şükela:  tümü | bugün
  • son dönemin en çok abartılmış edebiyat serisidir.(bkz: a song of ice and fire)kadar iyi onun kadar başarılı dediler.iki seri arasında en ufak bir benzerlik veya seviye yok bir defa.

    tek ortak noktaları ikisinin yazarı da acayip yavaş yazan tembel insanlar.
  • a song of ice and fire kadar iyi olan ama benzemeyen kitaptır. çok farklı olayları çok farklı şekilde işler ama o kadar iyidir.
    sanırım yazar gerçekten farklı planlar yapıyor, seriyi 3leme yapmak için hikaye falan mı kırpıyor anlamadım. tek bir kitaba kalan çok çok fazla soru var. kardeşim sal, 4 kitap olsun 5 olsun da tutarlı ve cevaplandırıcı olsun. çok şey var merak ettiğimiz, teoriler okuduğumuz.
    gene de muhteşem bir romandır, 9/10'luk tur, okunmalıdır.
  • birçok fantastik seriye el atmış bir suser olarak abartıldığını düşündüğüm seridir. bırakın çıkmasın anam yeni kitap. gidin brandon sanderson okuyun da keyfiniz yerine gelsin.
  • kitabın editörü olan betsy wollheim, kişisel facebook sayfasında attığı bir gönderide üçüncü kitabın "bir kelimesini bile görmediğini" söylemiş. 2013 yılında üçüncü kitabı beta okuyucularına ve bazı arkadaşlarına gönderdiğini paylaşmış olan yazarımız patrick rothfuss'un tahmini tarih vermemesi ve kendisine her hatırlatıldığında da sinirlenmesinden, üçüncü kitabın belki de hiç çıkmayacağını fikrimdeyim. okurlarına biraz saygı gösterip en azından "şundan şundan dolayı ilerleyemedim." dese okurlarının anlayış göstereceğini tahmin ediyorum ama onu da yapmıyor malesef.

    daha endişe verici durum ise linkini verdiğim facebook paylaşımında editörün yaptığı "üçüncü kitap kvothe'nin geçmişini anlatan son kitap olacaktı. ama pat ilk başta bu evrende geçen daha fazla şey yazmayı istiyordu. ama artık bunu yapmak isteyip istemediğini bilmiyorum. herhangi bir şey yazmak istiyor mu, ondan bile emin değilim." şeklinde yaptığı yorum. bu ruh hali zaten patrick rothfuss'un twitch yayınlarından ve twitter gönderilerinden belli de oluyor. yazar, sanki kendisini kitabı yazmaktan uzak tutacak her şeyi yapmak istiyor gibi. birçok yazarın kitap yazmaya günlük 7-8 saat ayırıp, her bölümü bitirmek üzere son tarihler belirleyip bunlara yetişmeye çalışarak kitaplarını çıkardıklarını söylediğini düşünürsek de, patrick rothfuss'un durumunun ne kadar endişe verici olduğunu görebiliriz.

    edit: şimdi yeni fark ettim. editör aşağıdaki yorumlardan birinde "altı yıldır herhangi bir şey yazdığını düşünmüyorum." demiş. şok etkisi yaptı.
  • link
    asla çıkmayacak bir üçüncü kitaba sahip seridir.
  • methini çok duyduğum halde başlamadığım, muhtemelen de asla oku(ya)mayacağım seri.

    game of thrones'tan öyle bir ağzım yandı ki artık bir serinin tüm kitapları çıkıp üstüne bir 5 yıl geçirip yeni bir kitap çıkmayacağından yüzde bin beş yüz emin olunca okumaya başlayacağım.
  • patrick denen tembel tenekenin bu abartılmış serisini okuyacağınıza brandon sanderson ile tanışın.

    bu şımarık rothfuss senelerce "en mükemmel olanı yazmak istiyorum" diye bekletti milleti. katıldığı d&d'lerin, comic-conların haddi hesabı yok ama bir türlü odasına kapanıp konsantre olamadı patrick efendi 10 senedir. kralkatili'nin filmi, dizisi, oyunu falan çıkacaktı hatta bir ara. yayın haklarını satınca iyice götü kalktı.

    brandon sanderson ise fantezinin yeni kralı sayılır. fabrika gibi roman yazıyor ve her romanı için sistematik şekilde çalışıyor. bu tembel teneke 10 senede 1 kitap çıkaramazken brandon ise 7-8 kitap çıkarmıştır ve hiçbirinin kalitesi de tırt değil. kozmer evrenini okuyanlar ne demek istediğimi anlıyordur zaten.
  • 3.kitaptan umudumu keseli çok oldu. patrick rothfuss devam etmeyecek bence. etse bile 2 kitabın gölgesinde kalacak ve istediği mükemmelliği yakalayamayacak.
    kvothe maceralarıyla ortada kalakalmış gibi duruyor.
  • 3. kitap mı? gelse bile artık, olmaz eskisi gibi*
  • pat efendi'nin videolarının altında falan çokça dönen ve oylanan bir yorum var, "gelin kabul edelim, seriyi brandon sanderson tamamlayacak" şeklinde...

    kralkatili okurunun buruk ümitsizliği daha güzel bir şekilde ifade edilemez. geçenlerde editörü "ben son altı yılda kendisinin bir kelime yazdığını düşünmüyorum" dediğinde, ben de doors of stone'un çıkışına planladığım yeniden okumalarımı öne aldım ve ilk iki kitabı okudum bir hafta evvel. bir haftam zevk içinde geçti. son okumamda ve akabinde izlediğim birkaç videoda aklımda kalan birkaç küçük detayı paylaşayım.

    kitabın çevirmeni biliyorsunuz, bazı sözcükleri ve isimleri türkçeleştirirken bazılarını orijinal haliyle bırakıyor. bu bende ufak kafa karışıklıklarına yol açınca ben de isimlerin orijinallerine bakar oldum. zaten son okumamı, ingilizce ebooklar ile karşılaştırmalı olarak yaptım diyebiliriz. (şiir ve şarkı tercümelerini hiç beğenmedim, boş bir zamanda alternatif olarak çevirip paylaşayım diyorum kitaptaki şarkıları)

    mesela artificery'ye (artifişıri) kısaca fishery (fişıri) denmesi çok mantıklı ama bunları "zahiriyehane" ve "balıkhane" şeklinde çevirmek olmamış. aynı şekilde arcanum için seçilen "gizemiye" sözcüğü de bir garip. "sırriye", "esrariye" falan olsa yine eyvallah da, giz sözcüğünden öztürkçe -em ekiyle türetilen sözcüğü arapça bükün kullanıp "gizemiye" yapmak... "gizembilim" bile daha iyi olurdu... bunun gibi örnek çok.

    kitapta teccam diye bir antik filozoftan ve en meşhur eseri tecelli isimli kitabından bahsediliyor, malum. ben bu "teccam'ın tecellisi" kitabının çevirmenin oyunu olduğunu sanıyordum. teccam'ın da tecim sözcüğünün "fa'al" babındaki hali sanmıştım. meğersem orijinal hali teccam imiş.(tekk'm okunuyor) eserinin adı ise theophany. yani teofani. yani bir faninin tanrı ile konuşması. burada tecelli sözcüğü uygun bir çeviri olmuş. teccam ile tecelli'nin uyumu ise hoş bir tesadüf. ben bunu mesela bir scarton'un skata'sı gibi bir şeyin çevirisi zannetmiştim...

    burada da pat efendi kitaptaki isimlerin telaffuzlarını gösteriyor tek tek:

    https://youtu.be/mpeb6nagoyk

    kvothe'ın "kvot" okunduğunu biliyordum ama hemme'nin "hem" okunduğunu öğrenince şaşırdım mesela...

    dün sessizliğin müziği'ni okumaya başladım. (bkz: the slow regard of silent things)
    malum, kitap aurinin o'nu beklerken geçen yedi gününü anlatıyor. kitabın başında tunnel bob isminde, auri karakterine ilham kaynağı olmuş bir kişiye ithaf var. baktım bu tunnel bob kişisi kırk yıla yakındır wisconsin'de üniversitenin altındaki buhar tünellerini mesken edinmiş takıntılı tatlı bir amca. hikayesi de çok hoş. kimdir merak ederseniz bir bakın:

    https://youtu.be/lyn9wvkigkw

    pat üçüncü kitabı yazar mı bilinmez. ama ben ilk iki kitabın varlığından ziyadesiyle mutluyum. yarım kalmış bir hikaye olarak bile çok güzel...

hesabın var mı? giriş yap