şükela:  tümü | bugün soru sor
  • israilli nadav lapid’in cannes’ın eleştirmenler haftası’nda dünya prömiyerini yapan, sarsıcı ve son derece rahatsız edici bir toplum eleştirisi sunarken ustaca kurduğu kışkırtıcı sinema dili ile çok konuşulacak filmi.
  • "ı am an idealist. ı don't know where ı'm going but ı'm on my way."
    - carl sandburg

    --- spoiler ---
    filmin tamamı final sekansı için izledik anlaşılan. değdi de

    çocuğun yeteneğini fark ettikten sonra, lisa karakteri filmin sonuna kadar aşığına doğrultacağın türden temaşası esnasında yarı aralık pembe dudaklarından soluduğu nemli ılık nefesi ile bilinçaltımıza kötü mesajlar yolladı. çocuğa 'dokunmasını' gerginlikle bekledik. film devam etseydi belki

    finalde çocuk, kaderinin amcası gibi olacağını garantileyen cümleyi 2 kere tekrarladı:
    "i have a poem"

    --- spoiler ---
  • filmde geçen şu söz herşeyi özetliyor aslında; hüzünler asla bitmez jimmy
  • sara colangelo'nun ikinci uzun metraj filmi. 2018 yapımı film, aslında netflix yapımı ama türkiye'deki dağıtımcı daha önceden almış olsa gerek netflix türkiye'de değil de vizyonda izlenecek film... 5.5 yaşındaki öğrencisinin dahi olduğunu düşünen ve onun hayatına etki etmek isteyen bir anaokulu öğretmenini ele alıyor öyküsü. aynı zamanda şiir yazmaya çalışan anaokulu öğretmeni lisa (maggie gyllenhaal) şiir (shi) filmini de anımsatıyor.

    shi filmini şöyle anımsatıyor. o filmde yaşlı kadın ancak doğayı ve psikolojiyi deneyimlediği zaman şiir yazabileceğini öğreniyordu. burada da küçük bir çocuğun aslında çok şey deneyimlememesine rağmen 'sezgisel' olarak şiir üretebileceğini görüyoruz. çünkü ruhu henüz toplumla kirlenmemiş bir varlık olarak saf bir şeyler üretebiliyor. keza shi filminde de liseli kızın psikolojisine girmeye, onun kirlenmemeye çalışan ruhunu anlamaya çalışarak dünyaya şiir penceresinden bakabiliyordu kadın. ve işte bütün bu filmler bizi ülkü tamer'in " şiir ölümün gölgesidir, / yaşamanın örtüsü / çocuğun savunmasıdır şiir." dizelerine götürüyor. meh meh meh.

    çok sade, duygusal, çocuk gelişimi açısından fikir verici ve beklentiler, kıskançlık, ailevi ilişkiler, şiirler üzerine düşündürücü bir yapım yani. zaten bir filmde çocuk olmayagörsün, kanmaya müsaitim ben, 2018'in en iyi filminin the florida project olduğunu düşünen biri olarak...

    --- spoiler ---

    film bitince kafanızın içinde, çocuğun ağzından dökülen "i have a poem, i have a poem" cümleleri yankılanıyor bir süre

    --- spoiler ---
  • akıl almaz derecede başarılı bir sinema filmi.

    (bkz: filmekimi) sayesinde izleme listeme aldığım bu filmi 10 üzerinden 7 beklentisiyle vizyona girdiği ilk gün izlemeye gittim. filmin benden aldığı puan 9/10 oldu.

    muhteşem, muhteşem, muh te şem!

    o hımbıl duruşuyla (bkz: maggie gyllenhaal) şahane bir performans sergilemiş.

    --- spoiler ---

    şair olmayı gönülden istemesine rağmen bu konuda istediği sonucu elde edemeyen bir anaokulu öğretmeni, 5 yaşındaki öğrencisinin inanılmaz seviyede şiirler yazabildiğini fark ediyor. bu keşiften sonra tüm varlığını bu öğrencisine ve keşfettiği yeteneğe adayan karakter, bu uğurda çok enteresan şeyler yapıyor ve olaylar gelişiyor.

    aradığı sanat aşkını, entelektüel seviyeyi ve estetik algısını ne kendisinde ne de çocuklarında bulabilen öğretmenin, öğrencisinin yeteneğini ortaya çıkarabilmek uğruna sergilediği eylemler iyi ve kötü uçlarında gidip geliyor. karakteri bir yandan çok iyi anlıyor ve yaptıklarına hak veriyorken öte yandan eylemlerinin etik çerçevesindeki değerlendirmeleriyle seyirci koltuğunda huzursuz oluyorsunuz.

    film, etik ve estetik başta olmak üzere pek çok farklı ve önemli konuya muhteşem şekilde değiniyor ve izleyicilerinin hem kafasını hem de kalbini allak bullak ediyor.

    beni koltuğuma mıhlayan, nefesimi kesen ve gözyaşlarıma engel olamadığım sahne; öğretmenin, öğrencisini tuvalete çağırıp 'bakış açısı ve algı' konusunu öğrettiği sahne oldu. yere çömelip kedi olmayı, dünyaya bir kedinin gözünden bakmayı öğrettikten sonra öğrencisini kucağına alıp havaya kaldırarak her şeyin ve herkesin üstünde bir bakış kazandırmaya çabalayan karakter, benim dünyamı alt üst etti.

    --- spoiler ---

    en kıymetli filmler listeme üst sıralardan giriş yaptı bu film. böylesine hassas bir konuyu böylesine muazzam şekilde ele alan yönetmen (bkz: sara colangelo)'yu ise bundan böyle yakın takipteyim.
  • hissettirdikleri bakımından oldukça kafa karıştırıcı, psikolojik açıdan yorucu bir film. gerçi bu tabir doğru oldu mu emin değilim ama aklıma ilk olarak böyle söylemek geldi.

    bir yandan hayata, topluma yönelik getirilen eleştirileri, verilen mesajları, işlenen alt metinleri düşünüp onaylarken buluyorsunuz kendinizi. bu noktada ana karakter lisa ile aynı çizgide yürüyor, yaptıklarını onaylarmışçasına bir hissiyata kapılıyorsunuz içten içe. ama diğer yandan ise, doğal olarak, yaptıklarının etik açıdan doğru olup olmadığı muhakemesine düşüyorsunuz; ki pek etik olduğu da söylenemez, yani etik değil, yani onaylamıyorsunuz yaşananları. üstelik maggie gyllenhaal lisa karakterini öyle bir canlandırmış ki, kendisini izlerken zaman zaman o en başta bahsettiğim creepy havayı iliklerinize kadar hissetmeden edemiyorsunuz. hatta bir ara kendisinin olduğu bir sahnede birden zihnimde shutter island filminde akıl hastanesinin bahçesinde leonardo dicaprio'ya işaret parmağını dudaklarına götürüp "şşşşş" yapan kadının fotoğrafı belirdi ve irkilmeme sebep oldu. garip bir andı. halbuki böyle hissetmenize sebep olan bir durum yok filmde. yani aslında biraz biraz var ama o kadar bariz değil. kadın alttan alttan işliyor bilinçaltınıza, hafif hafif hissettiriyor o havayı. her neyse...

    sonuç olarak senaryosuyla seyirciyi fena halde köşeye sıkıştıran bir filmdi diyebilirim. son derece ustalıkla işlenmiş, gayet doyurucu... izlemeden önce hakkında hiç araştırma yapmamıştım, seans saati denk gelince bedava bilet hakkıma güvenip beğenmezsem çıkarım düşüncesiyle bodoslama girdim. nitekim çok beğendim. oldukça başarılı bir filmdi.

    --- spoiler ---
    "biliyor musun jimmy? bu dünya seni silecek. bu dünyada sana yer yok. ya da senin gibilere. birkaç yıla bir gölgeye dönüşeceksin, benim gibi."
    spoiler
    --- spoiler ---
  • sıkıcı bir anaokulu öğretmeni ve onun yetenekli öğrencisi klişesini anlatacak zannederken hiç bir klişeye bulaşmadan sürekli ters köşelerle bitti film.

    --- spoiler ---

    beni çok etkilen iki sahne vardı. biri, jimmy'nin lisa'yı banyoya kitlediği sahnede telefonu alıp kaçırıldım demesi, lisa'nın da ağlayarak önce 911'i tuşlaman lazım diye yol göstermesi.

    diğeri de, jimmy'nin polis arabasının içindeyken "i have a poem" demesi; ama sesini kimsenin duymayışı, jimmy "i have a poem" diye tekrar ederken ekranın kararması. of :(

    --- spoiler ---
  • haganenet adlı 2014 tarihli israil yapımı filminin uyarlaması.
    yönetmen: sara colangelo

    20 yıllık anaokulu öğretmeni olan lisa olağanüstü bir şiir yeteneği olduğunu düşündüğü öğrencisiyle özel olarak ilgilenmeye başlar. dahi bir çocuğun yeteneklerinin ziyan olmaması uğraşı gibi görülen bağlılığı ve aşırı çabası takıntı düzeyine ulaşacaktır...

    --- spoiler ---

    lisa kağıt üstünde bütün toplum kurallarından başarıyla geçiyor evli iki çocuk annesi düzenli çalışıyor, işinde iyi, saygın biri.

    ancak ortayaşlarda olan kadının aile ilişkilerinin kendi istediği kadar kusursuz gitmemekte, oğlu onun istememesine rağmen orduya katılmak istiyor, kızı tam bir z kuşağı ergeni. gerçek bir fotoğraf yaratmak karanlık, odayı deneyimlemek yerine ayy kokuyor orası hem ben instagram'da hep güzel şeyler paylaşıyorum diye geri çeviriyor.
    kadıncağız şu evde birazcık kültürel, entelektüel bir şeyler olsun deyince ona sen de başımıza bm kültür elçisi kesildin diyip hoyratça çıkışıyor vs.

    kadının gittiği şiir kursunun kendisi için bir kişisel gelişim değil kişisel var olma gayreti olduğunu çok geçmeden anlıyoruz.

    lisa kendi hayal kırıklıklarının, başarısızlıklarının ikamesi olarak kendi çocuklarında başaramadığı ideallerini jimmy ile gerçekleştirmek istiyor.
    konumlanma noktasını dolayısıyla bakış açısını değiştirerek farklı bir görüş elde etmesine uğraşıyor, onu müzeye götürerek entelektüel hazlar, refine zevkler sahibi olmasına çalışıyor tabi bu gayretkeşlik olumsuz sonuçlara sürüklüyor...

    aslında filmin sonu da toplumun insanları nasıl körelttiğine, farklı seslere nasıl kulak tıkandığının da metaforu bir şiirim var dediğinde kimse duymuyor artık.

    --- spoiler ---

    gülten akın'ın şu dizelerini de anımsatıyor:

    ah, kimselerin vakti yok
    durup ince şeyleri anlamaya

    https://www.imdb.com/title/tt6952960/
  • filmekimi'nin konuşulmayan ama bana sorarsanız en iyi filmi. o kadar değerli, o kadar önemli bir konuya değiniyor ki film üzerine tez yazılabilecek bir konuyu birkaç paragrafa sığdırmak çok zor. heyecanımın izin verdiği ve anlatabildiğim kadar: tık

    bir çocuğun kaderini keşfetmekten bahsediyor film. bir çocuğun 70 yıl boyunca hayatını değiştirebilecek bir keşiften. içimizde saklı olan yetenekten. bu çok çok önemli. dünyaca binlerce insan kendi yeteneğini keşfedemeden, sıradan bir hayat yaşayıp ölüp gidiyor. neden? aileleri, öğretmenleri, bakıcıları, sokaktaki insanlar o çocuğa yardım etmek istemediği, ciddiye almadığı, sözlerine kulak vermediği için.

    bu hayatta jimmy’den binlerce var. siz de belki onlardan birisiniz. çünkü bu hayatta lisa’lardan çok az var. sizin elinizden tutacak, sizi anlayacak, keşfedecek çok az insan var.
  • beklentimin fersah fersah üzerinde çıkan film.
    --- spoiler ---
    isminden de anlaşılacağı üzere, film aslında şiir dehâsı çocuk değil, onun öğretmeni hakkında.
    yolun sonuna uzak olan, yolun sonunun, arkasında kalanlar hakkında...
    --- spoiler ---