şükela:  tümü | bugün soru sor
  • final sahnesinin son anda alınan bir kararla değiştirilerek çekildiği dizi.

    --- spoiler ---

    ailenin kalan üyelerinin bir arada olduğu luke'un pastalı kutlama sahnesinde arkadaki duvara red room'daki ince uzun pencereyi koyacaklarmış aslında. yani odada kısılı kalmışlar olacaktı böylece fakat çekimden önceki gece flanagan'ın vicdanı el vermemiş ve izlediğimiz şekilde çekmişler -duvarda çerçeveler filan var- yani kurtulmuşlar.

    ben şahsen o sonu tercih ederdim, zaten dizinin ilk bölümlerine göre 6. bölüm sonrası bana fazla soft geldi ama öyle sonları anca david lynch'in yapmaya götü yiyor herhalde bu alemde.*
    (bkz: twin peaks)

    flanagan'ın kendi cümleleri ise şu şekilde;

    “we toyed with the idea for a little while that over that [ending] monologue, over the image of the family together, we would put the red room window in the background. for a while, that was the plan. maybe they never really got out of that room. the night before it came time to shoot it, i sat up in bed, and i felt guilty about it. i felt like it was cruel. that surprised me. i’d come to love the characters so much that i wanted them to be happy. i came into work and said, 'i don’t want to put the window up. i think it’s mean and unfair.’ once that gear had kicked in, i wanted to lean as far in that direction as possible. we’ve been on this journey for 10 hours; a few minutes of hope was important to me.”

    --- spoiler ---
  • çok beğendiğim netflix dizisi, cast seçimi inanılmaz olmuş, draması çok iyiydi gözlerimin dolduğu bile oldu bazı bölümlerde. korku öğeleri de çok başarılı bu kadar iyisini beklemiyordum açıkçası imdb puanını kesinlikle hak ediyor.
  • --- spoiler ---

    abi o evden bi taşının artık gözünüzü seveyim. belli sıkıntı var işte yeter gerildik artık ya.
    --- spoiler ---
  • çocukluğumdan beri korku gerilim türüne ilgim hep vardı. tabi yaş ilerledikçe insan artık çok basit bulabiliyor bazı yapımları . ancak ilk 5 bölüm itibariyle söyleyebilirim ki türünün diğer örneklerini açık ara farkla geride bırakır bu dizi böyle devam ederse.
  • oyunculuk ve senaryonun 10 numara olduğu dizi. herkes gibi ben de 5 ve 6. bölümlere hayran kaldım. yalnız bir yer aklıma takıldı:

    --- spoiler ---

    hugh karakola gittiğinde polis "evde iki ceset bulundu" gibi bir şey söylüyor. ancak anne dışında bir ceset yok, küçük kızın cesedini babasını götürüyor. duvarın içinde bulunan cesedi mi kastetti diyeceğim ama onun da olayla alakası yok.
    --- spoiler ---

    ufak tefek sıkıntıları ve bazı diyalogların gereksiz uzatılması haricinde çok çok iyi bir dizi. özellikle castle rock saçmalığından sonra beklentimi düşük tutmama rağmen çok sevdim.
  • 6. bölümü bitirdim dün akşam bitirdim. oyunculuğa mı kurguya mı çekimlere mi daha çok hayran kalsam bilemedim. gerçekten uzun zamandır izlediğim en kaliteli yapımlardan.

    ancak kafam karışmıyor da değil, güzel taraflarından birisi de bu.

    luke ve theo karakterlerine ayrı bir şekilde hayran kaldım.
  • izlemeyenler / izlemek isteyenler ama kararsız kalanlar için spoilersız biraz bahsetme çalışayım.

    aslında genel hatlarıyla 5 çocuklu bir ailenin dramı dersek çok yanılmış olmayız. dram alt yapısını sağlam oluşturan bir hikâye örgüsüne ve güzel bir yemeğin baharatı kıvamında gerilim öğelerine sahip bir yapım.

    ilk 5 bölümü oluşturan tek bir hikâye var. bu hikâye her bir bölümde, en büyük çocuktan başlayarak yaş sırasına göre sırayla diğer kardeşlerin gözünden anlatılıyor. bu hikâye yanılmıyorsam birkaç farklı zaman dilimindeki sahnelerden oluşuyor. ilk zaman dilimi bu kalabalık ailenin en büyük travmasına konu olan, meşhur evde -yani çocukluklarında yaşadığı yerde-, geçiyor. diğer zaman dilimleri ise karaktere bağlı değişken bir zaman dilimi, ve o 5 bölümdeki hikayenin 60 gün ve 30 gün öncesi gibi.

    karakterlerin bu travmaya yaklaşma şekli de, gerçekçilik anlamında izleyici ikna eden en temel etken, bana göre. kimisi bu travmadan para kazanıyor, kimisi bir yetenek, kimisi de kaldıramayıp dağılıyor.

    burada yazan birkaç arkadaşın aksine, ben bu 5 bölümde de yeteri kadar gerilim öğesi içeren sahne hatırlıyorum. tabii karakter odaklı olduklarından tüm bölüm bundan ibaret olmasa da, bahsettiğim gerilim öğeleri doyurucuydu diyebiliriz. en azından jump scare saçmalığına çok fazla bulaşmadıkları için ben memnun kaldım.

    karakterleri tanıtan 5 bölüm sonrasında bu karakterleri bir araya getiren, hepsini yüzleştiren, tek mekan ve study kemara çekimli bir 6. bölüm izliyoruz. sanırım 20 – 25 dakika tek odada geçen bir sekans vardı. azıcık film izleme kültürü olan, teknik olarak da bu işlere meraklı kişiler bilir/tahmin eder o sahneyi o şekilde çekmenin ne kadar zor olduğunu. görüntü yönetmeni show yapmış dersem eksik olmaz. bu tekniği kullanıldığı bölümün kardeşlerin yüzleşmesinin olduğu bölüm olması bence çok güzel düşünülmüş. o mekanda sizde duruyor, bir karakterin yanında buluveriyorsunuz kendinizi.

    9,1 olan imdb notunu biraz abartılı buldum.

    8,1 / 10
  • çok ender, grupça oturuyorsak insanları kırmamak için korku filmi izlerim. korku/gerilim dizisi ise asla izlemem, bunun sebebi cinden hayaletten korkmam değil bir bölümün mutlaka örümceklerle alakalı olacağını, orada burada kurt olacağını bilmemdir.

    bu diziye şöyle bir baktım ve aklımdan şu geçti: "sonuçta bu bir dizi. netflix insanların izlemesini isteyecektir. çok korkunç olursa insanlar izlemez. herhalde çok korkunç çekmemişlerdir yani, ne olabilir ki?"

    ...

    ilk bölümün sanıyorum 5. dakikası filandı, çocuğun arkasından o kadın çıktı ben kapattım. böyle ağlamaklı bir şekilde ailemi yanıma çağırdım sosyal destek için, şaka etmiyorum. 1 hafta oldu uyumakta zorluk çekiyorum bazen ve şimdi diziyi izlemezsem hiç unutamam bu olayı aşamam gibi geliyor.

    korku filmi izlemelik arkadaş veri tabanı oluştursam 5 üye belki olur gibi geliyor... bir bölüm izleyebilirsem düşüncelerimi tekrar buraya yazacağım.

    şimdilik tanım: ilk 5 dakikası çok korkunç olan dizi.
  • biraz abartmış arkadaşlar, 5 bölüm izledim. standart korku öğeleri barındıran bir yapım olduğu kanısına vardım. oyunculuklar çok iyi, bir de ulan amerikalılar ne vefasız, kızkardeşi ölüyor, mimik yok, erkek kardeşi uyuşturucu bataklığında hala herife soğuk yapıyorlar. onların kültürü de böyle. kader utansın.
  • tek kelimeyle netflix'in en iyi iki dizisinden biri, diğeri ise (bkz: dark)
    korku içerikli film/dizileri izlerken gözümü bile kırpmayan biriyim, kolay kolay etkilenmem ama bu diziyi izlerken gözlerimi kısarak, derin derin nefesler alarak izledim çünkü gerilim ögeleri sahnelere muazzam bir şekilde yerleştirilmiş. çok başarılıydı, özellikle 6. bölüm tam bir yönetmenlik harikasıydı.

    --- spoiler ---

    dizide en sevdiğim karakterler theo, luke ve nellie oldu. özellikle theo'yu baştan aşağıya sevdim, bunda theo'nun küçüklüğünü oynayan oyuncu ile asıl halini oynayan oyuncunun katkısı büyüktü. belki de theo'nun hissettiği üzüntüyle başa çıkma tavrı bana benzediği içindir bu. üzüntüsünü belli etmemesi, kendisini alkole vurması, canının yanmaması için umursamaz davranmaya çalışması... eldivenleri... gerçekten sağlam bir karakterdi.

    luke ise sanıyorum ki dizinin en saf karakteriydi, hem küçüklüğü, hem de büyük hali. tam beş kardeş olsalarda ikizi nellie ile aralarındaki bağ insanın gözlerini dolduruyordu. nellie'nin cenazesinde kardeşlerden yalnızca onun tam anlamıyla canının yandığını hissettim. ikiz kardeşi nellie'nin hissettiği her acıyı kendi bedeninde hissetmesi beni çok etkiledi. nellie boynundan asılarak ölmüştü, luke ise o sıralarda boynunda ağrı hissediyordu. nellie öldüğünde luke'un 90 gündür uyuşturucu kullanmamasına rağmen bedeninde resmen bir ceset soğukluğu hissetmesi, bu soğukluk yüzünden neredeyse bacaklarını bile hissetmemesi çok dokunaklıydı.

    nellie, sana söyleyecek tek kelime bile bulamıyorum. sana yalnızca ikiz kardeşin luke inandı ama sen red room'da tüm kardeşlerini kurtardın, onları her şeye rağmen sevdiğini söyledin. altı yaşından beri gördüğün eğri boyunlu kadın aslında sendin, kendi cesedini gördün ama hiç fark etmedin. müthiş bir karakterdin.
    nellie'yi oynayan oyuncu ise gerçekten çok başarılıydı, su gibi bir güzelliği vardı ve konuşmasındaki o belli belirsiz aksan çok hoştu.

    shirley, steven... sizi hiç sevmedim, hiçbir zaman size kanım ısınmadı. ikinizde birbirinizden beterdiniz. son bölümde steven'in eşi leigh'in, steven'i aşağılamak için çektiği o tirad beni resmen rahatlatmıştı. daha beterlerini hak ettin steven.

    hugh crain ise ne düşündüğümü bilmiyorum, sanırım bu karakteri izlerken en baskın olarak hissettiğim duygu üzüntüydü. efsanevi altıncı bölümde nellie'nin cenazesine geldiğinde çocuklarına karşı olan mesafeli duruşu, o çekingenliği, ne yapacağını bilememesi üzüntü hissettirdi bana. yine de tam ısınamadım kendisine. çok kapalı bir karakterdi, çocuklara ısrarla hiçbir şey söylememesi beni gıcık etti. ona hayran kaldığım tek yer oğlu steve'in kitabındaki bir sahneden, oğlunun hayalet gördüğünü anlamasıydı. *

    liv crain'i oynayan oyuncu aşırı güzeldi ve o garip bakan yemyeşil gözleri deliren karaktere çok gitmişti. aslında liv'in delirmesini biraz yavan buldum açıkçası, poppy manyağının onu manipüle etmesi bana yeterli gelmedi. liv gerçekten aklı başında, güçlü bir kadın imajı çizmişti ve birden gördüğü bir hayalet yüzünden çocuklarını öldürme teşebbüsü bana pek inandırıcı gelmedi. çok daha derinlere inilmeliydi.

    dudleyleri çok sevdim, final bölümünde horace'ın ölmek üzere olan clara'yı kucağına eve taşıması ve eşinin öldüğünü karşısında gördüğü genç clara sayesinde anlaması çok dokunaklıydı. horace clara'yı ölen çocuklarıyla buluşturdu. çok dokunaklı bir sahneydi.

    ikinci sezon onayı gelirse eğer evin crain'lerden önceki sahiplerinin anlatılmasını isterim, hatta bu poppy denilen ruh hastasını bile anlatabilirler. birde liv tarafından fare zehriyle öldürülen abigail'i elinden tutup götüren o hayalet kadın kimdi? o çok aklımda kaldı. ikinci sezon hill house'un tarihiyle ilgili olursa tadından yenmez...

    --- spoiler ---

    netflix, sen nasıl bir kralsın. çok ama çok iyi bir diziydi.