şükela:  tümü | bugün
  • türkçeye yardımcı adıyla çevrilmiş olan kitap ki doğrusu da bu zaten; kathryn stockett tarafından yazılmış. ayrıca yazarın ilk kitabıymış.

    sıkılmadan keyif alınarak okunacağını söyleyebilirim. 1960-1970 arası jackson mississippi de geçen siyahi-beyaz ayrımcılığını akıcı-insancıl bir üslupla yazmış sonuna doğru baya baya gözleri doldurmuştur.
    zor zamanlar yaşayan insanları dinlemek için güzel bir kitap.

    okudum, sevdim, bildirdim.
  • siz de okuyunuz, seviniz, bildiriniz... pişman olmazsınız. tercih edenlere mutlaka orjinal dilinden okunması şiddetle tavsiye edilir. keza "african american vernacular english" o kadar güzel yansıtılmış ki can stockett tarafından. büyüleyici!
  • bryce dallas howard'ı da barındırmakta olan film. şimdiye kadar hiç irrite edici bir rolde izlememiştim kendisini, bu filmdeki karakteri öyle gibi, izlenmesi enteresan olacak.. zenci-beyaz ayrımı ile ilgili konusu da ilgi çekiyor tabii.

    fragmanına şuradan ulaşılabilir:

    http://www.moviefone.com/…e/the-help/51988/trailers
  • imdb'deki box office listesine göre 20 milyon dolarla birinci. ikinci sırada rise of the planet of the apes, 16.1 milyon dolarla bulunuyor.
  • 1960'larin jackson, mississippi'sinde zenci hizmetciler ve hizmet ettikleri evlerin hanimlari arasindaki ili$kiye dair etkileyici bir film. guzel gozlu skeeter karakteri (emma stone) ise yazar olmaya niyet etmi$, arkada$larinin irkciligindan tiksinen bir genc beyaz hanim. the help diye isimlendirilen bu zenci hizmetcilerin hikayesini yazmaya niyet eder ve olaylar geli$ir. sinema salonunda yuksek sesle kahkaha atmama neden olan sahneler oldugu gibi zaman zaman aglatiyor da. ho$, benim aglamam nasil bir referans onu bilemeyecegim, reklam izlerken bile dokturebilen bir insanim sonucta...
    ayrica, bryce dallas howard'i 40 sene du$unsem boyle bir role uygun goremezdim ama ne diyeyim, cuk oturmu$. gidin gorun, cok guzel bir film.
  • 2011'in izlediğim en güzel filmlerinden biriydi. zenci beyaz ayrımının üstüne gitmesi ve altmışlarda geçmesi itibariyle zaten kalbimden vurmuştu beni, izledikçe hakkını verdiğini fark ettim. anlatım dili filmin gerçekten yumuşak, gereksiz acıtasyonlar, flashbackler, sorunlu karakterler yok. ama bu kadar yumuşak, sakin bir anlatıma rağmen gerçekten insanın içine oturuyor. insanların arasındaki bu ayrımı görüp ürpermemek elde değil çünkü. oyunculuklar da çok güzel, kesinlikle izlenmeli.
  • dişi bir film olduğunu söylemek gerekiyor en başta. geneline sarı tonlar hakim. sanırım mississippi öyle bir yer. ayrıca filmde anlatılan ayrımcılığın karanlık yüzünün biraz daha tahammül edilebilir hale gelmesi amaçlanmış olabilir. öte yandan, sanırım bu film biutiful gibi boğucu bir atmosfer yaratılarak yapılsaydı, yılın değil, onyılların en iyileri arasına girerdi. yine de, kendisi ayrımcılığa, ırkçılığa bulaşmamış olsa da, bunlara maruz kalan insanlarla karşılaşmış, onlara yakın bir yerlerde bulunmuş herkesin izlemesi yerinde olur, diye düşünüyorum. insanı, "insaniyet"i sorgulamak için.
  • --- spoiler ---

    '' onlarin cocuklarina vurmayacaksin. beyazlar, cocuklarini kendileri dovmek ister.''

    --- spoiler ---
  • the long walk home filmini andıran vurucu film. bir de herkes mi sigara içer?
  • gerçi daha erken ama 2011 yılında izlediğim filmler arasında oskar için en ciddi aday diyebileceğim ilk filmdir.

    en iyi film, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi kadın oyuncu, en iyi kurgu, en iyi uyarlama senaryo ve belki en iyi kostüm ve sanat yönetmenliği gibi ciddi dallarda adaylıklarını görür gibiyim ama dediğim gibi izlediğim filmler arasında ve iddialı filmlerin henüz ortaya çıkmadığını bilerek konuşuyorum.

    ayrıca çok sürükleyici olmasa yadırganmayacak ve tür olarak ağır olması gereken bi filmin 137 dakika boyunca hiç sıkmaması her baba yiğidin harcı değil.

    8.1/10

    karşılatırılmasının yapılması için oscar için adı geçen izlediğim diğer filmleri yazayım.

    (bkz: tree of life)
    (bkz: drive)
    (bkz: midnight in paris)
    (bkz: the ides of march)