şükela:  tümü | bugün
  • cbs 'in salı gecesi primetime dışına koyduğu yeni dizisi lost room dan yada er dan kolaylıkla hatırlanabilen julianna marguliesbaşarılı ama kocası tarafından boynuzlanan bir avukatın özel ve iş hayatında geçen olayları canlandırıyor.
    kocası olarak law & ordfer ve sex and the city den hatırlanabilecek olan chris north karısını aldatan ve sex scandalları ile haberlere çıkan şikago başsavcısını , patronu rolünde christine baransky (mamma mianın tanyası) oynuyor.

    dizinin temel fikrinin son yıllarda eşlerini aldatan amerikan politikacılarından esinlendiğini ( john edwards, mark sanford, john ensign ve son olarakda eliot spitzer gibi ) ve spitzerın beraber olduğu hayat kadının kitabından alıntı ile dizinin başladığını söyleyebiliriz.
    ilk bölümler joe morton david paymer gibi tanıdık simaları olan konuk oyuncular ile başlayan dizinin devamlı olabileceği tartışılabilir bir durum.
  • son derece sessiz, sakin, gösterişsiz ama derinden ilerleyen bir dizi. duyguların çoğunun söylenmeyen sözlerde ve etkileyici yakın plan çekimlerinde olması çok başarılı. umarım tutulur ve sürer. julianna margulies de acilen er'da bolca görülebilecek o muhteşem buklelerine geri dönmelidir.
  • yeni sezonun ratingi en yüksek dizilerindendir. diğer hukuki dramaların aksine benim gözlemlerime göre davalara direkt dalarak zaman zaman anlaşılması zor bir hal alıyor. yine de alicia'nın özel hayatının da dizide büyük yer tutması ve bu hayatın genelde mağdur ama güçlü kadın sahnelerinden oluşması dizinin hukuki dramalardan hoşlanmayan seyircilere de (özellikle kadınlara) ulaşmasını sağlıyor ve başarısı da aslında buradan geliyor. ama bana göre dizinin asıl yıldızı kalinda rolündeki archie panjabi'dir. muhteşem karizmasıyla muhteşem bir karakter izletiyor bize söz konusu oyuncu.

    kısacası güzel oyunculuklara bir kadının dramını ve klasik hukuki dramalar tarafından sunulan ahlaki ikilemlerin seyirci üzerinde yarattığı kendini sorgulama güdüsünü eklersek bu diziyi elde ederiz. bu formülün de tutmaması zaten düşük bir ihtimaldir.
  • 22 ocak'tan itibaren dizimax'te yayınlanmaya başlayacak dizi.
  • evin küçük oğlunun anneye asilik gösterisi için müslüman ilahi cd si dinlemeye başladığı dizi.(ilk sezon bölüm 9)

    oyunculuklar oldukça başarılı farklı bir perspektiften mağdur olan kadının aslında ne kadar güçlü olabileceğini gösteren ,dışardan ahkam kesmek kolay ama bak başka hesaplarda var yaşayanlariçin dedirten dizi. golden globe da ödül aldı aynı zamanda.

    http://www.youtube.com/watch?v=5wwjxjqcvii
  • aslında avukatlı, davalı vs. dizileri hiç sevmememe rağmen zevkine çok güvendiğim bir arkadaşımın tavsiyesiyle seyretmeye başladığım ve sürükleyici bulduğum dizi. neyi sürükleyici bulduğumu da tam olarak anlamıyorum, bölümlerdeki dava sahneleri de oldukça az. sonradan farkettim ki tony scott ve ridley scott bu işe para yatırmışlar. bu adamlar işlerini biliyorlar.
  • the guardian havası var biraz, ama the guardian kadar karanlık olmadığından onun kadar iyi değil, tabi bu dizinin harika olmadığı anlamına gelmiyor. iyi bir hukuki drama özleyenleri, gayet memnun edebilecek bir dizi.
  • christine baranski dışında, ki kendisi diane lockhart karakterini oynuyor, casting'i iyi seçilmiş. bu kadın da iyi ama daha önceki işlerinden simasına bir gıcığım var galiba bilemedim. will gardner'i oynayan josh charles daha önce in treatment'ta çift terapisine gelen koca rolündeydi, orda çok iyiydi, burda da gözümüzü şenlendiriyor. baş hatun er'in kıvırcık güzeliydi zaten george clooney'in sevgilisiydi. daha çok sex and city'deki mr. big karakteriyle tanıdığımız chris noth her ne kadar guest star olarak anılsa da dizinin bildiğin starlarından biri. 7-8 bölüm görünen gıcık başsavcı lost'tan mib. e daha ne olsun. böyle bilindik dizilerden tanıdık yüzleri görmek ister istemez sevdiriyor diziyi.

    ancak, ufak tefek düzenlemelerle daha çok seyirci toplayabilir. ilki bana göre alicia florrick'in mimiksiz olması, botokstan kalkmış kaşları neredeyse tüm bölümlerde kıpırdamıyor, ve gözlerini daha da donuklaştırıyor. kadının gamzeleri olmasına rağmen sadece bir bölümde görebiliyoruz o da gayet naif bir gülüş esnasında. konuşması oldukça donuk, ve sırtında kamburu varmışçasına hep bir ezilme modunda. kalinda da bu direktiflerden nasibini almış, çokça taş olmasına rağmen önemsiz sahnelerde bile sürdürdüğü gizemli konuşması bir süre sonra sıkıcılaşmaya başlıyor.

    ancak fbi'ın bile çözemediği davaları çözme ve çürütmede olağanüstü yetenekli karakterlerin cirit attığı, mahkeme sahnelerinin gayet başarılı olduğu hani şu telaffuz etmeyi çok sevdiğimiz "objection" gibi söylemleri bol bol duyabileceğimiz izlemesi keyif ve heyacanlı bir dizi kendisi.
  • minik minik the guardian tadı veren dizi. hani neredeyse ondan bile iyi diyeceğim...
  • türkçe'ye iyi eş olarak çevrildiğinde aynı hissi vermeyen böyle anıt gibi bir tanım. insanın annesine bakıp hükümet gibi kadın dediği anları çağrıştırır.

    ben de haksızlığa uğramış bir kadın algısı da yaratır. herşeye rağmen.. the good wife.