şükela:  tümü | bugün
  • flaming lips in sounduyla senlenmis chemical brothers parcasi, klibi ise akillara durgunluk verecek sekilde tasarlanmis sirin mi sirin bir o kadar da lezizdir, fotokopi makinesinin uzerinde duran donut yorumu ancak bu kadar yaratici olabilir *
  • hayatımda izlediğim en iyi videolardan birine sahip şarkı. bir müzik bir klibe bu kadar mı uyar diye soruyorum izlerken. aşırı mutluluk verici. (bkz: come with us) üstüne üstlük the flaming lips de şahane.
  • koşup yeşil alanlara gitme isteği veren şarkı. mesai saatleri içerisinde dinlenip, üstüne de klibi akla gelince insanın kendini salıveresi geliyor.
  • leto ii'nin (bkz: dune) insanligi icine soktugu evrimlesme ve olgunlasma sureci.
  • ` :the chemical brothers ` ` :the golden path `

    as i walked along,
    the supposed golden path,
    i was confronted,
    by mysterious spectres.
    they pointed to the graveyard,
    over and yonder hill.

    i paused in cosmic reflection,
    confused and wondering,
    of how i came to die.

    hmmm..
    i was confused.
    for if i was dead,
    how and why,
    did i die?

    but i composed myself.
    and decided i should face it

    but i stood paralyzed,
    on the supposed golden path,
    and i was confronted,
    by powerful demon force.

    they said it was the devil,
    and when he spoke,
    his words flowed like glowing lava from the mouth of a volcano.
    and i said: help me lord!
    i found myself in some kind of hell!
    but i did not believe in him,
    heaven and hell,
    world in opposites, kind of reality.

    and i gained control of myself,
    and i decided to press on.

    and as i walked along,
    the supposed golden path,
    i was trembling with fear,
    oh the lions and wizards yet to come.
    i seen in the distance,
    silver mountains rising high in the clouds
    and a voice from above did whisper,
    some shining answer from the moon.

    please forgive me,
    i never meant to hurt you.

    please forgive me,
    i never meant to hurt you.

    please forgive me,
    i never meant to hurt you.

    please forgive me,
    i never meant to hurt you.

    please forgive me,
    i never meant to hurt you.

    (as i walked along)
    please forgive me, (as i walked along)
    i never meant to hurt you. (as i walked along)
    (as i walked along)

    (as i walked along)
    please forgive me, (as i walked along)
    i never meant to hurt you. (as i walked along)

    please forgive me,
    i never meant to hurt you.

    (bkz: sözlerini de yazdım tam oldu)
  • 1986 yapımı bir amiga oyunu. tür olarak arcade adventure ve 32 renkli grafikleri ile bir efsane idi.
  • sandworms of dune ile ne olduğu tam olarak anlaşılabilecek olan insanlığın sona hazırlığıdır...
  • brian and the pinky ne derse desin, nasıl senaryolar yazarsa yazsın, ne olduğu frank herbert'ın orjinal serisinde açık açık söylenmiş olan şeydir.

    --- spoiler ---

    insanlık bir daha hiç bir zaman yokolma tehlikesiyle karşılaşmayacak ve hiç bir zaman tek bir gücün himayesine girmeyecektir. orjinal serinin sadece ilk kitabını okuyan bir kişi bile anlayacaktır ki; spice'a gerek kalmadığı, uzay yolculuklarının bilgisayarla yapıldığı, ama bilgisayarların insanları görmesinin genetik olarak engellendiği ve gene de spice kullanmak isteyen varsa yapay olarak da üretilebildiği bir evrende bunun gerçekleşmesi oldukça olasıdır.

    bir de oğlunun yazdığı altın yol'a bakın; insanla robot birleşiyor, vay be! kurgunun kompleksliğine bak, beynim çatallandı(!).

    --- spoiler ---
  • bbc'nin "the secret life of chaos" belgeselini izlememle birlikte evrenin dokusuna zaten hali hazırda işlenmiş olduğunu farkettiğim yol... halihazırda var mıydı ya da birşeyler tarafından işlendi mi bilemeyeceğim artık. :)

    yani : kendine geri beslemeli en basit sistemin bile, geçecek olan uzun zamanın (çevrim sayısı) ve sisteme giren verinin büyüklüğü (alt seviyelerdeki belirsizliği büyüklük olarak da addedebiliriz) yüzünden bir süre sonra mutlak tahmin için tamamen öngörülemez olması...

    dikkatli düşünecek olursak hatırlarsınız : dune serisinde aslında en büyük felaket, geleceğin gereğinden uzun süreler boyunca öngörülebilmesi olarak tanımlanırdı. dolayısıyla altın yol aslında 2. leto'nun da belirttiği gibi evreni geleceğin mutlak olarak öngörülemeyeceği bir evrene dönüştürmek idi.

    bu hedef son derece de insancıl zaten... düşünsenize, her zaman aynı doğaya sahip olan, doğru kararı vermek için her zaman aynı akıl yürütmeyi kullanabileceğiniz bir evren mi, yoksa belli ve elle tutulur öngörüleriniz olmakla birlikte hiç bir seçimin birbirinin tamamen aynı olmadığı, her anın az veya çok kendince eşsiz olduğu bir evrende mi yaşamak daha eğlenceli olur ?

    aşağıdaki dileğinde leto ıı.'ye katılmamak pek de mümkün değil gerçekten :

    "a universe full of suprises, that is what ı pray for."
  • paul atreides'in korkunç amaç olarak tanımladığı, uğruna ödeyeceği bedel için asla cesaret edip adım atamadığı, oğlu imparator tanrı'nın ebedi yalnızlık ve acılar çekerek insanlığı yok olmaktan kurtardığı süreç.