şükela:  tümü | bugün
  • hay kartallar siksin sizi evladim..

    --- spoiler ---

    bunun bir kitap uyarlamasi oldugunu bile bile, "kartallar bizim oglanlari neden lonely mountain'a kadar ativermedi?" diye sormak nasil bir andavalliktir.. hayir, madem cok merak ediyorsun, ac kitabi oku demi?

    bak okumaya u$enecegini bildigim icin ayagina kadar getirdim o bolumu,

    "the lord of the eagles would not take them anywhere near where men lived. “they would shoot at us with their great bows of yew,” he said, “for they would think we were after their sheep. and at other times they would be right. no! we are glad to cheat the goblins of their sport, and glad to repay our thanks to you, but we will not risk ourselves for dwarves in the southward plains.”

    al buyur sana aciklama.. oldu mu simdi?

    lord of the rings'te de vardi ayni muhabbet hatirliyorum.. ancak, $unu unutmamak gerekir ki, her iki kitapta da, asil gorevin gizliligi esastir, cunku hem smaug, hem de sauron ile sava$acak guc, orta dunya'da bulunmamaktadir.. yani, kartallarin tepesine binip lonely mountain ve ya barad-dur'e dogru ucmak demek, du$mana "hoca biz geliyoruz, bir $ey lazim mi?" diye telefon etmeye benzer.. o kartallar, lonely mountain'a dogru ucarsa, smaug onlari izgara yapar, barad-dur'e dogru ucarsa da nazgul kendilerini kar$ilar..

    filmlerde bu kartal karde$lerimiz sanki iyilerin yanindaymi$ gibi gozukse de, tolkien'in evreninde true neutral takilan arkada$lardir ve hatta hobbit'te, tolkien kendilerini "eagles are not kindly birds. some are cowardly and cruel" diye tanimlar.. yani kartallar, peter jackson'un betimledigi uzere, gandalf'in emrindeki ucan taksiler degil, kendi patronlari manwe'den ba$kasindan emir almayan ve pa$a gonulleri nasil isterse oyle hareket eden arkada$lardir.. hobbit'te bizim elemanlara yardim etmelerinin sebebi de orklara ve warglara kil olmalaridir.. yoksa, dwarflarin gorevi kartallarin sikinde degildir ve "tabi abi birakayim ben seni taksim'e" gibi bir yakla$im icine girmemeleri de bu yuzdendir..

    --- spoiler ---
  • yok kartallar niye dağa kadar götürmedi, yok bilbo yüzüğü niye götüne sokmadı tartışmaları arasında gandalf'ın toplum mühendisliği becerisinin göz ardı edildiği film.

    --- spoiler ---

    şimdi bizim gri hacı'nın asıl derdi; smaug denen ve ateşli silahlar kanununa muhalefet eden yaratığın, neutral olan diplomatic stance'ini enemy olarak değiştirip sauron'un saflarına katılmaması. bu yüzden bir şekilde ya yaratıktan kurtulmak lazım ya da ibnelik yapmayacağından emin olmak gerek. hacı gandalf ağa'nın cücelerin erebor'a dönüşünü desteklemesi, bilbo'yu edvençır diye gazlayıp ekibe hırsız kontenjanından dahil etmesi, haritayı vererek navigasyon / anahtarı vererek çilingir hizmeti sunmasının ardındaki asıl sebep bu.

    cüceleri de ketenpereye getirip bir şekilde ayrıkvadi'ye götürünce, olan bitenin ak divan'da yankı bulması da gecikmedi tabii. sonra da gandalf aleti* çıkarıp masaya koydu, tehlikenin farkında mısınız dedi. saruman ise "anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz hem bu kılıç çok da delici gözükmüyor gözüme" diyerek geçiştirmeye kalksa da mithrandir deyişine kurban olduğumun galadriel'i kablosuz bağlantı ile gandalf'a desteği verdi de verdi.

    --- spoiler ---

    işte siyaset, toplum mühendisliği böyle yapılır koçum. neticede 300 spartalı ömrü arzın üzerinde yürümüşlüğü var. cücelerle arzın merkezine seyahat mi edemeyecek?
  • ömür gedik tarafından yazılan, içinde gülünç yanlışları bulunan bir köşe yazısına konuk olmuş filmdir.
    kayra küpçü de, bunu gören fantastik edebiyat camiasının isyanlarına dayanamayıp güzel bir maille eleştirmiştir bu köşe yazısını.

    köşe yazısı: http://www.hurriyet.com.tr/keyif/22167593.asp

    buyrunuz, bu da mail:

    "merhabalar,

    keyif ekini çok sık okuyan biri değilim ancak bu hafta sayın çağlayan çevik, yazmış olduğum kitap hakkında bir tanıtım yazısı yazdığı için aldım. dosya konusu olarak hobbit'i görünce de, 10 yılı aşkın süredir profesyonel olarak fantastik kurgu danışmanlığı ve editörlük yapan biri olarak mutlu oldum ancak;

    sayın ömür gedik,

    - "14 cücelerle orta dünya’da" derken sanırım pamuk prenses ve 7 cüceler göndermesi yapmaya çalıştınız ancak 14 cüce değil 13 cüce var. sanırım siz cüceleri, boyları kısa olduğu için cüce deniyor sandınız. cüceler; insanlar, elfler, hobbitler, orklar gibi bir ırktır. hobbitler de kısadır ancak cüce değildir. eğer siz, bilbo (hobbit) için de cüce kavramını kullandıysanız çok yanlış olmuş. bilbo, hobbit standartlarına göre cüce değil ortalama bir boydadır.

    - "tüm bu bekleyiş kıllı, kocaman ayaklı, çirkin cüceler için hem de!" yazarkan yine hobbitler ve cüceler birbirine karışmış sanırım. kıllı, büyük ayakları olanlar hobbitler. cücelerin -kıllı olabilir- kocaman ayakları yoktur.

    - "yalan yok, filmin ilk yarısında bilbo baggins’in evinde geçen, hobbit’leri teker teker tanıdığımız o yarım saatinde fenalık geçirmedim değil." demişsiniz ancak filmin ilk yarısında hobbitleri değil cüceleri tanıyoruz. ortamda sadece bir tane hobbit var.

    - "evet, hobbitler’i tanımaktan bahsettik.
    film, hobbit halkının, altın düşkünü ejderha smaug tarafından yerlerinden yurtlarından edilişlerini anlatan, etkileyici sahnelerle açılıyor.
    bir şehrin yok oluşunu izledikten sonra bilbo baggins’in sürgünde yaşadığı evine konuk oluyoruz." şeklinde talihsiz bir paragrafa tanık oluyoruz. yurtlarından sürülenler hobbitler değil, cüceler. ayrıca bilbo baggins hiçbir zaman sürgüne gitmedi. hobbiton her zaman bilbo baggins'in evi oldu. sürgünde değil kendi doğduğu evde yaşıyor.

    - "bunun en önemli nedeni başkahramanları hobbitler tabii." sanırım burada da hobbit ve cücenin ne olduğunu tam anlayamama durumunu yaşamışsınız.

    - "birbirlerine sıkı sıkıya bağlı koca ayaklı bu cüceler..." benzeri bir cümlenin açıklamasını yukarıda yapmıştım zaten.

    sanırım filmi imax sinemada gözlükleriniz olmadan izlediniz. filmde de halbuki bu yaptığınız yanlışlar çok net anlatılıyordu, nasıl karıştırdınız şaşırdım doğrusu. fantastik kurgu bilginiz olmayabilir, buna bir şey demiyorum ama o zaman keşke sadece sinematografi ve sinema anlamıyla yaklaşsaydınız konuya. ya da bunları yazmadan bir bilene de danışabilirdiniz. eminim size seve seve yardımcı olurlardı. keyifli bir yazı olabilecekken maalesef olmamış.

    sayın deniz inceoğlu,

    - "kuduk: hobbit’lerin kendi dillerinde kendileri için kullandıkları kelime." kuduk, ortak lisan'da hobbit anlamına gelen bir söz öbeğidir. hobbit kelimesi buradan türemiştir. kendilerine kuduk demezler.

    - "bag-end: hobbit’lerin yaşadığı evlerin (deliklerin) adı. yazar j.r.r. tolkien’ın halasının çiftliğinin takma adı da ‘bag-end’di." bag-end; veya yapılmış güzel türkçe çevirisi ile çıkınçıkmazı, sizin sandığınız gibi evlere verilen isim değildir. çıkınçıkmazı, bilbo baggins'in yaşadığı küçük kasabanın ismidir.

    - "sting: hobbit’lerin kullandığı bu kılıç türünü bilbo keşfetti." sting, bir kılıç türü değildir, bilbo baggins'in kullandığı özel kılıcın ismidir. sting, orta dünya'da tek olan bir kılıçtır ve büyülüdür. tıpkı orcrist ve glamdring gibi; büyülü kılıçların özel isimleri olabilir. sting ismi de bilbo'nun kullandığı kılıcın ismidir. hatta şarkıcı sting de ismini bu kılıçtan almıştır.

    keşke bu lügatı oluştururken dilimizdeki güzel çevirileri araştırsaydınız. wikipedia gibi kaynaklar çok faydalı olabilir ancak yine de bir atasözümüz der ki; "bin bilsen de bir bilene sor." keşke siz de bir editör olarak bazı konularda danışsaymışsınız.

    iyi çalışmalar dilerim. umarım ikinci film geldiğinde daha doğru ve ciddi bir kapak konusu olur."
  • cücelerin ağıt yakar gibi söyledikleri şarkıyla hayatımı sikmiştir. filmle alakalı bir şey değil bu. evet tolkien hastasıyım. evet the lord of the rings'i otuz beş kere izledim. evet yıllardır onun tarzında bir film daha görme umuduyla bekledim. ancak cücelerin şarkısını dinlerken duygulandıran başka nedenlerim var benim.

    son film return of the king'de aragorn'un taç giyme merasiminden sonra söylediği, yine ağıta benzer şarkıyı en yakın dostum, arkadaşım yoldaşımla beraber sinema salonunda dinlemiştik. ikimizin de şaftı dağılmıştı. bu kardeşim bundan iki yıl sonra kansere yakalandı. hastalığın son evresinde benden o şarkıyı bir şekilde hastaneye getirmemi, son kez dinlemek istediğini söyledi. eve dönüp ellerim titreye titreye, gözlerimden yaşlar süzülerek bir şekilde şarkıyı kaydedip hastaneye döndüm. suratındaki ifadeyi anlatmaya ne kelime haznem izin veriyor ne de şuan boğazımda düğümlenen şey.

    kendisi şu an aramızda değil. kendisi, eminim ki, cücelerin şarkısını da çok beğenecekti.

    bana o eski güzel günleri hatırlattığı için şükranlarımı sunuyorum bu işte parmağı olan herkese.
  • kitabını okumayanların cahilce eleştirdiği film. kitabını okuyan herkes bilir ki normalde gandalf kartallara "bizi erebor'a gündüzden götürür müsünüz?" demiş fakat kartallar "abi zaten bi geceden kar ediyoruz, onu da almazsak biz nasıl ekmek yiyeceğiz" deyince o iş yatmıştır.
  • allahini seven tutmasin beni.

    yahu su filmi yorumlayanlar lutfen biraz zeki olsun. tamam eksi sozluk yazarlarinin hepsi zeki olsun demiyorum ama bari izledigi filmi anlayan adamlar yorum yapsin.

    kac kez yazilmis artik sayamadim bile. gollum ile bilbo'nun karsilasmasi cok gereksizmis. baska sekilde olabilirmis. cok uzun tutulmus. bilbo yuzugu baska sekilde bulabilirmis falan filan. lan olum siz gerizekali misiniz? bunlar nasil yorumlar boyle?

    bu bir kitap yahu kitap. adam kitap uyarlamasi cekiyor kafasindan senaryo yazip onu cekmiyor.

    sadece gollumla alakali da degil. neden kartallar bizimkileri daga goturmemis de yari yolda birakmis falan filan. yemin ediyorum cildirdim oturdugum yerde.
  • --- spoiler ---

    bu film hakkinda en cok elestri gandalf'a geliyor. neden o kadar mesafeyi kartallarla gelmedi de g.tü sıkıştığında çağırdı kartalları yok efendim neden dağa 300km kala birakti kartallar bunlari felan.

    cevabı çok basit:
    adam manasını idareli kullanıyor beyler.

    --- spoiler ---
  • başından sonuna ağzım kulaklarımda olarak izlediğim filmdir. hem de olabilecek en boktan yerde, en ön sırada, resmen perdenin içindeydim. bir şey değişti mi? hayır. 12 yaşındayken aslan kralı izlediğim surat ifadesiyle izledim sanırım.

    --- spoiler ---

    ilk kısımlar inanılmaz bir şekilde kitaba sadık çekilmiş. öyle ki bir çok repliğini ben tamamladım gandalf'ın. sonradan biraz açılmış ama açıldığı kısımlar beni fazla rahatsız etmedi açıkçası. bir de herkesin aksine ben diğer hikayelerden yapılan eklemeleri çok beğendim. mesela radagast'ı ve ak divan'ı dolayısı ile galadriel'i görmek beni çok mutlu etti. özellikle radagast kitaplarda hiç görünmediği halde sevdiğim bir karakterdi. peter jackson bunu biraz karikatürize etmiş, zaten cücelerin büyük bir kısmı da öyle ki hikaye çocuk kitabından uyarlama olduğu için bence gayet münasip olmuş ama beğenmeyen olacaktır diye tahmin ediyorum. zaten eğlenceli şarkılarıyla yer yer o çocuk kitabı havası yakalanıyor.
    filmin başına cücelerin erebor'u kaybetme hikayesi eklemiş cidden çok güzel olmuş. smaug görünmedi ama dağa saldırdığı kısımlarda heyecandan titredim, hiç abartmıyorum. smaug reyizi göreceğimiz sahneleri sabırsızlıkla bekliyoruz.
    thranduil zarafeti ile beni benden aldı, başını eğip bir bakışı, bir dönüp gidişi vardı ki işte elf budur dedim. tacına ve bineği olan boynuzlu geyiğe ayrıca hasta oldum.
    hikayede yapılan değişikliklerin bir kısmı bilbo'nun grupla ilişkisini ve kahraman imajını pekiştirir yönde olmuş, çok da sakıncası yok bence. eklenen kan davalı ork hikayesi kısmen doğru sayılabileceği ve kitabı okuyanlara ayrı bir merak hissi yaşattığı için kabul edilebilir. son kısıma dövüş sahnesi eklemeleri de pat diye bitirmemek ve dramatik bir son oluşturmak adına gerekliydi diye düşünüyorum.
    şunu da mutlaka söylemeliyim: filme dair en sabırsızlıkla beklediğim kısım cücelerin bilbo'nun tabaklarını atıp tutarak tek bir parça bile kırmadan temizleyip kaldırdıkları sahneydi. bunun görselliği çok hoş ve eğlenceli bir sahne olacağını düşünüyordum ki gerçekten de öyle olmuş. kesilmemesi çok iyi.
    daha aklıma gelmeyen bir sürü şey var da hepsini yazsam buradan köye yol olur. netice itibariyle ben gayet memnun kaldım ilk izlenim olarak. devamı heyecanla beklenmekte.

    --- spoiler ---

    uzun diyenler olmuş, açıkçası bir o kadar daha otururdum sinemada, doyamadım.
  • uzun süre beklemenin ardından kavuştuğumuz film.

    film teknik açılardan kusursuz gibi. gerçi orasını eleştirmek bana düşmez, ilk başlarda orta dünya'ya 3d'yi yakıştıramayacağımı düşünmüştüm ama oldukça iyi olmuş. oyunculuklarda hiç eksiklik hissetmedim. zaten yeni zellanda tek başına başrol oyuncusu olsa bile tatmin etmeye yeter. senaryonun da iyi olduğunu düşünüyorum. üç kitaba bölmek kitabı neredeyse aynen aktarmak olarak geri dönmüş ki en çok tatmin olduğum bu nokta oldu. zira yüzüklerin efendisi'nde en büyük eleştirilerim kitaba sadık kalınmamasıydı. peter jackson belki onu zorunluluktan yapmıştı ama rüştünü ıspat ettikten sonra yapımcılığı da üstlenerek bu sefer hatasını düzeltti. unutmayalım ki peter jackson başlı başına büyük bir tolkien hayranı, dolayısıyla ona güvenim tam(dı). şu filmi del toro'nun çektiğini hayal bile edemiyorum.

    müzikler harikaydı zaten ona diyecek sözüm yok, howard shore zaten bu işin piri olduğunu çoktan kanıtlamıştı. atmosferi çok güzel yansıtıyor. theme müziğini de çok beğendim.

    film kesinlikle tatmin edecektir. zaten bir tolkienseverin filmi beğenmeyeceğini düşünmüyorum. orta dünya'ya tekrar geri dönmek bile başlı başına bir armağan, eski dostlarımı görmüş gibi sevindim. aslında durağan gibi gözüküyor ama ben katılmıyorum, aksine tempo hiç düşmüyor, bir olaydan diğerine, geçişler hızlı ve hissettirmiyor, o yorgunluk hissi durgunluktan değil aslında. biraz daha istiyor insan.

    buradan itibaren spoiler şeysi koyayım da rahatça içimi dökeyim. filme/kitaba dair naciazane tespitler yapayım.

    --- spoiler ---

    filme frodo'nun eklenmesi holywoodçulukla suçlanmıştı ama bence gayet tatlı bir geçiş olmuş. film yüzüklerin efendisinin(extended) başlangıcıyla başlıyor aslında, frodo'yu görmek hiç rahatsız etmedi. hikayaye giriş için oldukça iyi olmuş.

    erebor'un gelişiminin izlemek harikaydı, o ihtişamı, sonrasındaki yıkımı ve hüznü hissettirdiler. kitabın çoğu konuda detaylı olmadığını, bazen birkaç cümle ve paragraf ile konuların geçtiğini biliyoruz. bunun sebebi de profesör tolkien'in bu kitabı çocuklar için kaleme alması belki. dolayısıyla tolkien'in diğer eserlerinden notlarla filmin içeriğinin zenginleştirilmesi harika olmuş bence.

    erebor'u açılışta gördükten sonra, balin'in ağzından thorin'in ve moria'nın hikayesini de dinliyoruz. hikayeyi balin'den dinlemenin bir anektodu da moria'ya duyduğu özlem aslında, daha sonra moria'yı fethedicek ama daha sonra da düşecek. yüzüklerin efendisi'nden balin'in mezarını hatırlıyoruz zaten.

    yine hakkında çok az bilgi bulunan gandalf'ın kuzeni -gerçi filmde bahsetmedi bu durumdan- radagastı görmek çok iyi oldu. necromancer'ın -yani sauron- gücünü tekrar topladığını, nazgullerin ortaya çıkışına tanık olduk, daha ne!

    bununla beraber senaryo kitapla birebir aynı neredeyse, herhalde en memnun edici gelişme budur. ekseriyetle bahsettiğimiz üzere yüzüklerin efendisi'nde düşülen hataya düşülmemiş. hikayeler birebir aynı sadece olayların gelişim aşamasında birkaç değişiklik var.

    önemli değil ama gözüme çarpan bir kaçı;

    kitapta; bilbo sabah uyandığında gitmeyeceğini düşünerek seviniyor, ancak gandalf gelip onu ikna ediyor, bıraktıkları notu okuyor. filmde; not değil sözleşme var sadece, gandalf ekiple beraber, bilbo onlara katılmaya kendi varar veriyor.

    kitapta; troll sahnesinde cüceler teker teker torbalarla yakalanıyor. filmde troller bilbo'yu parçalamakla tehdit ettileri için teslim oluyorlar.

    kitapta; kili, bilbo'yu taşırken sırtından düşerek kaybediyor, ve bilbo yüzüğü karanlıkta el yordamıyla tesadüf eseri buluyor, gollum'un düşürdüğünü görmüyor. filmde bilbo goblinlerden başta sıvışıyor ve yüzüğü bilinçli alıyor. devamında düğmelerin kopuşu ve kaçış sahnesi vs.

    kitapta; grup ağaçtayken kartallar sesleri duyarak yardıma geliyor, thorin'in meydan okuma sahnesi yok.

    gibi gibi, fazla büyütülmemesi gereken ve sırıtmayan birkaç detay o kadar.

    film hırsızlık üzerine kurulduğu için eleştiriliyordu, aslında tam olarak öyle değil. bilbo'nun içinde cücelerin yurtlarına kavuşturma arzusu var. shire'ı düşünüp ya aynı şeyler benim yurdumun başına gelirse diye ürküyor. (kitapta var) filmde de bilbo'nun altından ziyade başka şeyleri amaçladığı gayet iyi şekilde verilmiş.

    bu arada ayrık vadide kurulan divan çok iyi düşünülmüş, o dört kadim varlığı bir arada görmek bile heyecan vericiydi. hele zerafet kraliçesi ve zariflikten ölmek üzere olan galadriel'e ne demeli? eyvah eyvah.

    bu arada extended çıkıp çıkmayacağını 2015'ten önce öğrenemeyecek olsak da bazı yerlerdeki atlamaların extended'a işaret ettiğini söyleyebilirim. mesela radagast sahnelerinde ve bilbo'nun yüzüğü taktıktan sonraki süreci için ek çekimler yapılmış olabilir. gerçi bu haliyle bile bütünlük açısından yüzüklerin efendisinden oldukça önde, tabii ki bunun ana nedeni tek kitabın üç filme bölünmüş olması.

    şimdilik böyle. 2. ya da 3. izleyişten sonra daha sağlıklı şeyler söylenebilir belki.

    hah unutmadan, smaug tabii ki! ucundan, ucundan gördük ama, devam filmleri felaket olacak. o göz nedir ya öyle?

    --- spoiler ---

    ve son olarak tabii ki de, tanrı yeni zellanda'yı korusun!

    teşekkürler profesör tolkien, bize böyle bir kitabı miras bıraktığın ve onu okuma ayrıcalığını yaşattığın için. burada kişisel bir teşekkür de 6:45'e gitsin. romanı türkçe'ye kazandırdıkları için. ve mitos'a tabii ki.

    ve teşekkürler peter jackson, 1996 yılında yüzüklerin efendisiyle orta dünya'nın kapılarını açma cesareti gösterdiğin ve bunu -göreceli de olsa- layıkıyla başardığın için.

    baltası keskin cüce kardeşlerime selam olsun!
  • hakkında yapılan kartal geyiğinin çok saçma olduğu film.

    olm kartal götürmeyecek ki adamlar yolda exp kassın, item kassın. level 1 hobbit elinde spiked club ile mi kesecek smaug'u ?

    teyallam ya.