şükela:  tümü | bugün
366 entry daha
  • yazıldı mı bilmiyorum ama şunu farkettim dizideki hayaletli sahnelerin çoğundan korkmadım biri hariç şu uzun boylu bastonlu hayalet var ya işte o dümbük (sanırım william hill) ne zaman çıksa kovalayana “hadi kaçsana, çıksana ordan” diye talimat verirken buldum kendimi bunun sebebide o hayaleti, çocukluk zamanlarımızda izlediğimiz süt kardeşler filminde yer alan korku öğesi gulyabaniye benzetmemdi şimdi düşünüyorum da o dönem nasıl korkmuşsak hala bilinçaltımızda ona dair bir şeyler kalmış.

    diziye gelirsek; dizinin tüm bölümlerini üç günde izledim normalde bu kadar hızlı davranmam ancak dizi sizi içine alıp sürüklüyor dolayısıyla hiç bir bölümde sıkılmıyorsunuz her bölümün sonu gizemli bir şekilde bittiği için de hemen bir sonraki bölümü izleyiveriyorsunuz kısacası kesinlikle izlenmesi gereken, kusursuz bir dizi olmuş.
  • korku dizisi diye başlayıp, yüreğime dokunan, yer yer duygulandıran, utanmasa ağlatacak başarılı yapım.

    --- spoiler ---

    ahhh ikizler, ahh nell, benim tatlı yavrucuğum...
    "başından beri hep buradaydım ama hiç kimse beni görmedi" bunca yıldır dizi/film izlerim dram manyağıyım, deli gibi sürekli bir şeyler izler ağlarım, yemin ediyorum içimi bu kadar acıtan başka bir sahne ben görmedim, yaşamadım.
    ayrıca hayatım boyunca gördüğüm en güzel yaratık olabilirsin, bir çocuğa bu kadar hayran olmamıştım. senin gibi çocuğum olacağının garantisini versinler, bir dakika düşünürsem ne olayım.

    luke; nell'den sonra en sevdiğim ve haline acıdığım karakter. çocukluğunda bunca şey yaşamışsın kimseye kendini inandıramamışsın ve çareyi uyuşturucuda bulmuş hayatını mahvetmişsin.
    bu aile kopukluğuna en çok bu açıdan bakınca sinir oluyorum.
    ne pis kardeşlermişsiniz ulan insan en azından inanmış gibi yapar. biri de çocuğa sahip çıkmamış, yanında olmamış yazıklar olsun hepinize.

    theo; ikizleri aile fertlerinden bağımsız gördüğüm için diğer kalan fertler arasında yeri benim için en başka olan karakter sensin. bana göre dizi içindeki en vurucu noktalardan biri özel yeteneğin ve keşke bunun üstüne biraz daha gidilebilseydi.
    başlangıcını zaten göremedik bitirmen de bir garip oldu. eldiven bırak git. bu ne aq. ne oldu şimdi? bundan sonra ne yapacaksın? ne mesaj vermek istedin?
    keşke sırf senin yeteneğin üzerinden bir 10 bölümlük daha dizi yapılsa da izlesek.

    shirley, kusursuzluğunla beni o kadar baydın ki kocanı aldattığını görünce içim rahatladı. ohh dedim bunda da bir sorun var şükürler olsun ya rab.

    steve; game of thrones'dan beri aşık olduğum adamın hayat vermesinden mütevellit kendisinden nefret edemesem de luke'un durumunu düşündüğümde kıl olmuyor değilim. en yakınlarının yaşadığı dramı paraya döndürmen adilik olsa da hepsine para vermeye çalışman hatta istemeyene bile gizli gizli vermen büyük bir artı.

    olvia; çok güzelsin. sana söyleyecek başka bir şey bulamıyorum. o migren krizleri, o sinir anları, o delilik. başka hangi kadına bu kadar yakışabilirdi böyle acaba.

    hugh; gördüklerinden sonra canına kıymayıp bunca yıl yaşamış olmana inanamıyorum. son ana kadar senden bir itlik bekledim ama sen de masum çıktın.

    bu arada steve kırmızı kapılı odaya girdikten sonra karısı ile geçen o konuşma bana dizi boyunca en büyük korkuyu yaşattı.
    elinde bilgisayar, yaşadıklarını yazıyor, tıkandığı noktada karısı "çünkü daha yazmadın, bu yüzden ne yaşadığını bilmiyorsun" gibi salak salak cümleler. allahım koca dizinin aslında bu salak steve'in kurguladığı bir kitap olma ihtimali beni onca hayaletten onca efektten daha çok korkuttu. şükürler olsun ki böyle bir şey olmadı.
    tabii ki en kötüsünü düşündüğüm için gösterilen final bölümü beni oldukça tatmin etti.
    kaldı ki final için beklentim izlediğim her yeni bölümde daha azaldı, çünkü bunca yıllık seyir hayatımda mükemmel başlayan ve mükemmel devam eden bir işin aynı mükemmellikte son bulmasını sanırım çok az yaşadım.
    bir bokluk bekliyordum ve bence olabilecek en sakin şekilde bağladılar. 9 bölüme yakışan bir final miydi? bence hayır ama başka ne olabilirdi? işte bunu bilemiyorum.
    bunu bilemediğim için en azından elimdekiyle yetinmeyi biliyorum.

    abigail; bir korku yapımı olsun da ben de hayalet çocuk olarak oynayayım diyerek gelmişsin sanki bu dünyaya. bu kadar mı çok yakışır.
    bana shining'in ikizlerini anımsattın her görünmende.

    dizinin en sevdiğim kısımlarından biri şu oldu; insanı korkutacağım diye kasmaması.
    biz filmlerde/dizilerde hayaletleri nasıl görürüz; izlediğimiz bir karakterin gözünden, onu korkuturken vs. ama burada en sakin anda bile hayalet önümüzde duruyor.
    hayaletli ev imajı o kadar güzel oturuyor ki kendinizi daha da yapımın içinde hissediyorsunuz.
    her şey insanı germek, korkutmak değil. bu doğallık o kadar iyi geldi ki, yıllardır beklediğim şey buymuş dedim.

    --- spoiler ---

    azıcık korkayım, gerileyim, ahs ye bakmaya fırsatım yokken netflixten bun izleyeyim de zaman geçsin diyerek başladım. şu an gönlümde en kıymetli yerde.
    ileride dönüp belki tekrar izlerim.

    umuyorum ki benzerleri çoğalır.
  • hayaletlerin sebebinin ateizm olduğu dizi.
    eve incil sokma, duvara haç asma, çocuklara yemekten önce dua okutma, yatmadan önce incil okutma, çocuğa isa'yı öğretmeye çalışan hizmetçi'yi tersle, en son iblis musallat olur tabi eve.

    çare kilise. pederin gelip o evden şeytanları çıkarması lazım, yoksa o iş yaş.
    amerikan korku filmlerinde hayaletlerin ancak eve peder gelip incil okumasıyla bozulacağı defalarca işlendi zaten, bu dizide de aynı mesaj var.