şükela:  tümü | bugün
  • 24 temmuz'da seçilmiş salonlarda ve netflix'te vizyona girecek cambridge analytica/facebook skandalını farklı açılardan anlatan belgesel.

    fragmanı çıkmış: the great hack

    ayrıca oscar ödüllü the square* belgeselinin yapımcılarının elinden çıkmış.
  • netflix'te bugün gösterime giren belgesel. türkiye'de kimsenin umrunda olacağını zannetmiyorum ama abd ve ingiltere'de oldukça ses getireceğini düşünüyorum. son bir iki senedir konuşulan konuları toparlamışlar ve cambridge analitica gibi şirketlerin çalışanlarını yetkililerini de belgesele dahil etmişler.

    çok değerli bir belgesel olmuş.
  • güçlü organizasyonların dünyayı nasıl şekillendirdiğini görmek açısından muazzam olmuş. bildiğimiz konuştuğumuz paylaştığımız konular fakat işin içeriğinde ki beyin takımının ülke seçmenlerini nasıl kukla gibi oynattığı fikri inanılmaz. bağımlıyız inanılmaz derece bağımlıyız, sosyal medya hesaplarımızı kapatmak telefonları çöpe atmak bile işe yaramaz, bir kere bu ağın içine girdik ne yaparsak yapalım çıkamayız.
  • az önce bitirdiğim belgesel. sadece facebook ve cambridge analytica üzerinden dönen bir belgesel ve gerçekleri görmek için yetersiz olduğunu düşünüyorum. çünkü facebook kadar, hatta daha da tehlikeli başka bir firma varsa o da blis adlı şirkettir. ca'dan ve fb'dan kat kat tehlikelidir çünkü şu an bile siz hiç bir yere üye olmasanız da sizinle alakalı anlık veriyi çekebilirler ve çekiyorlar. bizim türkiyedeki şirketler de kimse veri falan sormuyor diye çatır çatır kullanıyorlar. nasıl mı? şöyle, siz avm'ye gidiyorsunuz, kat kat, dükkan dükkan geziyorsunuz, sizin durduğunuz yerlere kadar hepsini bu şirket kaydediyor ve firmalara sizin rakiplerinin mağazalarında nerelerde durduğunuzu, hangi katta konumlanırlarsa nasıl daha iyi olabileceği, çocuğunuzunu ne zaman doğuracağınız ve regl olduğunuzda hangi marka pedi tercih edip hangisini hangi koşullarda tercih edeceğinize kadar tüm veriyi işliyorlar. şahsi, yerel, facebook'un girmediği küçük yerlere girip dataları böyle işliyorlar. yani tehlike büyük ama yapacak bir şey yok.
  • şuan bunu yazarken bile kendime dair data point kassam da yaşadığımız çağın ne kadar korkutucu ve ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seren bir belgesel.

    olaylar olurken olabildiğince olayın içinden kişilerle anlık gelişmelere verilen tepkileri görmek güzel bir deneyimdi fakat bu denli büyük suçlar işlemiş insanların sokaklarda rahat rahat gezmeleri ve bu tip suçlar için bir yasanın olmamasından kaynaklı elden bir şeyin gelmemesi durumun vehametini gözler önüne seriyor.
  • geçtiğimiz yıllarda yaşanan cambridge analytica skandalını ve bu süreçte etkin rol oynamış isimlerin başından geçenlerini anlatan, kişisel verilerimizin önemini ve bunların bizim kararlarımızı etkilemek için nasıl kullanıldığını harika bir şekilde aktaran belgesel.

    belgeseli izlerken kendimi bir hiç olarak hissettim. kararlarımızı etkilemek için kendi verilerimizin bize karşı kullanılması ve bunların işe yarıyor olması fazlasıyla ürkünç. bunu gerçekleştiren insanlar ise yaptıklarını gayet normal bir şeymiş gibi anlatıyor. daha da üzücü olan ise dünya çapında bu kadar gündem olmuş skandalın ana mimarlarının "ciddi" cezalar almaması.
  • içten içe hep bildiğimiz veri manipülasyonunun siyasi kısmını gözler önüne seren netflix belgeseli. üstte bir arkadaş durumun avm’lerdeki ayağından bahsetmiş. eski bir mağaza yöneticisi olarak diyebilirim ki bu doğrudur. yüksek profilli markalar size artık ufak indirimler verme vaadiyle sizi kendi isteğinizle datalarına kaydediyor. zaten sayaç sistemleriyle sizi kısmen analiz ediyorlardı, şimdi de yeni kişisel verilerin korunması kanununa uygun olarak analiz ediyorlar. hiçbir büyük ölçekli şirket sizin eğilimlerinizi anlamadan büyüyemez. siz eğilimlerinizi onlara teslim ettiğinizde ise sadece şirketi büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda kalan ömrünüz boyunca farkında olmadan iradenizi teslim etmiş oluyorsunuz. bu belgesel de bunun kanıtıdır.
  • güzel belgesel olmuş ama yalnız o kayzer karısı var ya! satıcının önde gideni. hayatı onu bunu satmakla geçmiş, müthiş yalancı bir kişilik. tam bir sosyopat. öyle güzel yalan söylüyor ki gözünü bile kırpmıyor. bakın izleyin, mark bile yusuf yusuf oldu soruşturmada ama bu nasıl rahat mahkemelerde. kesinlikle ruslarla anlaştı, yalan söylüyor. o kadının gözü göz değil.

    not: yalnız millet yukarıda nasıl da entelektüel takılmış benim entry’e bak ahah.
  • dün itibariyle izlediğim netflix yapımı cambridge analytica skandalını anlatan belgesel. aslında işin öznesi cambridge analytica olsa da bu belgesel temel olarak dijital veri ve manipülasyon ilişkisi üzerine çekilmiş.

    belgeselde dijital verilerin trump'ın 2016'daki başkanlık seçimlerinde olsun, brexit oylamalarında olsun ve birçok şeyde ne kadar olağanüstü durumlar oluşturmaya fırsat tanıdığını ve verileri kullanarak manipülasyonun alasını yapabildiğiniz örneklerle gösteriliyor. ayrıca muhbir olarak bu işleri itiraf eden insanların da yaşadıkları sıkıntıları görebiliyorsunuz. can güvenliğinden dolayı ömür boyu tayland'da yaşamaya karar vermiş ve akıl sağlığı pek yerinde olmayan cambridge analytica'da üst düzey yönetici olan insanları görüyoruz.

    aslında muhbir olaylarını biz daha önce julian assange ve edward snowden ile birlikte görmüştük. lakin ulusal meseleler artık daha küresel hale geliyor. dijital manipülasyon artık mesleki bir hal almaya başlıyor. bu belgeselde de temel olarak anlatılmak istenen bu. şu an buraya yazdığım bu yazı dahi google chrome'da senkronize edilmiş kullanıcımın verileri arasına ekleniyor. microsoft'un sitesinde gezerken yaptığınız mouse hareketleri kaydediliyor ve niceleri.

    muhittin topalak from kazlıçeşme şimdi bize uzaklardan dedim dedim inanmadınız bak noldu şimdi diyordur gülerekten...
  • cambridge analytica olayını anlatan netflix yapımı belgesel.

    belgesel kişisel verileri kullanarak insanların nasıl manipüle edildiğini ve edilebileceğini gözler önüne seriyor. belgesel, medyada çıkan haberleri arka planlarıyla birlikte derleyerek izleyiciye sunuyor. ancak yanlı bir tarafı var bana göre. facebook ve diğer sosyal medyaları da 1-2 cümle ile eleştirse de aşırı derecede cambridge analytica’ya yüklenerek, bu firmayı günah keçisi ilan ediyorlar. aslında veri analizi yapan her firma gibi bu insanlar da facebook uygulamalarını kullanarak veri toplamışlar. illegal bir hackleme, sisteme sızma vb. hiçbir fiil yok bu adamlarda. adamlar o zamanlar bir facebook uygulamasının elde edebileceği bütün verileri elde etmişler. burada asıl problem, bu gibi binlerce facebook uygulamasının, milyonlarca kişinin verisini zaten almış durumda olması. bunun üzerinde hiç durulmuyor.

    bir diğer mesele ise, batının iki yüzlülüğü: belgeselde brittany kaiser kurulun önündeki konuşmasında bu hizmetin ingiliz hükümetinin bilgisi dahilinde ihraç edildiğini söylüyor. yani cambridge analytica daha önce pek çok seçimi manipüle etmiş ve belki de bazısı o günkü “demokrat” hükümetin işine gelecek şekilde olmuş. bunun yanında ortadoğuda “düşmanlara” karşı kullanılmak üzere de hizmet vermişler.

    ama ne zaman ki işin içine cambridge analytica ile aynı yöntemi “batıya” karşı kullanan rusya girmiş, ne zaman ki “batının” işine gelmeyen şekilde brexit ve abd seçimleri manipüle edilmiş o zaman cambridge analytica bir anda canavara dönüştürülmüş. zaten bana kalırsa yaklaşan 2020 abd seçimlerinde bir propaganda malzemesi olarak aceleyle çekilen bir belgesel bu.

    gelelim veri manipülasyonuna: belgeselde “insanlar manipüle edildiklerini kabul etmek istemiyorlar ama manipüle ediliyorlar” gibisinden bir laf ediyor profesör olan. tabi ki her insan bir dereceye kadar manipüle edilebilir. buna kesinlikle katılıyorum. ama entelektüel bir derinliği olan, okumuş ve en önemlisi kritik-analitik düşünebilen insanların bu tip sosyal medya manipülasyonlarıyla bu denli yönlendirilebileceğini düşünmüyorum.

    son olarak veri manipülasyonu ve demokrasi: demokrasinin en zayıf noktası olan nicelik, veri manipülasyonu gibi bir silahın karşısında çaresiz. önceden de insanlar tv, gazete, radyo, afiş ve mitingler ile kitleler halinde manipüle edilebiliyordu. ancak bugünkü manipülasyonun en büyük farkı karşısındakini bir kitle olarak değil de, bir birey olarak ele alması ve bu birey hakkında bildikleriyle onu çok çok daha kolay manipüle edebilmesi.

    bu manipülasyona karşı en iyi silah tabi ki eğitim ve kritik-analitik düşünme. sosyal medyadan elini eteğini çekmek, mikrofona kameraya bant yapıştırmak gibi çözümler komik denebilecek düzeyde başarısız. kritik analitik ile ilgili olarak: bu konuda ingilizce pek çok kaynak bulabilirsiniz. türkçe kaynaklar oldukça kısıtlı. şaşırdık mı? hayır. ama fikir edinebilmeniz için şöyle bir site önerebilirim:
    http://www.kritikanalitik.global/…-basla/kad-nedir/