ilk kitaptaki düşünsel zenginlik ve olayların ardında yatan felsefi kimi sorular bu kitapta sikindirik ve çok çok az bi sos gibi kalmış. at sikinde kelebek diyim ya da. ki bu bence kitabı katleden en önemli unsurlardan biri.
    5-üstteki eleştirim ekseninde diyebilirimki. kitap boktan bi holivud filmi senaryosuna dönüşmüş.
    6-güzel gidiyoduk ne gerek vardı böyle sıçmaya. martin gibi 20 yılda yazaydın ama iyi yazadın. bak ne oldu şimdi. aynı serinin iki kitabı arasında beni bu kadar uç noktalara fırlatan tek kitap oldu o da ayrı.

    --- spoiler ---

    kitaptan hoşuma giden ender bölümlerden biri ise şu oldu. hayalet tugay askerlerinin ilk gittikleri eğitim kampında elemanlar star wars filmini izlerler ve hepsi direk ışın kılıcı ister!. ve ne yazık ki öyle bir teknolojinin var olmadığını öğrenip hayal kırıklığına uğrarlar...
    bi de ender'in oyunu falan da geçiyor ha.

    --- spoiler ---
  • old man's war kadar iyi olan olan kitap. yok efendim anlatım şekli değiştirilmiş falan. gayet güzel olmuş. sadece belli bir olay değil, olaylar etrafında gelişmiş hikaye. böyle daha iyi olmuş sanki. hatta ilk kitaptan daha çok etkilendiğim bölümler oldu.
    --- spoiler ---

    -özel birliğin eğitimi falan gerçekten çok güzel. özellikle bütünleşme olayına bittim. ne kadar güzel bir şey lan bu beyin dostu. bir kitabı 8 dakikada özümsemek. sonra filmini hemen izleyebilmek falan..
    -son sahnelerinde ise biraz hüzünlendim. ah be zoe üzüldüm sana. ayrıca jared'in durumuna da üzüldüm. keşke silinmeseydi. garip bi şekilde ısınmıştım adama.

    --- spoiler ---
  • john scalzi'nin evren oluşturmada başarılı bir yazar olduğunu gösteren old man's war serisinin ikinci kitabı. ilk kitaptan sonra bu kitapta anlatım tekniğini değiştirmesinin nedeninin öykünün yapısı olduğunu düşünüyorum. ilk kitapta yeni bir evreni, o evrene en az bizim kadar yabancı bir adamın gözünden görüyor, öğreniyorduk. bunda ise artık az çok tanıdığımız bir evrende belirli bir amaç için üretilmiş bir askerin maceralarını okuyoruz. ilk kitap fazlasıyla kişisel bir hikayeyi muazzam bir arka plan eşliğinde anlatmayı hedefliyordu. the ghost brigades'de ise ortadaki mevzu önemli bir askeri-politik komplo. dolayısıyla ister istemez anlatım tekniğini değiştirme yoluna gitmiş scalzi. sonuç ise bence gayet başarılı. ilk kitapta duyulan heyecan kadar olmasa da, yine de meraklandıran ve okuması zevkli bir iş çıkartmış ortaya.
    bir de scalzi'nin rahatlığını seviyorum ben. adamın "ben çok özgün bir kitap yazdım" gibi bir derdi yok. kitabın sonunda esinlendiği hatta bazı durumlarda doğrudan çaldığı işleri sıralaması bunun bir göstergesi. yaptığı işi keyifle yapan bir adam olduğunu anlıyorsunuz kitaplarını okuduğunuzda. gerçekte var olmayan ve belki de hiç var olmayacak teknolojik vs. olayları bu kadar detaylı (bazen hakikaten de bayma düzeyinde) anlatmasının bir nedeni de bu bana göre. adam yarattığı evrende takılmayı, onun hakkında ahkam kesmeyi seviyor.
  • yaşlı adamın savaşı (old man's war) benim en sevdiğim bilimkurgu kitaplarından biriydi. hikayesi olsun, aksiyonu olsun, mizahı olsun, altında yatan felsefesi olsun dört dörtlük bir romandı. fakat hayalet tugay (the ghost brigades) malesef ilk kitabın çoğu yönden çok gerisinde kalmış.

    yaşlı adamın savaşında nasıl üretildikleri, nasıl eğitildikleri ve aslında kim oldukları gizemini koruyan özel kuvvetler askerleri "hayalet tugay" hakkında, bu kitapta daha fazla bilgi sahibi olma fırsatı buluyoruz.

    charles boutin, güçlerini birleştirerek insanoğluna karşı çok büyük bir savaş açıp, insanlığı soy kırıma uğratmak isteyen üç uzaylı ırkına yardım eden, kısaca kendi ırkına ihinat eden bir bir bilim adamıdır. boutin'in uzaylıların gezgenine kaçmadan önce kayıt altında tuttuğu kendi bilincinin, ihanetinin nedenini çözmek için özel olarak üretilen jared dirac adındaki bir özel kuvvetler askerinin beynine aktarılması ile hikayemiz başlar.

    hikayenin ana karakteri john perry değil ve doğal olarak olaylar john perry'nin ağzından anlatılmıyor. anlatım tarzı değişerek 3. kişi ağzıyla anlatım tarzına geçilmiş. kitabın spoiler olur diye arkasını bile okumadan büyük bir heves ile john perry ve jane sagan'ın hikayesinin devam edecek diye ile başladığım için, bu baş kahraman ve anlatım tarzı değişikliği benim için hayal kırıklığı oldu.

    baş kahramanımız jared dirac, john perry gibi komik bir karekterin tam tersine içine kapanık bir kişiliğe sahip olduğu için bu hikayede mizah öğeleri malesef yok. kitabın ana teması olan "bilinç aktarımı" konusu gereğinden çok detaylandırılarak fazla uzatılmış. hikayenin gelişimde aşağı yukarı tahmin edilebilir düzeyde. bu yüzden ilk kitabın yarattığı etkiyi benim üzerinde kesinlikle yaratamadı.

    yinede bir devam kitabı değilde, kendi nezlinde bir bilimkurgu hikayesi olarak kabul edersek iyiydi diyebilirim.
  • ilk kitapdan sonra beklentimi yerle bir eden maalesef seriyi okumaktan beni vazgeçiren devam kitabı. kitap bende öyle bir etki bıraktıki scalzi'den başka bir kitap okurmuyum bilmiyorum.