şükela:  tümü | bugün
  • the kovenantin animatronic albumunden bir parca.vokallerde enteresan bir efekt kullanilmis.gitarlar da arkada kalmis,klavye en onde ve davul ortalama kalitede.
  • 2003 amerika birleşik devletleri çıkışlı bir progressive metal grubu.

    the human abstract ep (2005)
    nocturne (2006)
    midheaven (2008)
  • bir william blake şiiri.
    (bkz: #16164013)
  • (bkz: mea culpa)
  • yazık lan bu adamlara. yeni albümleri digital veil in bi hafta önce ortamlara düşmesinden habersiz,facebook sayfalarında ; çok az kaldı albüm yarım saat sonra -paralı - indirebilmeniz icin internete koyulacak falan diye anonslar geçiyolar. bence haberleri vardır da bebeleri kekliyolardır heralde diye düşünüyorum,albümü de bi dinlemek lazım tabi.
  • 2004 amerika cikisli metalcore/garip bir seyler grubu. 1 ep, 1 demo, 3 tane de albumleri bulunmaktadir. bunlar sirasiyla;

    the human abstract (ep - 2005)
    nocturne (2006)
    midheaven sampler (démo - 2008)
    midheaven (2008)
    digital veil (2011)

    line up;

    brett powell : davul
    travis richter : vokal
    henry selva : bass
    a.j minette : gitar
    dean herrera : gitar

    bunlar da leblebi gibi grup uyesi degisenlerden, hic isinamamistim zaten zamaninda, hala da dinlemem fsdjlkfjs.
  • the kovenant'ın animatronic albümünden 6. şarkı;

    we shape the future - we rape the world
    fallen icons left to burn
    the depiction of a naked deformity
    another long lost tragedy

    the man in the moon is looking right at you
    with a face of death he follows the future
    while you sleep we destroy our planet
    and somewhere in space the dead are smiling

    beautiful disease... the worm is crawling beneath your skin
    beautiful disease... the worm is feeding on your lies within

    dissintegration - deterioration
    television slave generation
    deformation - devastation
    electronic mind mutation

    "lost in your own illusion, sick from your own disease,
    you drained the world in your search of knowledge
    all questions are answers... hidden within their own reality
    open your eyes... and the truth shall set you free!!!"

    we shape the future - we rape the world
    fallen icons left to burn
    the depiction of a naked deformity
    another long lost tragedy

    beautiful disease... the worm is crawling beneath your skin
    beautiful disease... the worm is feeding on your lies within
  • crossing the rubicon parçasının 8bit versiyonu orijinalinden daha iyidir.

    https://www.youtube.com/watch?v=0ezmcpkdxpu
  • edebiyat ve zihinle ilgili kavramların birleşiminden ortaya çıkan eserlerde hep farklı bir taraf oluyor. the human abstract şiirini okuduğum zaman bu farklılığı tekrar tekrar görüp büyüleniyorum. şiiri 1750'li yıllarda yaşayıp 'algının kapıları'nı daha o zamanlar aralayabilen bir insanın yazmasıysa pek şaşırtıcı değil. william blake, insanları çokça gözlemlediğini şiirlerinden, hatta çizimlerinden bile belli eden bir sanatçı, fakat zihinle ilgili böylesine isabetli düşüncelere sahip olmasını, bu düşünceleri işleyiş tarzını şaşırtıcı buluyorum.
    william blake, şiirine insanlığın kötülüğünden yakınarak giriş yapıyor: "merhamet diye bir şey olmazdı, biz fakirleştirmeseydik insanları." diyor ilk iki dizede. sonrasında zulümün kurduğu kapandan, toprağa akan gözyaşlarından oluşan gizemli bir ağaçtan bahsediyor. tepesinde de bir kuzgun yuvası var... buraya kadar zihin konusunda hiçbir şeye rastlamıyoruz. yeryüzünün her tarafını saran bir ağaç, zulüm ağacı beliriyor yalnızca kafamızda. ardından son dörtlük geliyor:
    "toprak ve deniz tanrıları,
    bu ağacı arayıp durdu doğada
    ama boşunaydı arayışları;
    çünkü o ağaç insanın beyninde"

    bu dörtlüğün ardından, şiir sona erdiğinde 'nasıl', 'neden' gibi sorular insanın kafasını kurcalamaya başlıyor. en başta william blake'in ağaç insanın beyninde derken, insanın doğuştan kötü olduğunu anlatmak istediğini düşünmüştüm. herkes onu doğada ararken, tüm bu zulümlerin suçunu doğaya atmaya hazırken aslında hepsinin insan zihninin bir ürünü olduğunu söylemek istiyordu sanki. fakat 'ağaç' gerçekten yalnızca zulümün beslediği bir varlık mı? bu ağaç benzetmesi nereden geliyor? tüm bunları düşünürken ağaç sembolünün dinlerde önemli bir yer kapladığını öğrendim. şiirdeki gizemli, pembe meyvelere sahip ağaç adem ve havva hikayesindeki elma ağacıyla benzerlik kurularak oluşturulmuştu belki de. şiirdeki ağacın kutsal korkuların sebep olduğu gözyaşlarıyla sulanan toprakta yetişmesi de ayrı bir nokta. bu kısmı okurken zulümlerden bıkıp gözyaşlarıyla af dileyen insanlar canlanıyor gözümde. "alçakgönüllülük köklenir, büyür." ifadesinde ise ağacın yalnızca bir 'zulüm ağacı' olmadığı şeklinde bir anlam çıkıyor. öyleyse bu, hem zulümü, hem affı, yani aslında bir nevi insanı içeren bir ağaç mı? insanı içeren bir ağaç insanın beyninde mi yani? insan beynindekilerden ibaret mi? bilmiyorum...

    william blake'in aslında ne demek istediği kim bilir ki.. asla tam olarak bilemeyecek olsak da, yıllar öncesinden kalan bu birkaç dörtlük sayesinde beynimizin şairin beyniyle bir bağ kurmaya çalışması, heyecanlanmamıza sebep olması müthiş değil mi?