şükela:  tümü | bugün
540 entry daha
  • link gönderebilecek var mı? bir türlü bulamadım da.
  • kendini kaptırmış olana her türlü duyguyu yaşatan ikinci sezon finalini bu akşam izlediğim dizi.

    --- spoiler ---

    fred waterford... dünya televizyon tarihi senin gibi bir orospu çocuğu yazdı mı acaba? sen nasıl bir orospu çocuğuymuşsun joffrey baratheon bile gargamel gibi kaldı senin yanında orospu çocuğu. orospu çocuğu demiş miydim? orospu çocuğu.

    anlamıyorum bu herif ne olmuş da serena'dan bu kadar nefret etmiş? flashbacklerde gördüğümüz kadarıyla serena'yı eskiden seviyormuş üstelik kadın gilead'ın kuruluşunda buna yardım etmiş. kadını sadece okudu diye önce dövdü sonra parmağının kesilmesine göz yumdu. june neler yaptı ona yine evde kalmasını teklif etti, kararını manipüle etmek için kızını kullandı. june'a aşık galiba da evde serena gibi karı varken offred ne zevksiz herif?

    serena sana da iyi oldu amk allah, kitap, çocuk, ülkümüz deyip bu mağara adamına vermişsin bütün kontrolü ibret-i alem oldun amk. bu hikayedeki bütün korkunç şeylerin arasında aslında en kötüsü en dikkat çekmeyeni ki bu bölümde gösterdiler: okumak ve yazmak. değerini bilmiyoruz. her gün neler okuyup yazdığınızı, mahrum bırakılsanız hayatın ne kadar sıkıcı olabileceğini düşünün. seyrettiğim en iyi, en gerçekçi distopya.

    üçüncü sezonu çok merak ediyorum çünkü sonu çok heyecanlı bitti ve tahminen üçüncü sezonda gilead'ın çatırdayışını izleyeceğiz. emily'yi evine alan gilead ekonomi bakanı adamın söylediklerine bakılırsa ülke darboğazda çünkü. boktan ülkeler büyük kaynakları yoksa ekonomik sıkıntı çekerler. tanıdık gelmiştir.
    --- spoiler ---

    seneye karşı devrim bölümlerinde görüşmek dileğiyle, esen kalın :(
  • --- spoiler ---

    2. sezonda serena joy karakterindeki iniş çıkışların aşırı derecede rahatsız ettiği dizi. kocasının da ondan aşağı kalır yanı yok. bi bakıyorsun, june'a akıl almaz işkenceler yapıyorlar. bi bakıyorsun, june için kuralları deliyorlar vs. serena düzenin sarsılmaz savunucusu, bebek için yapmadığı kalmadı ama gidip bebeği june'a eliyle teslim etti. tabii ki böyle şeyler olur, gerçek hayatta da olur ama geçişler bu kadar sert olmaz. 2. sezonda izlenen şeyin kurgu olduğu hissi çok baskındı. bu da kişisel olarak dizinin içine çekilmemi zorlaştırdı. umarım 3. sezonda bunu düzeltirler.

    june 3. sezonda da idamdan sıyırırsa (ki sıyrılacak çünkü baş karakter) inandırıcılığını iyice kaybettirecektir. milletin en ufak bi hareketine acınmıyor ama bu kadın her türlü kuralı deliyor, bir şey olmuyor. hatta olmayacağına o kadar emin ki kızıyla beraber kaçacağına gilead'de kalmayı tercih etti. normalde hüngür hüngür ağlatması gereken o sahne, mahsun kırmızıgül'ün bebeği güneşe kaldırmasıyla aynı etkiyi yarattı. *

    son olarak, emily sen aşağılık bir bitch'sin. çocuğunu senin gibi katil bir lezbiyene emanet eden june'una aklına sıçayım. aunt lydia'yı sırtından bıçaklayarak ne geçti eline? kadın da düzenin kurbanlarından biriydi. inisiyatif alarak mı yapıyordu onları sanki? madem düzen bu, bari aptallık edip de zarar görmeyin diye size nasihat vermekten bile bıkmadı be. nankör karı!

    çanı çalarken gizli gizli ağlamanı asla unutmayacağım aunt lydia. rip :(

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    birine çocuk emanet edilecekse dizide emily'den iyi seçim yoktur. en baskıcı koşullarda bile cesaretini ve dayanıklılığını yitirmeyen biri muhteşem bir savaşçı yetiştirir. emily gibi insanlar sevilmeli, az bulunuyorlar.

    aunt lydia'ya gelince. kendisinin sadece işini gönülsüzce yapan bir görevli olduğunu düşünmek saflık olur. gilead'da çok kritik bir pozisyonda, sistemle hiçbir sorunu yok, ateşli hitabeti ve yeri geldi mi düzeni sürdürmek için caydırıcılığa ve ibrete yönelik verdiği cezalar her şeyi ortaya koyuyor. bir diğer güçlü belirti handmaidlere olan nefreti. bir kızlar yurdu müdiresi gibi "sert ama özünde merhametli" ve "anaç" gözükse de (ki bu tutumun kaynağını da handmaidler üzerindeki iktidarın sadece zora dayanmayıp onlardan gelecek bir rızayla da desteklenmesi ve dolayısıyla sistemin meşru görülmesi isteği olarak göstermek yanlış olmaz) rejimden önce zinadan eşcinselliğe kadar kendisinin onaylamadığı günahları işlemiş bu kadınlara karşı küçümseme, yadırgama ve nefretten müteşekkil duygular besliyor ve bunu açığa vurmaktan da çekinmiyor. emily'deki bardağı taşıran son damla da bu oldu. ve iyi de oldu. aunt lydia gibilerinin göz boyamalarına aldanmamak gerek. insan düşmanını tanımalı.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    june ile serena arasındaki nefretle başlayıp kadınlık/annelik dayanışmasına dönen ilişkinin üçüncü sezonun bir yerinde cinsel seks ile nihayetlenmesini bir tek ben mi bekliyorum acebağa?

    --- spoiler ---
  • kesinlikle zaman kaybı olmayan, sorduran ve sorgulatan bir dizi.

    tek tanrılı dinlerin kadına verdiği değer (!) konusunu harika işlemiş bir başyapıt diyebilirim. kadının sadece eş, damızlık ve hizmetçi olabildiği bir toplum düşünün. sevme hakkınız yok, sevilme hakkınız yok, tercih hakkınız yok, bedeniniz üzerinde hiçbir hakimiyetiniz yok ve tüm bu haklarınız dinin tanıdığı üstünlük sebebiyle erkeklere verilmiş. erkeğe verilen sonsuz haklar karşısında kadın olarak okuma, yazma hakkınız bile yok.

    hep merak etmişimdir tek tanrılı dinleri savunan kadınların mantığını. bir insan, hiçbir şekilde önemsenmediği, erkeğin arkasından ikinci insan sayıldığı bir dini nasıl savunabiliri sorgulamışımdır hep. bu diziyi izledikçe ve dini anlamda gerçekliğini araştırdıkça bir kez daha anladım ki bazı insanlara düşünmek zor geliyor.

    neyse diziye dönersek öyle bir oyunculuk ve kurgu ki her bölümde içim daralıyor. ve her defasında silkinip kendime gelmem gerekiyor. şu anki haklarından bihaber, tek tanrılı dinleri savunan kadınlara özellikle izletilmesi gerekiyor ki, savundukları dinlerin kadına verdikleri önemi anlasınlar. ve kendilerine tanınan hakların kıymetini bilsinler.

    insan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. kabil midir ki bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kitlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin diyerek türk kadınının hak ettiği yerde olabilmesi için canla başla çalışan atam’ı da buradan rahmetle anıyorum.
96 entry daha