şükela:  tümü | bugün
  • 1960'lı yılların hindistan'ında, farklı kastlardan bir erkek ve bir kadının dehşetle sonuçlanan aşklarını, kadının çift yumurta ikizi çocuklarından kız olanının gözüyle anlatan bir roman. küçük şeyler (tokalar, portakallıiçeçekler, limonluiçecekler, amerikan filmleri, beta sandaletler, ingiltere'den gelen tobleronelar...), büyük şeyler (dokunulabilirler, dokunulmazlar, mao, sendika, polis, sömürge ruhu...) ve kuşaklar boyu süregiden bir lanet, dil oyunları, çocukluk... uzak bir dünyadan, tanıdık hüzünler.
    (bkz: arundhati roy)
  • hersey , kimin , kime asik olacagini baskalarinin belirledigi zaman basladi
  • hindistanli yazar arundhati royun romani. booker odulu almistir. ayni zamanda deusun ayni adli sarkisina da ilham kaynagi oldugunu dusundugum kitap.
  • gandhi sonrası hindistanın da bir ailenin yaşadıklarını "dehşet"i ayrı yumurta ikizleri olan çocukların gözüyle anlatan, rahel ve estha ile çocukluğun ayırıntılarına kavuştuğunuz, mükemmel kurgusuyla saygı uyandıran kitap.
  • herhangi birine siradan gelebilecek, bir hintli icin hic siradan olmayan kitap... guney hindistan'in tum guzelligi icinde yasak bir ask iliskisi..

    kitabi okumak isteyenlerin, once hint kulturu hakkinda arastirma yapmalari (kisa da olsa) tavsiye olunur.
  • muhtesem bir kurguya ve onlarca vurucu cumleye sahip, cok derin, cok carpici ve ayni zamanda cok yalin bir roman. bir olayi iki cocugun gozunden anlatir. bir trajediyi yaşayan bir bireyi anlatir. flashbacklerle şimdiki zamanın dansinda, trajedi an ve an yaşanırken, olaya dogru adım adım ilerlenir. butun kitap boyunca olayi merak edip durursunuz ama olay olup bittiğinde, aslında trajedinin çoktan yaşanmış olduğu duygusu tüm vucudunuza yayılır.
  • yillar once okudugum, icinden hatirladigim seylerin sadece ilginc karakterler ki ilginc demek yeterli degil, karakterleri anlayabilen kimse yoktu kitapta, garip olaylar ve sonunda ortaya cikan sirlar oldugu kitap.
  • çocukluğun ayak parmaklarının ucuna basarak çıktığı yerde yazılan, o anı; hemen öncesini ve sonrasını fotoğraflayan arundhati roy romanı. pek çok şeye aynı anda bakmasına rağmen hiç sıkıcı olmayan bir kitap; zaman zaman güldüren zaman zaman insanın içini düğümleyen inişli çıkışlı bir anlatım. çocukluğun evreninde, kimin kimi seveceğine aşk yasalarının karar verdiği o cehennemde, acıların iki yüzlülüklerin, kast sisteminin, siyasi hareketin kahredeci samimiyetsizliğinin merkezinde bir rahel, bir estha; bir ammu bir velutha...

    zaman zaman roy'un edebiyat yapayım sevdasıyla boğduğu, akmayan bölümlere de rastlıyoruz ama geneline bakıldığında çok çok başarılı. nasıl klasik kitaplar bittiğinde küçük bir mutlulukla beraber bir keder bırakır; öyle bir şey bıraktı bu kitap bende; bir saudade...

    rahel ve estha'nın yaşanmamış çocukluğuna mı yansam, trajediyle biten bir aşkın ağırlığına mı; yoksa kast sisteminin zavallı insanlara ettiklerini mi. insan olmanın çaresizliği bir kere daha gelip yokladı bedenimu; belki de buralardan pek görünmeyen şu güneyin doğusunda buna benzer ne dramlar yaşanıyor. ya da çok yakınımızdaki behiç aşçı kurtulacak mı? kim bilir? buralardan bakınca ağalı tv dizilerindeki gibi şeyler görünüyor en fazla.

    rahel ve estha'nın eksik çocukluğuna bakarak, çocukluğumun nerede bittiğini düşündüm bir de. ama tam bir çizgi göremedim. ne olursa olsun insan yetişkinliğe geçerken çocukluğun hazinesinden bir şeyleri de yanına almalı ve çocukluk o kadar keskin bir virajla son bulmamalı.

    altını hoyratça çizdiğim yerlere bakacak olursak;

    --- spoiler ---
    "rahel ona hiç yazmadı. yapılamayacak şeyler vardır; tıpkı insanın bir parçasına mektup yazması gibi. kendi ayağına ya da saçlarına ya da yüreğine"

    "çocukluktan erkekliğe geçerken yanına gülümsemesinden başka bir şey almamıştı"

    "onun neşe maskesinin altında, ammu'nun da başkaldırdığı o kendinden hoşnut, düzenli dünyaya karşı canlı, şaşmaz bir öfke beslemiş olmasını umdu."

    "rollerinin içinde tökezleyen, bir başkasının acılarını çeken kişiler. bir başkasının kederlerini kederlenen."

    "kadına dokunurken, onunla konuşamıyordu; onu severken bırakıp gidemiyordu; konuşurken dinleyemiyordu; savaşırken kazanamıyordu"

    "ne de olsa bir öyküyü yıkmak çok kolaydır. bir düşünce dizisini bozmak. bir porselen eşya gibi özenle oradan oraya taşınan bir düşün parçasına zarar vermek."
    --- spoiler ---
  • bir karşı koyuş romanı. bir tarihi kişilerin/kişiliklerin içine yediriş romanı. basitleştirerek çoğaltmanın, çoğaltarak tarihselleştirmenin romanı. küçük şeylerin tanrısı; bir ailenin, bir aşkın, iki çocuğun hayat izlerinde hindistan'ın, dünün ve bugünün o kadar çok yanını, o kadar çok parçalılığını anlatıyor ki. dokunulmazların isyanında, dokunulmazların aşkında, kastların nasıl aşıldığını ve bir devrimin aşkla bağlantısını, bir devrim çabasının hüznünü akıtıyor sayfalarından.