şükela:  tümü | bugün
  • ilginctir ki, the godfather uclemesinde, portakal cok onemli bir yer tutar. tahminimce sicilyanin portakali meshur oldugu icin olsa gerek, bu film serisi bir portakalin bakis acisiyla da izlenebilir. bakiniz the godfather serisindeki portakal olgusu:
    -ilerde michael corleone'e ihanet edecek olan sal karakterini ilk defa gordugumuzde bir portakal soymaktadir, sal ilerde olecektir.
    -woltz karakteri bir sahnede bir sepet portakalla birlikte gorulur, daha sonra adamin atinin kafasi kesilir.
    -don corleone* vurulmadan hemen once manavdan iki tane portakal alir.
    -bes ailenin katildigi toplantida tattaglia ve barzininin onune birer kase portakal konur, bu kisiler olur.
    -ve en onemlisi, vito corleone olmeden once bahcede torunuyla oynamaktadir, soyle ki, portakal kabugundan takma dis yapmistir kendine, sonra o da olur.

    bu olay serinin diger iki filminde de var ve de tesaduf olamayacak kadar fazlalar, hatta ikinci filmden simdi hatirladigim bir sahne, vitoyu isinden eden mahallenin kabadayisi fanucci olmeden once portakal kasasindan bir portakal aliyordu. bu konu kesinlikle arastirilmalidir.
  • kisinin portakala bakis açisini degistirebilen film.

    don vito corleone manavdan portakal alirken tetikçileri farkeder. kaçmaya çalisirken portakallar yere dökülür. portakallarin elinden gitmesi, ondan uzaklasmasi, bir saldiriya ugrayacagini fakat sonunda kurtulacagini haber vermektedir.

    the godfather part3 te michael corleone babalar meclisinde otururken masa birden sarsilmaya baslar. michael`in önündeki portakal sarsintiyla yere düser, michael portakalin yuvarlanarak kendinden uzaklasmasini izlerken, tepeden kursunlar yagmaya baslar. portakal, michael`dan uzaklasmistir, michael saldiridan kurtulmustur.

    vito corleone torunuyla oynarken ölmüstür. ölmeden önceki hareketi de agzina portakal kabugu yerlestirmek olmustur.

    part3 te michael`in düsüp ölmeden önceki görüntüsü incelendiginde elinde tuttugu portakal farkedilecektir.

    babalar meclisinde önüne portakal konan babalar öldürülür.

    part2 de michael`a portakal ikram edilir, fakat almaz. o gece saldiriya ugrar lakin ölmez.

    part2 de fanucci öldürülmeden önce eline portakal alir.

    bu üçlemede portakalla bir sekilde iliski kurup öldürülen daha nice kisi vardir.

    etkileyici sayilabilecek bir diger sahne ise part3`te portakal suyu ile ilgilidir. michael seker komasina girince hemen portakal suyu ister. portakal suyu onu hayata döndürür. kanaatimce bu sahnede michael`in yasamak için ölümlere, düsmanlarinin kanini içmeye mahkum oldugu anlatilmaktadir.
  • stanley kubrick filmi 10 kereden fazla izlemiş ve the godfather'in gelmiş geçmiş en iyi film olduğunu söylemiş. (kaynak: imdb)

    ben ilk seferde anlamıştım keh keh :)
  • yatış pozisyonunda iken gecenin bir yarısı tv'de görür görmez oturma pozisyonuna geçtim ve ortalığı falan toparladım. sanki memleketten baba geldi.
  • the godfather'ın hayatımdaki yeri ben daha seyretmeden önce, hatta ben daha doğmadan önce başlamış. balıkesir'de, 1973'te, annem bana hamileyken teyzem ve babamla birlikte şan sinemasına gitmiş bu filmi seyretmek için. gayet sakin bir kış gecesiymiş. filmden çıktıklarında ise lapa lapa kar yağıyor ve tüm balıkesir karlar altında bembeyaz bir görüntü sergiliyormuş. onlar da kar tanelerinin altında eve kadar şaşkınlık ve neşe içinde yürümüşler. işte o gün bugündür ben daha küçük bir çocukken bile ne zaman kar yağsa ya da ne zaman the godfather'ın müziğine bir yerde kulak misafiri olsak ya da ne zaman the godfather filmi ile ilgili bir muhabbet geçse, annem bu hikayeyi baştan sona tüm detayları ile anlatmaya başlar ve ben de ilk defa dinliyormuş gibi pür dikkat dinlerim.

    the godfather'ı ilk seyrettiğimde trt henüz siyah-beyazdı. çocuktum, ufacıktım, doğal olarak filmden hiç bir şey anlamamıştım ve sadece başındaki düğün sahnesi ile kafamda yer etmişti.

    seneler sonra - şimdiki aklımla - seyrettim bu sinema klasiğini. casting, senaryo, planlar, mekanlar ve müziğin bir filmin içindeki kusursuz uyumuymuş meğerse "baba". vito ve michael'ın bahçede yaptıkları o müthiş diyalogmuş the godfather logosundaki kukla iplerinin sırrı. düğünde şarkı söyleyen kepçe kulaklı, zeytinyağ sesli johnny'i beyaz perdede seyreden frank sinatra'nın neler hissettiğini düşündürüp beni gülümseten filmmiş ve hatta diane keaton'ın julianne moore'a ne kadar benzediğine hayret ettiren ve julianne moore'un da yaşlanınca filmlerde takım elbise ve kravatla boy göstermemesi için dua ettiren filmmiş ayrıca. sicilya'da kısacık bir aşk hikayesiymiş, bir kontak anahtarı ile son bulmuş ve de ilk ben değilmişim portakal kabuğunu ağzıma sokup canavar dişleri yapan. son sahnede "don carleone" repliğini takiben kapının kapanması ve kay'in yüzündeki o donuk bakışla beni oturduğum yerde mıhlayan filmmiş meğerse ve nihayet "ben neden bunca sene bu filmden uzak kalmışım?" diye sordurmuş bana. oysa ki her şey balıkesir'de, sakin bir kış gecesi yağan karla başlamış; ben daha doğmadan önce...
  • filmin dvd-bd baskılarında yer alan, francis ford coppola'nın filme paralel yorumlarını vaktiyle not almıştım. bazı önemsiz beyanları dışında tamamı şöyle:

    1-açılış jeneriğinde filmin adının başına yazarın ismini koyduğu ilk film the godfather olmuş. daha sonra bu gelenekselleşmiş ve dracula, the rainmaker gibi filmlerde de bu geleneği devam ettirmiş.

    2-açılış sahnesinde neyi kullanacağını arkadaşlarıyla görüşerek karar vermiş. onlar patton’daki gibi güçlü bir açılış olması gerektiğini belirtmişler.

    3-marlon brando’nun kucağındaki kedi planda yokmuş. stüdyoda dolaşan bir kediyi marlon’a gösteren coppola olmuş. brando, hayvanları ve çocukları çok sevdiği için sahneye kediyi de dahil etmiş.

    4-coppola, bonasera’yı canlandıran salvatore corsitto’nun brando karşısında ezilmeden gerçekleştirdiği oyunu övüyor. bunun dışında abe vigoda’ya da övgülerini belirtiyor.

    5-coppola, düğün sahnesini kendi geçmişinde gördüğü italyan usülü “football wedding” diye nitelendirdiği düğünlerden yola çıkarak tasarlamış.

    6-clemenza, paulie’den şarap alırken arkada gülümseyerek dans eden kişi clemenza’yı canlandıran richard castellano’nun kardeşiymiş.

    7-tessio’nun ayağına basarak dans eden küçük kız imgesi yine coppola’nın geçmişte düğünlerde rastladığı anlardan birisiymiş.

    8-don’un ofisinde pencerenin dışından gelen beyaz ışık doğal ışık değilmiş. beyaz kağıt ve yapay ışıkla oluşturulmuş.

    9-luca brasi rolünde oynayan lenny montana, bir güreşçiymiş ve marlon brando’nun karşısında oynayacağı için heyecandan titriyormuş. kapı önünde söyleyeceklerini tekrar ettiği sahne doğaçlama olarak filme girmiş. o sahnede montana gerçekten de rolünü unutmamak için söyleyeceklerini tekrar ediyormuş.

    10-ana corleone’yi canlandıran morgana king, sicilya’da iyi tanınan bir jazz sanatçısıymış.

    11-düğün sahnesi, çekim takvimine göre prodüksiyonun ortalarında çekilmiş. çekimler esnasında coppola’ya 2,5 gün süre tanınmış, sürekli kovulma tehditleri gelmiş. bu rahatsız ortamda, normalde akşamüstü çekilen johnny fontane’in şarkı söylediği sahne gordon willis’in yetenekleri sayesinde öğle saatlerinde gibi görünmüş.

    12-johnny fontane karakteri frank sinatra’nın gençliği düşünülerek yazılmış. fontane’in sahnede şarkı söylediği sahnede sohbet eden michael ve kay’in göründüğü bölüm aslında gece çekilmiş. willis, ışıklandırma maharetini bu sahnede de konuşturmuş.

    13-the godfather 62 günde 6,5 milyon dolar bütçeyle çekilmiş.

    14-sahnede arya söyleyen kadın coppola’nın kuzenlerinden biriymiş.

    15-don’un fontane’e kızıp tokat atıp silkelediği sahnede kamera al martino’yu arkadan çekmek zorunda kalmış. çünkü martino, coppola’nın istediği mimikleri bir türlü verememiş.

    16-don, johnny fontane’i ofisinin kapısından uğurlarken arkada görünen kadınlar, çekime uygun davranmamışlar ama bu görüntü komik durduğundan coppola filme dahil etmiş.

    17-nino rota’nın bestelediği müzikleri yapımcı robert evans hiç beğenmemiş. love story’nin tema müziği gibi popüler bir müzik bestelenmesini istemiş. ama coppola rota’nın bestelerinin arkasında durarak bu müziği istemiyorsan beni kov diye blöf yapmak zorunda kalmış. daha sonra the godfather waltz’un son halini 30-40 kişilik bir gruba dinletmiş ve herkes şarkıya hayran kalmış. evans da nihayet şarkıyı kabullenmek zorunda kalmış.

    18-los angeles’taki woltz film şirketi sahnelerini coppola çekmemiş. ikinci ünite yönetmeni çekmiş. arkası dönük yürüyen kişi robert duvall değilmiş ve kamera arkasındaki kişi de gordon willis değilmiş. hagen’ın woltz’la tanıştığı çekim yapılan stüdyo aslında new york’taki don’un ofisinin çekimlerinin yapıldığı stüdyoymuş.

    19-johnny fontane’in alınmadığı film from here to eternity olarak bilinir. mario puzo’nun romanda gerçek olaylara anıştırma yaptığı konulardan biri de budur. coppola, bu bilgiyi kendi adına onaylamıyor.

    20-woltz’un malikanesinde hagen ve woltz’u yürürken gördüğümüz sahnede hagen’ı duvall oynamamış. los angeles’taki dublör oynamış. ahır sahnesi ise new york’ta çekilmiş.

    21-coppola, robert duvall, james caan ve al pacino’dan memnuniyetini dile getiriyor. bunun yanısıra stüdyonun bu isimleri beğenmemesi, hatta gulf & western şirketinin başının bizzat kendisine hakaret ettiğini ama solozzo’nun vurulması sahnesinden sonra üzerindeki baskının bittiğini söylüyor.

    22-ikinci ünite (l.a dış sahneler) çekimlerini william butler gerçekleştirmiş.

    23-hayvanseverler, coppola’ya sürekli kesik at kafasının gerçek olup olmadığını soruyormuş. coppola da onlara bir mektup yazarak at başının bir köpek maması fabrikasından geldiğini ve sanat departmanının buzda bekletmesi sonucu oluştuğunu bildirmiş.

    24-genco olive oil co. binası chinatown’da yapılmış. hala aynı binada genco olive oil co. yazısı dururmuş.

    25-don’un masasında duran anisette, coppola’nın babasının sık sık anisette içmesinden kalan bir anı olarak filme alınmış.

    26-coppola, solozzo’yu canlandıran al lettieri’nin duruşundan ve göğsünün geniş olmasından etkilenmiş. coppola’ya göre bu özellik onun dışında sadece john wayne’de varmış.

    27-don’un solozzo’yla görüştüğü sahneyi yapımcılar hiç beğenmemiş. brando’nun aceleci bir oyun ortaya koyduğunu söylemişler. coppola, yine kovulacağı yönünde dedikodular duymuş. sahneyi yeniden çekmeyi teklif etmiş, yapımcılar bunu da reddetmiş. bu olaylar olduğunda çekimlerin 3. haftası sona ermiş. aslında tantana, büyük patron charlie bludhorn’un marlon brando’yu don corleone rolünde istememesinden kaynaklanıyormuş. coppola’yı kurtaran sebeplerden biri de patton filmiyle aldığı oscar ödülüymüş.

    28-michael’la kay’in ellerinde hediyelerle alışverişten çıktıkları sahne filmin çekilen ilk sahnesiymiş ve polk’s toy store’da çekilmiş. daha sonra göreceğimiz hagen’ın oyuncakçıdan çıktığı sahne de burada çekilmiş. filmin ilk yarısının en kilit sahneleri ilk hafta çekilmiş.

    29-solozzo-luca brasi görüşmesi hotel edison’un barında çekilmiş.

    30-don’un vurulma sahnesinin yüksek açıdan çekilmesi coppola’nın fikriymiş. gordon willis bu fikri tuhaf bulmuş. coppola, hem don’un düşüşünü hem de portakalların yola saçılmasını birarada göstermesinden dolayı bu açıyı tercih etmiş. bu, orson welles’in de tarzıymış.

    31-michael’ın babasının vurulduğunu gazeteden öğrendiği sahneyi george lucas çekmiş.

    32-coppola, richard castellano’nun ikinci filmde de olmasını çok istemiş. brando’nun da ikinci filmin son dakikalarında yer almasını istediğini belirtiyor ama ikisi de olmamış.

    33-hagen’ın solozzo tarafından tutulduğu sahne, bir restoranda çekilmiş. dış sahneler çekilirken müthiş bir fırtına ve kar varmış. coppola, böyle havalarda film çekmeyi daha çok sevdiğini, çünkü doğal efekt oluştuğunu belirtiyor.

    34-coppola, kitapta lucy’nin ameliyatı bölümünü ilk başta gereksiz olarak gördüğünü daha sonra tüm hikayenin aslında böyle yan materyallerden oluştuğunu farkettiğini söylüyor. ama bu tip yan hikayeleri filme almayı da düşünmediğini belirtiyor.

    35-“take the cannoli” sözünü richard castellano’nun eşi ardell sheridan tavsiye etmiş coppola’ya. castellano da bu sözün başına “leave the gun”ı eklemiş. coppola bu kısmı “drop the gun” olarak hatırlıyor.

    36-clemenza’nın yemek yaptığı sahneyi coppola yazmış, mario puzo da düzenlemiş.

    37-deneme çekimlerine coppola, diane keaton’a michael rolünde kiminle beraber oynamayı tercih ettiğini sormuş. keaton’ın cevabı “al pacino” olmuş.

    38-don’un yattığı hastane gerçek bir hastanede çekilmiş. coppola, şüphe unsurunu daha fazla vurgulamak için boş koridor sahnelerinden daha çok çekmesi gerektiğini ama çekmediğini söylüyor.

    39-yapımcılar, al pacino’nun hastane sahnelerindeki hakimiyetinden sonra ona güven duymaya başlamış.

    40-hastane iç çekimlerde george lucas’ın coppola’ya büyük yardımları olmuş.

    41-hastane dış çekimlerinde yakın planda michael ve enzo’nun göründüğü sahneler los angeles’ta ikinci ünite tarafından çekilmiş. uzak planda gösterilenler ise new york’ta çekilmiş. planlardan birinde los angeles’taki binaya new york’taki hastanenin görüntüsü yedirilmiş.

    42-komiser mccluskey’nin arkasındaki polis the french connection’da da rolü olan yapımcı sonny grosso imiş.

    43-don’un malikanesi çekimleri birkaç farklı evde yapılmış.

    44-brando, coppola’ya çekimlerden önce gerçek mafya üyeleriyle tanışmasını ve gözlem yapmasını önermiş. coppola görüşmemiş. ama james caan rolüne hazırlanırken mafyayla görüşmeler ve gözlemler yapmış.

    45-michael’ın solozzo’yu öldürmekle ilgili planını söylediği sahnenin çekiminde coppola ve willis yine fikir ayrılığına düşmüşler. ikilinin anlaşabilmesi the godfather part 2’nun çekimleri esnasında oluşabilmiş. coppola, godfather’ın çekimleri esnasında hep mutsuz olduğunu, herkesin kendisinin karşısında olduğunu söylüyor.

    46-coppola, çekimlerde bir yemek masasının etrafına toplanan aktörlerin ilk doğaçlamaları orada gerçekleştirdiğinden bahsediyor. diğer aktörlerin brando’ya kendilerini ispat etme çabası, brando’nun şakacı kişiliği gibi gözlemlerini belirtiyor.

    47-michael, solozzo ve mccluskey’in arabada geçen sahnesi boş bir stüdyoda arabanın sallanması ve arkadan yapay ışıklar verilmesi yoluyla çekilmiş. coppola, bu sahnelerdeki gordon willis işçiliğini övüyor.

    48-coppola, sterling hayden’ı gizemli ve sıradışı bir oyuncu olarak görüyor.

    49-arabanın köprüde yön değiştirdiği sahne ikinci ünite tarafından çekilmiş.

    50-solozzo’nun öldürülmesi sahnesinin çekildiği restoranın yanında metro durağı olması sahnede duyulan tren sesinin de filme alınması fikrini doğurmuş. coppola, bu sahnenin hem kendisi hem de al pacino için stüdyonun kendilerine onay vermeme fikrinin yıkıldığı sahne olarak görüyor. bu arada al lettieri’nin sicilya aksanı ve oyunculuğunu övüyor.

    51-restoran sahnesindeki tuvalet o restoranın kendi tuvaletiymiş.

    52-coppola, restoranda michael’ın silahını doğrultmadan önce gelen ses efekti için kurgucu walter murch’ü övüyor.

    53-gazete manşetlerinin gösterildiği sahnede coppola’nın babası carmine coppola’nın çaldığı şarkı this loneliness imiş. bu sahnelerde gösterilen cinayet fotoğrafları gerçek olaylarda çekilmiş fotoğraflarmış.

    54-coppola, kasting yapımcısı fred roos’la don corleone rolü için laurence olivier ve marlon brando’yu düşünmüşler. olivier, o dönem hasta olduğu için rolü kabul edememiş, brando ise o dönem queimada ile gündemdeymiş. coppola, yapım şirketine brando’nun adını verdiğinde kesin bir dille reddedilmiş. daha sonra brando’nun oynamasını deneme çekimleri yapması, yapıma karışmayacağına dair sözleşme imzalaması gibi şartlar karşılığında kabul etmişler. deneme çekimleri bizzat brando’nun evinde yapılmış. don corleone’nin yüz ifadesi ve kısık sesi brando’nun kendi fikriymiş. brando, bu filmden alacağı para geciktirilince the godfather part 2’de oynamayı reddetmiş.
    55-yapımcılar, michael rolü için robert redford ve ryan o’neill’ı önermişler. ama coppola, onları sarışın oldukları için tercih etmemiş. coppola’ya göre pacino’nun yüzü doğal bir sicilyalı gibi görünüyormuş.

    56-coppola, michael’a sicilya’da eşlik eden çobanlar rolünde pier paolo pasolini filmlerinde de oynayan franco citti ve birçok filmde oynamış angelo ınfanti’yi övüyor ve şakacı kişiliklerini james caan’e benzetiyor.

    57-apollonia’nın babasını canlandıran saro urzi imiş. onunla michael’ın konuştuğu ve çobanın tercüme yaptığı sahnede altyazı kullanılmadan çeviri yoluyla göstermek al pacino’nun fikri olmuş.

    58-apollonia’nın babasının michael’ı dinledikten sonra omuz kemerini takması bir anlaşma yapıldığını gösteriyormuş ve fikir saro urzi’ye aitmiş.

    59-love theme from the godfather’ı coppola önceleri afrika tarzı bir müzik olarak istemiş. arkaik sicilya tarzı bir müzik olmasını beklemiş. ilk versiyonun arap melodilerine benzemesinden hoşnut kalmamış. nino roya’yla roma’da havaalanında buluştuklarında rota melodinin son ve bildiğimiz halini mırıldanınca coppola da çok beğenmiş.

    60-coppola, önceleri connie rolü için, daha sonra lucy mancini’yi oynayan jeannie linero’yu düşünmüş. yapımcı robert evans’ın da tercihiyle rol, kardeşi talia shire’a gitmiş.

    61-michael ile apollonia’nın düğün sahnesinde çalan şarkıları carmine coppola besteleyip kaydetmiş. coppola, anne ve babasının filmde birkaç yerde göründüğüne dikkat çekiyor.

    62-düğün sahnesinde coppola, pacino’dan dans etmesini ve gelini arabaya bindirmesini istemiş. pacino, dans etmeyi, araba sürmeyi ve italyanca’yı bilmediğini söylese de hepsini yapmış.

    63-apollonia rolü için uzun süre kimse seçilememiş. coppola, güzelliğinden dolayı simonetta stefanelli’de karar kılmış.

    64-kay’in malikaneye gelip michael’ı sorduğu sahne defalarca çekilmiş. coppola, sebebini hatırlayamıyor.

    65-carlo’nun connie’yi dövdüğü sahnenin çekimleri esnasında yapımcılar coppola’nın aksiyon sahnelerinde başarısız kaldığını düşünerek bir yedek yönetmen göndermişler. coppola bu stresli çekimlerde neler yapabileceğini oğlu ve kız kardeşi talia shire’ın doğaçlaması sayesinde bulmuş.

    66-sonny’nin öldürüldüğü sahne için coppola, bonnie and clyde filminin son sahnesinden esinlenmiş. carmine coppola bu sahne için “steal from the best” yorumunu yapmış.

    67-sonny’nin vurulduğu sahnede james caan’ın üzerine yüzlerce maytap bağlanmış. bu sahne hiçbir kaza yaşanmadan tamamlanmış.

    68-tom’un don’la, sonny’nin öldürülmesini konuştuğu sahnenin deneme çekimlerinde başka aktörler 40’tan fazla kez deneme yapmış. robert duvall ise 3-4 çekimde en iyi performansı vermiş.

    69-coppola, büyük oyuncularla çalışmanın yolunu onları rahat ve özgür bırakmakta bulduğunu söylüuyor. brando gibi oyunculara direktif vermesine gerek kalmaması işi kolaylaştıran bir unsurmuş.

    70-coppola, italyan oyuncularla, amerikan oyunculara göre daha rahat çalıştığını söylüyor.

    71-coppola, filmin ekonomik bir film olduğundan bahsediyor. bu kadar düşük bütçeyle, 40’lı yılları ve o yılların abd’sinin corleone ailesiyle oluşan paralelliklerini hepsi işine hakim kişilerle çalışmanın sonucu kotarabildiğini anlatıyor.

    72-çekimleri new york merkez tren istasyonu’nun toplantı odasında gerçekleştirilen mafya toplantısı sahnesinden yola çıkarak seri filmlerin ilk bölümlerinin tazeliği ve orijinalliği ile kendine has olduğundan bahsediyor.

    73-brando’nun toplantı sahnesindeki başarısı stüdyonun onun üzerinde de yarattığı baskısından kaynaklanmış.

    74-michael’ın new england’a gidip kay’le konuştuğu sahne çok sonra çekilmiş. kitapta bulunmayan bu sahnenin görüntü yönetimini gordon willis yerine bill butler yapmış.

    75-don’un ofisi, ilk sahneyle sonlardaki tessio ve clemenza’nın endişelerini bildirmek için geldiği sahne arasında farklılıklar göstermiş. coppola, 40’lı yıllarla 50’li yılların dekor anlayışı arasındaki farkı gösterebilmek için bu düzenlemeye gitmiş. baba’nın masası ve koltuğu şu an coppola’nın evinde bulunuyormuş.

    76-coppola, al neri’yi michael’ın luca brasi’si olarak gördüğünü söylüyor.

    77-las vegas sahnelerinin dış çekimler ikinci ünite tarafından vegas’ta çekilmiş. ama iç sahneler new york’ta bir otelde gerçekleşmiş. otelin girişinde görülen hippiler anlatılan yıl gereği orada olmaması gerekiyormuş.

    78-coppola, ikinci filmde tam söz sahibi olması dolayısıyla bütçe kısıtlaması faktörünün ortadan kalktığı ve çok daha iyi bir prodüksiyona sahip olduğunu anlatıyor. ilk film stüdyonun düşük bütçe anlayışından dolayı kısıtlı alanlarda çekilmiş.

    79-coppola the godfather’ın başarısının kendi hayatını büyük ölçüde etkilediğini anlatıyor. evli, üç çocuklu ve parasız bir insanken bir peri masalında olduğu gibi çok önemli bir yönetmen haline geldiğini söylüyor.

    80-coppola’ya göre fredo’nun filmdeki yaşadıkları empatiyle yaklaşılması gereken olaylardır.

    81-bob towne’nin yazdığı al pacino ve marlon brando’nun bahçedeki sohbeti sahnesini film gösterime girdikten sonra izlerken coppola, bu iki büyük oyuncuyla daha çok karşılıklı sahne çekmediğine pişman olmuş. filmi çekme savaşı verirken bunu düşünemediğini söylüyor.

    82-baba’nın öldüğü sahnede yer alan çocuk çekimlerde kontrol edilemeyince brando, portakal kabuğu şakasını aklına getirmiş. kendi çocuğuna da bu şakayı yapan brando’nun fikrine çocuk da gerçekten korkarak karşılık vermiş. yetersiz ışıkta kısa sürede çekilmesi gereken bu sahnede yapım ekibi sadece iki kameradan oluşuyormuş. sahnedeki domatesler new york’ta olmadığı için chicago’dan getirtilmiş.

    83-mezarlık sahnesinin girişi yapım tarafından kesilmiş, coppola epey emek harcadığı bu sahnenin çıkarılmasına çok bozulmuş ve daha sonra filme yeniden eklettirmiş.

    84-suikast sahneleri kitapta uzun bir yer kapladığından vaftiz sahnesiyle paralel kurguda aktararak sahneyi genişletmek fikri coppola’nınmış. vaftiz edilen bebek coppola’nın kızı sofia coppola’ymış.

    85-vaftiz sahnesinde kilise orgu çalması peter zinner’ın fikriymiş.

    86-moe greene’nin öldürülmesi sahnesinde aktörün gözlüğüne iki farklı tüp konulmuş. kan, o tüplerin birinin patlamasıyla akmış.

    87-kiliseden çıkarken bebeği öpen kadın coppola’nın annesiymiş.

    88-coppola, abe vigoda’nın son sahnesindeki mimik performansını çok başarılı buluyor.

    89-stüdyo ilk başta filmi 2 saat 15 dakika olarak tasarlamış. coppola’ya filmi bu süre için kurgulamasını söylemişler. coppola da 2 saat 20 dakikalık bir kurgu hazırlamış. ama daha sonra robert evans, filmi o haliyle beğenmeyip 2 saat 45 dakikaya onay vermiş.

    90-michael’ın çakıllı yolda yürüdüğü sahne dean tavoularis tarafından özellikle hazırlanmış. çakıllar, michael’ın geçirdiği evrimi de temsil ediyormuş.

    91-coppola, filmin son kurgusunu hazırlarken the french connection vizyona girmiş. coppola, o filmi izlediğinde the godfather’ı karanlık, sıkıcı, uzun ve birkaç adamın masa etrafında konuştuğu sahnelerden ibaret bir film olarak görmüş ve başarısızlıktan korkmuş. ama the godfather kendi kimliğini yaratan bir film olmuş.

    92-coppola, puzo’ya övgülerinden sonra onu çok özlediğini belirtiyor.

    93-insanlar the godfather’ın başarısının sırrını sorduğunda coppola, bütün ekibi tek tek övdükten sonra ben sadece onları seçtim diyor.
  • --- spoiler ---

    amerigo bonasera - amerikaya güveniyorum. servetimi amerika sayesinde yaptım. ve kızımı da bir amerikalı gibi yetiştirdim. ona özgürlük verdim ama ailesinin onurunu zedeleyecek bir şey yapmamasını öğrettim. italyan olmayan bir erkek arkadaş buldu. onunla beraber sinemaya gitti. geceleri geç geldi. karşı çıkmadım. iki ay önce diğer bir erkek arkadaşıyla kızımı gezmeye götürdüler. kızıma viski içirmişler. ve sonra ondan faydalanmaya kalkmışlar. kızım karşı koymuş. ve onurunu korumuş. bu yüzden onu bir hayvan gibi dövmüşler. hastaneye gittiğim zaman gördüm ki burnu kırılmış, çenesi parçalanmıştı. çene bir telle tutturulmuştu. çektiği acı yüzünden ağlayamıyordu bile. ama ben ağladım. neden mi ağladım? o benim hayatımın ışığı idi. çok güzel bi' kızdı. ama asla bir daha güzel olamayacak. üzgünüm. ben iyi bir amerikalı gibi polise gittim. iki çocuğu mahkemeye çıkardılar. yargıç onları üç yıl hapse mahküm etti. ama daha sonra cezalarını erteledi. cezalarını erteledi! yani o gün ikisi de serbest bırakıldılar. mahkeme salonunda aptal gibi kalakaldım. ve o iki serseri bana bakıp gülümsediler. o zaman karıma dedim ki "adalet için don corleone'ye gitmeliyiz".

    vito corleone - neden polise gittiniz? neden daha önce bana gelmediniz?

    ab - benden ne istiyorsunuz? herşeye razıyım. ama sizden istediğim şeyi yapın.

    vc - neymiş o?

    ab - o iki serserinin ölmesini istiyorum don corleone.

    vc - ben bunu yapamam.

    ab - size istediğiniz her şeyi veririm.

    vc - seninle yıllardır tanışırız. ama sen ilk kez bana bir şey danışmak ya da yardım istemek için geliyorsun. beni en son ne zaman bir fincan kahve içmek için evine çağırdığını hatırlamıyorum. karım tek çocuğunun vaftiz annesi olmasına rağmen. bence artık dürüst olalım. sen dostluğumu asla istemedin. ve bana borçlanmaktan korktun.

    ab - başımın derde girmesini istemiyordum.

    vc - seni anlıyorum. sen amerika'da cenneti buldun. işin iyiydi. iyi para kazanıyordun. polis seni koruyordu ve mahkemelerin yasaları vardı. benim gibi bir dosta ihtiyacın yoktu. ama şimdi yanıma gelip bana "corleone; adaleti sağla" diyorsun. ama bunu saygıyla yapmıyorsun. dostluğunu önermiyorsun. bana "baba" demek bile aklına gelmiyor. onun yerine kızımın evlendiği gün evime geliyor ve benden para karşılığı cinayet işlememi istiyorsun. değil mi?

    ab - senden adalet istiyorum.

    vc - bu adalet değil ki. senin kızın hala hayatta.

    ab - o halde acı çeksinler. onun çektiği gibi. bunun için ne ödeyeceğim?

    vc - bonasera; bonasera... bu kadar saygısızca davranman için sana ne yapmış olabilirim? eğer bana dostça gelseydin kızını mahveden o serseriler hemen acı çekmeye başlamış olurlardı. eğer senin gibi dürüst bir adam tesadüfen düşman kazansa bile onlar da benim düşmanım olurdu. o zaman senden korkarlardı.

    ab - dostum olur musun? baba...

    vc - güzel... bir gün -tabi o gün hiç gelmeyebilir- senden benim için bişey yapmanı isteyeceğim. ama o güne kadar bu adalet meselesini kızımın düğününde bir armağan olarak kabul et.

    ab - grazie grazie baba!

    vc - prego

    ...

    vc - bu işi şeye ver, clemenza'ya. güvenilir adam istiyorum. yani heyecana kapılmayacak adamlar. bizler cani değiliz. yani şu cenazeci öyle dese bile.

    --- spoiler ---

    *
  • dvd, vcd pazarlayan internet sitelerinin "bunu alan bunu da aldı" listelerine türkçe ismiyle koymamaları gereken bir film.
  • izlemesem bile yayınlandığı kanalı açık tutarak saygılarımı sunduğum kutsal film.
  • roman, balzac'in su sozleriyle baslar : "her buyuk servetin arkasinda bir suc gizlidir."