şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    sen yılda 750 bin dolar kazan,amerikan başkanı için seçim kapmanyası düzenleyen danışmanlğın başı ol, ama 900 dolar bulmak için içerden para al. ben hayatımda böyle saçmalık görmedim.

    --- spoiler ---
  • george clooney'in işin puştluğunu öğrendiği film.
    bulduğu ve ajandası müsait her sağlam karakter oyuncusunu**** filme toplayan george abi, hem yazıp hem yapıp hem yönetmesi; bir de üstüne oynamasıyla bende mahsun kırmızıgül etkisi yarattı.

    yine de film güzel ama kısa... amerikan seçimlerindeki pisliği anlatacak bir film en aşağı 180 dakika sürmeli!
  • muhteşem bir afişi olan film. ve daha önce eşi görülmemiş bir şekilde times olan dergi türkçe afişlerde "tempo" olarak değiştirilmiş. nasıl bir reklam almışlar, kimin aklına gelmiş bilmiyorum ama çok enteresan bir fikir olduğu kesin.
  • george clooney' nin yazdığı, yönettiği, yapımcılık yaptığı ettiği film. zat-ı muhterem olmuş olmasına da elini korkak alıştırmış sanki. konunun çetrefilliğine rağmen film kısa sürüyor, fazla derli toplu. amerikan siyasetine uzak olanlar için biraz kafa karıştırıcı olabilir,
    belki de ondan uzatmamış. olsun, iyi film, rabbim yerlisini de yapacak yetenek, özen ve cesaret nasip etsin bu memlekete.

    sayesinde abd' de kampanyaydı, seçimdi vs.de çiğnenmeyecek tek kuralı da öğrenmiş olduk:

    --- spoiler ---

    you can lie, cheat and steal. you can start wars and bankrupt the country. they'll forgive you for that. but you don't fuck the intern"

    --- spoiler ---
  • filmde aklımda kalan tek şey clooney'nin söylediği şu sözdü;

    "birinin yerine geçmedikçe onu yargılamak küstahlıktır"
  • --- spoiler ---

    film ağır aksak giderken birden gizli görüşmeyi gazeteciye haber verenin kendi arkadaşı olduğunu öğrenmesiyle hızlanıyor ve o andan itibaren koltuğunuzda doğruluyorsunuz birden. güzel film. film deyince aklınıza sadece vurdu-kırdı, silah vs geliyorsa o ayrı, bu film onlardan değil. diyalogları ile olsun amerikan siyaset sistemini tam onikiden vurarak eleştirmesiyle olsun güzel film.
    ayrıca filmin içindeki pek çok mantık yürütme mükemmeldi, bunu söylemeden edemedim.
    bir de stephen in yerine geçen hırslı arkadaşın çayını getiren stajyerle diyaloğu tarih tekerrürden ibarettir diyor .
    en sonda acaba her şeyi anlattı mı anlatmadı mı basına, onu da hayal gücümüze bıraktı sanırım.
    bence anlatmadı; dört yıl boyunca elinde oyuncağı olacak bir başkan edinmesi imkanı varken neden tepsin bu fırsatı değil mi,
    yoksa intikam ağır basar ve her şeyi itiraf eder ve kendisiyle birlikte valiyi de batırır mı?
    o zaman da rakip adayın kampanyasını yöneten şerefsize yaramaz mı?

    --- spoiler ---
  • çok güzel cümleleri olan ancak senaryosundaki politik duruşu ve entrikalarıyla benzeri bir seçim hikayesini konu alan the good wife kadar ilgi çekici olamayan, izlemesi çok keyifli iyi bir film. batman and robin'den sonra çok iyi filmlere imza atmış olsa da aklıma meme uçlu batman kostümüyle gelen george clooney kariyerini neredeyse sonlandıracak faciadan ne kadar uzakta, ne kadar başarılı olduğunu yeniden kanıtlıyor bu filmle. clint eastwood gibi oyunculuktan gelip, oyunculuğa devam edip çok da başarılı yönetmenlik performansları sergiliyor.

    ancak filmin yıldızı elbette ki ryan gosling. kendisi bu dünyada en beğendiğim aktör. her filmiyle bu kanım daha da kuvvetleniyor üstelik. adamı izlemeye bayılıyorum, her yarattığı karaktere sonsuz inanıyorum ve başına gelecekleri merak ediyorum. bana oyunculuğuyla her türlü duyguyu yaşatabilen, hollywood'un "taş" erkeklerinden uzak bir profil çizen, duvarlarda posterleriyle değil raflarda filmleriyle evlere girecek bir oyuncu kendisi. ben eşi benzerini, bu kadar iyisini görmedim şahsen. doğal olarak karşısında oynayan oyuncular da çok daha iyi performanslar veriyorlar. özellikle filmin ikinci yarısında clooney kariyerinin en iyi performansını veriyor ve ryan ile karşılıklı sahnelerinde karşılıklı döktürürken sizi sonuna kadar gerip olayın içine çekiyorlar. bir başka ryan gosling filmine kadar kendisine dizeceğim övgüleri burada bırakıp filme geri dönmek istiyorum.

    --- spoiler ---

    şimdiye kadar yazdıklarımdan da anlaşılabileceği üzere ben filmi stephen'a yoğunlaşarak izledim. filmin delicesine hayran olduğum ve bir şekilde ele geçireceğim afişinde çok güzel resmedildiği gibi bu aslında iki insanın bir nevi bütünleşme hikayesiydi. stepehen'ın "ben kampanyayla evliyim," dediğinde son derece ciddi olduğundan hiç şüphemiz yok. kariyerinin o döneminde kimin için çalışıyorsa stephen onun adamı oluyor, belki de daha doğrusu o adam oluyor. kazanan olmak için en az adayın kendisi kadar, hatta daha fazla çalışmak zorunda. ancak her erdemli kahraman gibi o da kirli bir oyunda var olamayıp oyundan kovulunca kurallara uymaya karar veriyor. afiş burada biraz daha anlam kazanıyor. stephen, morris gibi "kirli" bir adama dönüşüyor adım adım. ve filmin son karesinde dördüncü duvarı yıkarak bize manalı bir bakış atarak yolculuğunu tamamlıyor.

    filmin seyirciyle bir meselesi de oyumuzu çalabilmek. morris'e oy verir miydim? ölüm cezasıyla ilgili sohbette benim konuyla ilgili adamakıllı dillendiremediğim düşünceleri çok güzel dillendirdi ve ben o an bu karaktere bağlandım. "toplum bireyden daha iyi olmalıdır," dedi. "benim karım öldürse katili öldürecek bir yol bulurum. sonra da seve seve cezamı çekerim. ancak toplum bireyden daha iyi olmalıdır." muhteşem bir açıklamaydı. oyumu o an kazandı doğrusu. fakat tabii ki bir politikacıya güvenmek kolay değil. kötü bir adam devlet için iyi şeyler yapacak olsa ona oy verilir mi? ya da adamın kötülüğünden bihaber olan halk kendini böylesi insanlardan nasıl koruyabilir? bu kadar politik oyunlar dönerken insanlar hiçbir politikacıya güvenmemekte haklılar elbette. bu kesinlikle iyi olanın kazandığı bir oyun değil. her başarılı oyuncunun arkasında daha da başarılı bir oyuncu var işte. bizim gördüğümüz erdoğan'ın sadece erdoğan, kılıçdaroğlu'nun sadece kılıçdaroğlu olmadığını anlamamız için müthiş bir fırsat aslında. bir politikacı ekibi kadar başarılı, ekibi kadar güvenilir, ekibi kadar değerli.

    --- spoiler ---

    kesinlikle kaçırılmaması gereken, çok başarılı performanslarla dolu, çok derinlikli olmayan ancak derin düşüncelere sevk edebilen iyi bir film. ödül yarışlarında özellikle ryan gosling'e sonsuz başarı diliyorum.
  • fazla aksiyonu olmamasına rağmen keyifle izlenen bir politik film. oyunculuklardır bu filmi alıp götüren.

    --- spoiler ---
    bir de tabii sona doğru ryan gosling'in canlandırdığı karakter için heyecanlanıyor insan. itiraf edecek, etmeyecek derken... ama bence etti, ortalığı birbirine kattı.
    --- spoiler ---
  • amerikan politik sistemini ve isleyisini bilen, ve yavas soluklu filmleri seven herkese onerebilirim. icinde zerre kadar aksiyon olmasa da insani heyecanlandirmayi basarabilen guzel bir yapit. ama zevk alinabilmesi icin hem amerikan ingilizcesine iyi bir hakimiyet gerekli (altyazilarin basarili olacagini dusunmuyorum. ince ve ufak detaylar, espriler elbet kaybolacaktir ceviride) hem de olaylarin gercek yuzune (amerikan secim sistemi, demokratlar, cumhuriyetciler, ve entrikalari vs. vs.) hakim olmak lazim. george clooney ve phillip seymour hoffman her zamanki gibi cok iyiler, ama bir gercek var ki bu film bu iki efsanevi isme ragmen ryan gosling show havasinda. george clooney yonetmen koltugunda bence yine oldukca basarili, eger yine kendisinin yonettigi good night and good luck hosunuza gittiyse, bu filmin de hosunuza gitme ihtimali yuksek.
  • politikada iyi taraf olmadığını ,daha az kötü olan taraf olduğunu bu filmde yeniden görebiliyoruz. süreyi daha iyi kullanıp daha uzun bir hikaye çekilse daha doyurucu olabilirdi. onun dışında oyunculuklar başarılı. vizyonda bu aralar pek iyi film de olmadığı düşünüldüğünde gidilmesinde sakınca yoktur.