şükela:  tümü | bugün
  • benim için yaşayan en önemli 3 deha/ yönetmenden (auteur) biri olan chan-wook park'un cannes 2016'da yarışacak son filmi. bazı kaynaklarda filmin ismi agasshi olarak geçiyor bu arada. meraktayız elbet.

    yaynlanan ilk fragmana buyrun the handmaiden
  • sarah waters'ın fingersmith romanından uyarlama. bbc yapımı dizisi de çevrilmişti.
  • henüz izlediğim film.

    senin yapacağın işi sikiyim chan-wook park

    (bkz: reserved)
  • asıl adı ah-ga-ssi olan film.

    (bkz: ah-ga-ssi)
  • başrol kim min hee'nin şu an 30 yıldır evli olan yönetmen hong sang soo ile yasak aşk skandalı yaşamasının daha çok konuşulduğu filmdir. bazıları eğer bu skandal olmasaydı, filmin aktris için büyük bir dönüş noktası olabileceği düşüncesindeler, ne kadar doğru bilemeyeceğim, oyunculuk tarzını pek sevdiğim birisi değil nitekim. bir de bu hanım ablamız kore'nin en yakışıklı erkeklerinden biriyle de çıkmıştır (bkz: jo in sung) gerçek hayatta çok etkileyici ve seksi biriymiş, baktığı erkek kurtulamazmış diyorlar bir de.

    (bkz: bilmem ben öyle duydum)
  • chan-wook park 'ın izleyenler için, şehveti doruklarına kadar yaşattığı muhteşem filmi. nasıl bir entrikadır öyle... filmde yönetmen insanın içine girip bütün (kötü) özelliklerini, perdenin karşısın da duran izleyicinin suratına fırlatıyor.

    değerli yönetmen filmi izleyenler için ıslak pipi ve kuku bırakmamak için ant içmiş gibi...
  • sanat eseri bu film. sanat nedir deseler bu filmi söylerim. sanat böyle bi şey. mükemmel.
  • chan-wook park, erotik gerilim olayının altından çok iyi kalkmış diye düşünüyorum. filmdeki 2 kadın karakterin arasındaki kimya, başarılı oyunculuğun da katkısı ile, arada bir nefesinizi tutmanıza neden oluyor. hikayenin her seferinde reset atıp, bambaşka bir twist ile tekrar başlaması ise park'ın hikaye anlatımı konusunda yeni bir seviyeye ulaştığını düşündürüyor. üstelik filmin kadın cinselliği üzerine erkek bakışı ile ilgili söyleyecekleri de var.
    film hakkındaki ayrıntılı incelememe buradan ulaşabilirsiniz:
    https://jeandrocoen.blogspot.com.tr/…3-ahgassi.html
  • zevklerine güvendiğim sinemasever arkadaşlarım tarafından göklere çıkarılmış film. cannes'da hem altın palmiye'ye hem de queer palm'a aday gösterilmiş. ben de hayırlısıyla bu cumartesi sabahı lincoln center'da izleme şansı bulacağım. biletimi aldım bekliyorum, heyecanlıyım sözlük. umarım bu entrye bir edit kazandıracak kadar güzel bir filmdir.

    filmi izledikten sonra gelen edit: sadece bir edit değil yeni bir entry haketmiş filmdir. (bkz: #63663255)
  • sosyal medyada ve sinema dünyasında korean gothic lesbian revenge thriller olarak anılan film. ve bu tamlamanın hakkını da dibine kadar vermektedir.

    2016'nın en iyi filmlerinden biri diyenler olmuş, bence açıkça 2016'nın en iyi filmi. cannes'dan iki adaylıkla döndü ama berlin ve oscarlar'dan da iyi performans bekliyorum kendisinden. gerçi oscarlar lezbiyen ilişki içeren filmlere hala hakettikleri değeri vermiyor (bkz: carol) ama olsun, o başka entrynin konusu.

    --- spoiler ---

    filmin başaramadığı şey çok az. atmosfer, sinematografi, sanat yönetmenliği, oyunculuk, üç boyutlu karakterler... hepsi orgazmik.

    en iyi yanı da teknik açıdan bu kadar başarılı bir filmin cinsiyet eşitliğini gerçekten ciddiye almış olması. feminist bir film bile denebilir. hatta denebilir falan değil direkt feminist bir film işte. iki ana karakterin de kadın olması, önemli erkek karakterlerin filmin sonunda ölmesi ve kadın karakterlerin mutlu mesut yaşaması sinema dünyasında (ya da herhangi bir dizide, filmde, kitapta, hikayede...) neredeyse hiç görülmeyen bir olay. (ayrıca queer filmlerin kötü sonla bitmesi çok eleştirilen bir detaydır, bu film bu klişeyi de kırmıştır.) chan-wook park da filmin bu yönüyle özel olarak uğraşmış, çabalarını çok takdir ettim. zaten hikaye orijinal olarak sarah waters'ın bir romanı, park bir de bunun üzerine senaryoda başka bir kadın senarist ile çalışmış, queer kadın arkadaşlarıyla da senaryonun üzerinden geçmiş.

    film çok hassas, çok başarılı, on üzerinden dokuzluk falan filan da hiç kötü yanı da yok değil tabi. bence bir puan male gaze'den kırılabilir. hikayenin bir kadın tarafından yazıldığı ne kadar belliyse yönetmenin erkek olduğu da o kadar belli. gerçi bir arkadaşım the handmaiden'ın birçok kadın yönetmenin filminden çok daha az male gaze barındırdığını söylemişti. ama bence hala göze batıyor.

    göze batan ayrı bir detay da film boyunca en hafif tabirle eleştirilen ve gerçek olmadıkları üzerine basıla basıla vurgulanan heteroseksüel erkeklerin erotik fantezilerinin filmin sonunda iki ana kadın karakter tarafından tekrarlanması oldu. bu ayrıntıyı yakalayan başka kimseye rastlamadım şu ana kadar ama bence filmin mesajlarından birini çürüten bir sahne olduğu için önemli. gönül isterdi ki hideko'yla sook-hee daha gerçekçi sevişsin... neyse bu da filmin nazar boncuğu olsun.

    --- spoiler ---

    kısaca izleyin, izlettirin efenim.