şükela:  tümü | bugün
  • 1984 tarihli bir stephen frears filmi. başrollerinde üstadlar john hurt ve terence stamp ile daha bıyıkları yeni terlemiş tim roth var.

    kesinlikle ama kesinlikle göz ardı edilmiş bir film. eski gangster yeni aydınlanmış birey rolünde izlediğimiz terence stamp yine efsanevi bir iş çıkartmış. üstüne kiralık katiller john hurt ve toy tim roth'un iyi performansları ile ispanya'nın yolları eklenince cidden seyredilmesi şart olmuş.

    terence stamp'in benzer performansta ve bir diğer göz ardı edilmiş soderbergh filmi the limey'i ise 'bunu izleyen bunu da izledi' kategorisinden tavsiye etmekte fayda var.
  • jenerik müziğinde roger waters ve eric clapton'ın, film müziklerinde ise paco de lucia'nın parmaklarının olduğu film.

    --- spoiler ---

    beni en çok, yakalandığı zamanki soğukkanlılığını yol boyunca sürdüren ve sürekli ölüme hazır olmaktan bahseden willie'nin öldürülürken ki paniği ile maggie'nin yakalandığı zamanki ve yol boyunca sürdürdüğü paniğe karşılık öldürülmek üzereyken ki soğukkanlılığının hem kendi içlerinde hem de iki karakter karşılaştırmasındaki tezatı etkiledi galiba bu filmde.
    ve tabi ki, ilkinin ölmüş diğerinin sağ kalmış; sağ kalmakla da kalmayıp braddock'ı yakalatmış olması.

    --- spoiler ---
  • varoluşçu suç filmi olur mu sorusunun rahatlıkla cevabı olabilecek filmdir. şahsen, oturaklı suç filmlerinin birçoğunun hiç zorlama olmayan, hatta gayet nitelikli varoluşçu okumaları yapılabileceğini düşünürüm ve suç sinemasına hayranlığımın sebeplerinden biri de budur. ama the hit diğerlerinden farklı olarak size kendisini direkt öyle sunan bir filmdir. üstüne bir de izle-izle-doyulmaz-oyuncular kontenjanından tim roth eklendi mi, güzide bir film izleyeni bekler.
  • stephen frears'ın criterion collection tarafından yayınlanan kara filmi.

    1980'li yılların neo noir döngüsünden ayrılan yönü egzistansiyalist sorgulamalara yer vermesidir, denilebilir. ölüm ve yaşam diyalektiği, yalnızlık, iletişimsizlik, şiddet gibi elzem konulara temas eder.

    edit: imla
  • stephen frears'ın en sağlam filmlerinden. dendiği gibi basit bir hikaye üzerinden ölüm sorgulanıyor. basit bir hikayesi var: terrence stamp'in canlandırdığı hırsız, arkadaşlarını satıyor mahkemede ve bunun karşılığında 10 sene boyunca dışarıda yanında bir polisle hayatını yaşayabiliyor. ama arkadaşları bunu unutmaz tabi ki ve peşine takıyorlar kiralık katiller. film iki kiralık katil, hırsız ve "yanlış yerde, yanlış zamanda olan" bir kadın üzerinden ilerliyor. bu karakterler üzerinden, özellikle bankayı soymaya kalkan stamp'in canlandırdığı karakter üzerinden ölüm sorgulanıyor. basit hikaye, ama işlenişi ile farklı bir film olmuş. tam bir avrupa filmi. hollywood'un kiralık katil flimlerindeki klişelerden çok azı kullanılıyor. mesela gerim gerim geren müzikler yerine coğrafyadan ötürü ispanyol müzikler tercih edilmiş. mesela hollywood'un bu tür filmlerde kullanmadığı mizah burada kendisine yer buluyor, polislere çok az değiniliyor, görkemli aksiyon sekansları yok, çatışmalar yok. profesyonel olmalarını beklediğimiz iki kiralık katilin profesyonellik namına hiçbir şey yapmamaları, tam tersine aptalca hatalar yapıp durmaları da filmi hollywood muadillerinden ayırıveriyor. bir de kimseyle özdeşleşememek, kötü karakterin çok da kötü olmaması gibi farkları da var filmin. hollywood filmlerinden farklı, özgün bir film. bir yol filmi olarak da bakılabilir buna. ispanya'dan fransa'ya yapılan yolculuk anlatılıyor beri yandan.

    oyuncu kadrosu şahane. henüz bıyıkları çıkmamış, sarışın bir tim roth, usta aktörler terrence stamp ile john hurt ve onlara eşlik eden laura del sol'un performansları oldukça iyiydi. kısa rolde jim broadbent'i de görmek sevindirdi.

    --- spoiler ---

    sen o kadar ölüm üzerine nutuk at, john lennon'dan ölüm üzerine yazılar oku, "ölümden korkmuyorum" de ama "seni şimdi öldüreceğim" dediğinde yalvarma noktasına kadar gel. demek ki "ölüme hazırım" diyenler bile aslında o kadar da hazır değillermiş. fakat bundan daha etkileyici bir şey varsa o da maggie'nin finalde willie'den daha cesur çıkması. yani tabanca ikisine de doğrultuluyor. ölümden korkmuyorum diyen willie tırsmaya başlarken maggie mücadele ediyor, korkmuyor, cesur davranıyor. etkilenmemek zor.

    --- spoiler ---
  • izlediğim en ilginç film. ne zaman bi film canımı ölesiye sıksa the hit'i izlerim arkasından. ilaç gibi. hem christopher nolan'ın hem de wes anderson'un en sevdiği filmlerden biri olmasına rağmen bu kadar az bilinir olması da ilginç.
  • biraz abartıldığını düşündüğüm film.

    --- spoiler ---

    filmde willie ile braddock'un gece konuştukları bir sahne var ölüm üstüne. neymiş, dünya yalanmış, ölünce bu yalan bitecekmiş vs vs. willie orda bildiğin yunus emre'den intihal yapıyor ulan ölüm konusunda.

    --- spoiler ---
  • yaşam ve ölüm arasında güzel bir yol filmi.
    ölümü nasıl karşılayacağımızı, sadece ölüm geldiğinde bileceğiz.
    --- spoiler ---

    filmde
    terrence stamp'in canlandırdığı doğaya aşkla bakan eski bir itirafçı, john hurt'un canlandırdığı ciddi bir suikastçi, tim roth'un canlandırdığı kadına zaafı olan acemi bir yardımcı ve hayatta kalmak isteyen bir kadınla ispanyadan başlayıp fransada biteceğini umduğunuz bir yolculuk var.
    yolculuk boyunca en rahat gözüken itrafçi. bu rahatlığı, suikastçiyi ve yardımcısını şaşırtıyor. yardımcı - bilseydin gülmezdin diyor.
    itirafçı geçen on yılda çok kitap okuduğunu çok düşündüğünü ölüm ile ilgili vardığı sonucun şu olduğunu söylüyor:
    ölüm.
    - bu, yolculuktaki bir aşama sadece.
    hepimiz oraya gideceğiz. istisna yok.ben ve sen, bu sadece bir an.
    buradayız. sonra burada değiliz. başka bir yerdeyiz.
    belki...bu nefes almak kadar doğal bir şey.
    neden korkalım ki?
    cebinden john lennon ("beatles şu anda isa'dan daha popüler" dediği için abd de başı derde giren beatles grubu üyesi) öldüğünde bir dergide yayınlanan, kesip ne zamandır cebinde taşıdığı bir şiir çıkarıyor.
    "ölüm, sakın gururlanma
    belki bazıları sana güçlü ve korkutucu diyor olabilir ama sanatın öyle değil.
    seni aştığını düşünenler için ölüm değilsin
    ya da beni hala öldüremedin."

    film beklenildiği gibi fransada değil suikastçimizin verdiği karar yüzünden sınırda bitiyor. arabadan öldürülmek için ilk çıkarılan kadına, keşke onada anlatabilseydim korkulacak bir şey olmadığını diyen itirafçımız, öldürülmek için kendiside çıkarıldığında bu erken ölüme hazır olmadığını, suikastçiye yalvardığını görüyoruz, yarın pariste olacak ölüme hazırım diyor ama bugün gerçekleşecek ölüme hazır değil. ölüm hakkında fazla laf etmeyen suikastçı ise ölürken itirafçının sözlerini düşünüyor yüzüne bir huzur geliyor ve öldürmediği kadına göz kırpıyor.

    --- spoiler ---
  • oyuncu kadrosu ve yapım yılının 1984 olması yaratacağı atmosferden ötürü filmi izlenebilir kılsa da beklentileri karşılayamıyor. müzikleri paco de lucia ve eric clapton imzalı. sert bir filme yakışacak müzisyenler değiller. film ispanya'da çekiliyor diye sürekli gıygıy akustik gitar duymak zorunda da değiliz.

    bunun dışında konu terence stamp'in oynadığı karaktere yoğunlaşacak sanılırken gitgide uzaklaşıyor ve stamp yan rol dahi olamıyor. bu da hayal kırıklığıydı.
  • aynı zamanda ruben blades'in q & a adlı filmden bildiğimiz gaz şarkısı. 1988 çıkışlı olup nothing but the truth albümünde yer alıyor...