şükela:  tümü | bugün
  • tommy lee jones, hilary swank, miranda otto gibi oyuncuların yer alacağı drama.
  • international trailer'ı düşmüş olan film.

    https://www.youtube.com/watch?v=kiwxnfsrn4q
  • tommy lee jones, western türünü çok seviyor. coen kardeşlerin western-imsi filmleri no country for old men, the missing, lonesome dove dizisi, the good old boys ve the three burials of melquiades estrada ve şimdi de bu film, the homesman. gelecek sene yöneteceği filmi de western türünde olacak, ki hiç şaşırtıcı değil (3 burials ve homesman'in aksine yeni filmi olan the cowboys klasik western türünde olacak ve john wayne'in aynı adlı filminin yeniden çevrimi olacak). neyse. sonuçta jones bu türün hakkını verebiliyor. önceki filmi 3 burials kaliteli bir film. ölen arkadaşını vatanına götürmek isteyen bir adamın karşısına çıkan engelleri aşmaya çalışmasını, arkadaşını öldüren sınır koruyucusuyla ilişkisini, yalnızlığını ve zaman geçtikçe arkadaşıyla ilgili sırlara vakıf olmaya çalışmasını anlatıyordu. günümüzde geçen film, western'den çok yol türündeydi.

    jones'un gene başrole kurulduğu the homesman de 3 burials'ın izleğini takip ediyor. bu kez ölen adam yerine delirmiş 3 kadın yer alıyor. mesquiada'nın arkadaşı pete ve mesquiada'nın katili mike yerlerini evde kalmaktan korkan, iyi niyetli, çalışkan ve zengin cuddy ile süvariden firar etmiş, yalnız bir adam olan george'a bırakıyorlar. bu iki kişinin yolları kesiştikten sonra beraber bu üç kadını peder'in uzaktaki evine götürmeye çalışıyorlar. 3 burials'da mike'ın pete'e yardım etmesinin nedeni pete'in elinde silah oluşu ve onu öldürebilecek oluşuydu. burada da george'un cuddy'e yardım etmesinin nedeni fragmanda da görüleceği üzere hayatını kurtarmış olması. fakat homesman, 3 burials'ın epizodik (3 bölümlü, 3 bakış açılı bir öykü anlatılır. tabii cesedin 3 kez toprağa gömülmesi de önemli yer tutar öyküde) anlatımını içermiyor. fakat 3 burials'daki gibi flashback'ler kullanılıyor. bir diğer benzerlikse a noktasından b noktasına ilerlemeye çalışan george ile cuddy'nin tıpkı pete ile mike gibi engellerle karşılaşmaları... ikili bu engelleri beraber atlatmaya çalışıyorlar. jones önceki filmine benzer bir rolde karşımıza çıkıyor. evet, george ile mike arasında farklılıklar var şüphesiz ama benzerlikleri de gözden kaçmıyor. yalnız olmaları (mike'ın ilişki kurabildiği sadece 2 kişi var: herkesle yatan evli rachel, ölmüş arkadaşı mesquiada), cesur olmaları, tehlikeleri atlatabilecek güçte olmaları, iyi birileri olmaları vs.

    the homesman, 3 burials kadar iyi değil. jones gene iki sağlam karakter yaratıp 2 saatlik süresinde bu iki karakteri derinleştirip ilişkilerine odaklanabiliyor. ama aynı jones, 3 burials'da daha fazla karakteri derinleştirebilmişti. filmin önemli taraflarından olan delirmiş 3 kadına pek iyi değinilmemiş ne yazık ki. bunlar dışında yol türünün üstesinden gene gelebilmiş jones. ortalamanın üstünde bir yol filmi. daha iyi olabilirdi hiç şüphesiz.

    cast'ı şahane ama jones ve iyi bir performans ortaya koyan hillary swank dışındakileri pek göremiyoruz. meryl streep, william fitchner, hailee steinfeld, john lithgow, james spader, tim blake nelson'ı 5-10 dakika arası görebiliyoruz.
  • filmi üşenmeden izledim ama ilerlete ilerlete izlense bile bir şey kaybedilmeyecek bir film olmuş. imdb puanına kandım, bence hak ettiği puan en fazla 5.5
  • tommy lee jones'un yönettiği ve hilary swank ile beraber oynadığı film.

    "mary bee cuddy’nin başka bir şansı olsaydı, bezin üzerine işlediği piyanosunda çaldığı parçayı dinlerken uyuyakalan, onu suratsız ve dominant bulan bu kaba saba ve sığ adama evlenme teklif etmezdi elbet. fakat 1850’ler nebraska’sının uçsuz bucaksız topraklarında ufak bir evi, hatırı sayılır hayvanı ve arazisi olan mary’nin “alışılmışın dışında yalnızlığını” bir an önce gidermesi gerekiyordu.

    kasabadaki 3 kadın, kocalarının, iklimin ve fakirliğin yarattığı şartların ağırlığı altında ezilip akıl sağlıklarını yitirirler; bu da onların geldikleri yere, doğudaki evlerine dönmeleri gerektiği anlamına gelir. jones’un deyişiyle “batı’yı keşfe değil, doğu’ya hayatta kalmaya giderler”. yolculuk ortalama 6 hafta sürecektir; yol tehlikeli, hava soğuktur. kasabadaki her erkek kadar iyi olan (dönem için övgü sayılan) mary, erkekler kadar iyi at sürebileceğini, hatta o kadınlara daha iyi bakabileceğini söyler. atlı arabasına biner ve kendi dışında hiçbir şeye bağlı olmayan -en azından çoğu zaman- george briggs ile karşılaşır; bir ağaca asılı, ölmek üzere olan bu yaşlı adam ile.

    mary, “deli” kadınlara en anaç ve iyi duygularıyla yaklaşır; çünkü kendi de aynı acıları çekmiştir. bu kadınların acıları ilk bakışta birbirilerinden farklı gözükse de hepsinin birleştiği ortak nokta bir başka çıkışlarının olmamasıdır. çocuklarını yitiren, tecavüze uğrayan, sevgi ve değer görmeyen kadınlar… toplumda var olabilmek için çocuk doğurmak, aile kurmak zorunda kalan kadınlar… 1865 amerika’sında gidecek hiçbir yeri olmayan, başka şansları olmayan kadınlar.

    tommy lee jones’un ifadesiyle “kendi ailesindeki kadınların tarihini” anlattığı yeni filmi aslında amerika ve dünya tarihinde kadınların çıkış bulamamaları üzerine kurulmalıydı. filmin en büyük eksikliği mary’nin duygu ve düşüncelerine yoğunlaşmayıp, ana erkek karakter ve onun sözde bağımsızlık ve serseriliğinin, elzem önem taşıyan kadının başka şansı olmama konusunun önüne geçmesi. hollywood sinemasından bu denli gerçekçi ve derinlikli işler çıktığını pek görmeyiz, bu yüzden fazlaca potansiyeli olan ama onu yanlış yönde kullanan bir film görünce ister istemez hayıflanıyor insan."

    yazının kaynağı: http://www.cinerituel.com/…-2014-baska-bir-yol.html
  • moral bozan film.

    --- spoiler ---

    tommy le jones'a cok kufrettim cok. eski sevgilimi hatirlatan hillary swank'a yapmadigini birakmadi, beni rencide etme artik deyince koynuna girdi. marry bee cuddy'nin evlenme teklifini reddetdi, neymis baglanamazmis..yazik amk. zaten kendini asti hatun. sikeyim boyle filmi, o romani yazani da sikeyim :(
    --- spoiler ---
  • cuddy'nin bez bebeği olan deli kadına süt verirken, bez bebeğine de shot bardağı kıvamında bir bardakla süt içirmesi de filmin göze çarpan anlarındandır.
  • 34. istanbul film festivalinde izleme fırsatı bulduğum film. film olarak güzel, ortalamanın üzerinde. ancak bana sorsaydınız böyle bir film izlemek ister misin diye, hayır derdim. oldukça karanlık ve moral bozucu buldum. oyunculuklar ve kurgu çok başarılı ve duygular gerçekten başarılı bir şekilde izleyiciye geçiyor.

    --- spoiler ---
    çok garipsediğim için yazamadan geçemedim. mary bee'nin briggs'e evlenme teklif ettiği ve gururunu ayaklar altına alarak briggs ile beraber olmak istediği sahnelerde salonun yarısı kikir kikir güldü. inan sözlük ben bunu hiç anlamadım, kendimden şüphe duydum, ben mi bir espriyi kaçırıyorum ya da filmi anlamıyorum diye. yanlış anlamıyormuşum nitekim kadın olaydan sonra ne yaptı gördük. gülenler adına üzgünüm, filmde bayağı sıkılmış olmalılar bu duygusuz arkadaşlar
    --- spoiler ---
  • malum ortamlara dusmesi nedeniyle bu aksam seyretmeyi dusundugum film.

    rotten tomatoes filme yuksek bir puan vermis.
  • insanın kafasını karıştıran kararsız bırakan film. bir hilary swank aşığı olarak, kendisine doyduğum film olmuştur aynı zamanda. imdb puanının daha yüksek olması gerekirdi. sağlam bir yol hikayesi. aynı zamanda amerika'nın belli bir döneminden kesit sunuyor. ben filmi beğendim.