şükela:  tümü | bugün
  • 20+ yıl öncesi olmasına rağmen fm 2019 diyalogları göze çarpıyor;

    scottie: var olan sözleşmemi imzaladığım zamankinden çok daha iyi bir oyuncu olduğumu ve yeni bir sözleşme hak ettiğimi düşünüyorum.
    jerry: ben istesem bile, istediğin sözleşmeyi kulüp sana veremez.
    sco: umurumda değil, bunun kulüple alakası yok, tamamen kazandığım parayla ilgili!
    jer: gözümü korkutamazsın; şu an için sana yeni bir sözleşme vermeyeceğiz.
    sco: bu konuyu burada kapatmayacağımı bilin. isteğime karşı gösterdiğiniz tavırdan hiç memnun değilim. bu durumu takım arkadaşlarıma ve medyaya da açıklayacağım.
    jer: a.a. kadar yolun var.

    basın;

    nbc sports'tan ahmad rashad basın toplantısının odağını oluşturan bir soru sordu:
    "scottie pippen, var olan sözleşmesinin yeteneklerini yansıtmadığını düşünüyor. ona yeni bir sözleşme önerecek misiniz?"
    jerr krause sorulan soruya hırslı bir tonda cevap verdi:
    "ona şu an için yeni bir sözleşme teklifi yapılmayacağını ve böyle yaparak da yapılma şansını tükettiğini sizlere söylemek isterim."

    gelen kutusu: bazı oyuncular scottie pippen konusunu ele alış şeklinizden hoşnut değiller

    takımla toplantı yap;

    oyuncular;

    bundan memnun olmayanlar: toni kukoc, steve kerr, bill wennington, ron harper, luc longley
    destekleyen ibneler: michael jordan
    dünya sikine minare götüne olanlar: dennis rodman

    takım: o daha iyi bir sözleşme hak etmek için daha ne yapabilirdi ki?
    jerry: onun taleplerini mantıksız buldum, ona yeni bir kontrat verseydim hepiniz isterdiniz.
    takım: haklısın patron, görüşürüz.
    jordan: air jordan xiii'ler de iyi sattı heeee.
    rodman: madonna'nın ağzına boşaldım.

    gelen kutusu: bulls yıldız oyuncunun sakatlığının şokunu yaşıyor

    scottie pippen
    süre: 3-4 ay
    sebep: kıl dönmesi
  • arkadaşın birisi lebron'u överken devamında “eeee tabi bugs bunny ile film çevirmeye benzemiyor bu nba işleri değil mi sayın majes ahahaha teleri?” yazmış.

    lebron'un space jam 2'de oynayacağını bilmiyor sanırım.utandım ya bunu okuyunca o arkadaş adına oasdıjkad

    bak kardeşim film bile 2 anladın mı oradan hesap et 1 kim?
  • basketbol terimlerinden habersiz olan çevirmenin her kelimeyi çevirmeye çalıştığı ve çuvalladığı belgesel.

    bir ara korktum michael ürdün falan yazacak diye.
  • ilk 2 bölümü izleyen herkesin aklındaki malum soruya cevap vereyim. scottie pippen belgeselden sonraki beş yıl içinde şu paraları kazanıyor.

    98-99 houston 11.000.000$
    99-00 portland 14.795.642$
    00-01 portland 13.750.000$
    01-02 portland 18.083.564$
    02-03 portland 19.727.524$

    biliyorum sizin de içinize dert oldu.
  • kimse michael jordan'a acayip ahlaklı, çok güzel, mübarek bir insan demiyor.

    ben ezelden beri söylüyorum, michael jordan tam bir orospu çocuğudur. lakin basketbolun en iyisi ve sporun gördüğü en başarılı birkaç insandan biridir. onu bu seviyeye ulaştıran şey orospu çocuğu olmasından kaynaklanıyor. yani süre verildiği takdirde herkese ve her yere ayak uydurabilecek potansiyelde bir manyak.

    insanlar sporcuları, daha doğrusu ünlüleri kahramanlaştırmayı pek seviyorlar. michael jordan hakkında bir sürü şey okudum ve izledim. jordan'ın salt kötü olduğunu da düşünmüyorum. sadece zihniyeti hasarlı. çocukluğundan olsa gerek. açıkçası benim en nefret ettiğim karakterler kazanmak için her şeyi mübah görenlerdir, jordan da böyle bir karaktere sahip. zaten geri döndükten sonra michael jordan'ın kaybetmesini istiyordu birçok kişi. 95 orlando serisi çoğu insanda orgazm yarattı. sonrasında ne oldu? üç şampiyonluk daha. şiir gibi bir sonla bulls kariyerini bitirdi. ki bulls'la yaşadığı son 40 saniye onun özeti gibidir. malone'dan topu çaldı, bekledi, son hücumda crossover'la russell'ı yatırdı, o arada eliyle de itti, ama şutu da soktu.

    bence asıl problem insanların hayranı oldukları insanlara feci anlam yüklemelerinden kaynaklanıyor. hayranı olduğun kişinin işine hayransındır, örneğin kevin spacey'inin oyunculuğuna hayransındır, ama malum davalar çıkınca "yok yok yapmaz o" demenin manası yok. ya da rihanna müthiş biri dersin ama hâlbuki burada sayıp sövdüğün kezbanların farklı bir versiyonudur mesela. nba basketbolcularının çoğunluğu boş adamlardan oluşuyor. kendini geliştiren çok azdır. sırf top sektiriyor, smaç basıyor diye bu adamlara felsefi ve ahlaki anlamlar yüklemek çok yanlış. messi kaleye iki top soktu diye sözleri çok kıymetli biri olmaz örneğin. ancak ilah konuşuyormuş gibi dinleyenler oluyor. garip geliyor bana. bunu anlatmak istiyorum.

    jordan da bunu söylüyor zaten. ben kimseye örnek olmaya çalışmıyorum. hoşlanıyorsan takip et, hoşlanmıyorsan başkasına git.

    jordan karakter olarak tasvip ettiğim biri değil. hem de hiç değil. fakat en iyisi. elli sene sonra da anılacak tarzda biri. çünkü insanlar diyecekler ki "93 jordan'ı getirsek, üç dört ay versek ortama adapte olur ve ligin anasını siker."

    jordan'ın asıl başarısı kazandığı larry o'brien kupaları ya da mvp ödülleri değil, zihniyetinin kazanmaya olan elverişliliğidir.
  • beni bu belgeselde etkileyen en önemli şey jordan'ın antrenörünün sarfettiği sözlerdir: "michael'ın kendisine, takımına, taraftarlara ,ailesine, organizasyona karşı bir yükümlülüğü vardı. dedi ki : "eğer oturup 3 saatinizi beni televizyondan izlemeye ayıracaksanız sizin için elimden gelenin en iyisini yapmakla yükümlüyüm. her zaman elimden gelenin en iyisini".
    jordan'ın dünya çapında bir sporcu olmasının en önemli sebebi de buydu, amatör bir ruhla spora ve izleyiciye olan saygısı ve sevgisi.. ilk emeklilik ardından oynadığı sezonda orlando magic'e elenmelerinin ertesi günü tekrar çalışmaya başlıyorsanız ( bu sırada zaten halihazırda 3 şampiyonluğu olan basketbolun bir numarasıydı ) isminiz michael jordan oluyor. tekrar ve tekrar deneyince, takım arkadaşlarını küstürme pahasına yukarı seviyeye çekmeye çalışınca, sonra tekrar babalar gününde şampiyon olup çocuk gibi ağlayınca michael jordan olunuyor. muazzam bir hikaye ve muazzam bir profesyonellik.. gerçekten saygı duymaktan başka birşey elinden gelmiyor insanın.
  • episode 8, extended version:

    ''günaydın mike.''

    grant: hey adamım bunu dememeliydi. ahhh ikinci maçta başımıza ne geleceğini biliyorduk.
    pippen: gerçekten günaydın mı demiş? (gülerek) mike'a bu tür şeyler söylemek büyük hatadır.
    jordan: hey bak, ona gerçekten saygı duyuyorum, ama bu kabul edilemez. günaydın demenin sonuçları vardır. bu laf beni gerçekten motive etti.

    47 sayı.

    ''hiç kimse tek laf etmemiştir.''

    jordan: öylece sessiz kalarak sadece beni sinirlendirirsin. ne diyebilirim ki? ben bu tür şeyleri sindirebilen biri değilim. gerçekten çok kızgındım.

    52 sayı.

    kendi halinde bıraksan 35 atıyor.
    iyi oynayıp kazansan, diğer maçta sinirlenip 45 atıyor.
    üzerine oynayıp trash talk yapsan 55 atıyor.

    (bkz: sussam gönül razı değil konuşsam 55 sayı)
  • jordan lebron gibi bir kariyer yaşasaydı...
    alternatif last dance:
    çaylak sezonundan itibaren hep göz önündedir. sezon mvp'si, defalarca allstar ve sayı kralı olmuştur. fakat detroit pistons engelini bir türlü aşamayıp şampiyon olamamasından dolayı kendisine gelen "asla bi bird ve magic değil" eleştirilerine dayanamayan jordan buna kesin olarak son vermeye karar vermiştir. ve bunun için aynı drafttan yıldızlar olan john stockton ve charles barkley ile aynı takıma geçer fakat finalde dominique wilkins resmen bunları tek başına yener ve finali kaybederler. jordan seride 17 sayı ortalama ile kendi takımındaki ancak en skorer 3. oyuncu olabilmiştir. sonraki sene bilenir jordan ve sonunda şampiyonluklar gelir. jordan artık king j dir. loser etiketini hemen söküp atmıştır. bird ve magic'in yapamadığı bişey vardır o da threepeat. jordan'ın gözü bu kadro ile ondadır bu sefer. ama king j' in bir alışkanlığı yine tekrar eder finalde kaybetmek... maalesef bu hayali gerçekleşmez. bundan sonra şampiyonluk yaşamış jordan için yeni bir heyecan zamanıdır. chicago ya geri dönücem der ve zaten allen iverson gibi bi yıldızı olan takıma başka bir genç yıldız kevin garnett' i de aldırır. ilk sene yine finalde yine kaybeder. ve bir önceki sene gibi rakip takımda onu tutan oyuncu finallerin mvp si olmuştur. sonraki sene nba'in galibiyet rekortmeni ve kimilerine göre tarihin en iyi takımı olan reggie miller'li, chris mullen'li, scottie pipen’lı gsw'a karşı seriyi 3-1 den çevirerek (nba tarihinde tek) şampiyon ve üçüncü kez finallerin mvp si olur. bunu yapması yetmiştir. o artık goat dır. sonraki sezonlar finale çıkmaya devam eder fakat gsw hakeem’i kadrosuna katmıştır. kaybederler. çünkü takım arkadaşları tü kakadir. hakeem o dönemin en iyilerinden olduğu için değildir. buradan ümidini kesen jordan yeni bir meydan okuma denemeye karar vermiştir. artık herkesin hayali olan lakers'a gidecektir. ve "anca zaten ezik takımların olduğu doğu konferansında final oynarsın" diyenlere bir mesaj verecektir king j. lakers geleceğin takımı adı altında bazı potansiyelli oyuncular katmıştır draftlardan ama jordan bunlardan ve mevcut kadrodan memnun değildir o genç tim duncan'i istemektedir yanına. ilk sene muradına eremez. her zaman doğudan nba finali yapan jordan bu sefer play-off bile yapamamistir:( ( bunun nedeni tam bir lider gibi davranip bütün takımı takaslamak istemesi ve "eziklerin!" motivasyonunu kaybetmesi değildir tabii ki, kendisinin sakatlık yaşamasıdır. zaten sakatlık basketbolda yoktur normalde) ama sonraki sene muradına ermiştir, gelmiştir canavarı. ama bu yetmezdi tabii ki. king j'in büyük oyuncu olma kuralında vardır her zaman takımda en az 2 yıldız takım arkadaşı olması. bu yüzden yanına ligin yeni ikonu kobe bryant'ı da ister last dance için. ama maalesef kobe olmaz mambalik yapar. her şeye rağmen şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerleyecek lakers'ın önüne salgın hastalık engeli çıkar. ve dansa şimdilik ara verilir.ama jordan'nın goat olduğu gerçeği tartışılmazdır hala?...

    edit not: nba’i en az 90 lı yıllardan beri takip edenler veya o döneme de hakim olanlar içindir.
  • 7. bölümde jordan ın hırs başarı ve karşılığında kötü insan olarak anılması üzerine yaptığı konuşmayı ne olursunuz ileride bir tedx zımbırtısında ya da iş yaşamında karşımıza yönetici olarak çıkan ama aslında bir orospu çocuğu olan, mj ile kendini bir kefeye koyanlardan dinlemeyelim!..

    buradaki başarı ve sonucunda kendine yabancılaşma/yalnızlaşma hikayesi sporun hastalıklı kazanma ruhuna bağlı olarak cidden kan ter ve gözyaşına dayanıyor. sizinki gibi; sikko iş yaşamınızdaki ucuz satış hikayelerinize, gerçekte asla yaşanmamış/sahte başarı senaryolarınıza, iyi insanların hakkını emeğini sömürmenize dayanmıyor.

    olmayan ve henüz yaşanmamış bir şeyi yaşanmış gibi anlattım ama o kadar eminim ki ellerine bi starbucks kahvesi alıp; bir toplantı ya eğitim sırasında jordan ın 7.bölüm alıntısı yapacaklarına... hayatlarını siktiklerim.

    edit: ilk paragraftaki "o.ç olan yönetici" ile mj arasına bi virgül girdi. atıf tabii ki mj ye değildi.
    ama itiraf edelim mj de az puşt değilmiş.
  • bu hafta yayınlanan bölümlerde detroit pistons (bad boys) takımını gördük..
    nba tarihinin en nefret edilen takımıydılar..

    1989 ve 1990 serilerinde bulls'u resmen döverek yenmişlerdi.
    1991 doğu konferansı final serisi son maçında daha maç bitmeden bulls oyuncularını tebrik etmeden sahayı terketmişlerdi.
    jordan ilk intikamını almıştı..onları yenmişti..
    fakat jordan'ın bile o anda bilmediği alınacak ikinci intikam vardı..
    1992 olimpiyatları..yani (bkz: dream team)
    o kadro'da larry bird, magic johnson, michael jordan, scottie pippen, karl malone, john stockton gibi oyuncular vardı..
    ama bad boys takımından isiah thomas dahil bir tane bile oyuncu yoktu.
    üstelik dream team takımının koçu chuck dalyidi..
    yani pistons'ın koçu..

    jordan şart koşmuştu..
    onlar varsa ben yokum..

    ikinci intikam alınmıştı..

    ısiah thomasın belgeselin 4.bölümünde söylediği (jordan'ın bile inanmadığı) "bugün olsa tebrik ederdim" açıklamasının ardında yatan gerçek sebep bu olimpiyat olayıdır..
    sırf bu sebepten hayatı boyunca,diğer arkadaşları gibi hep jordan aleyhine konuşmuştur.