şükela:  tümü | bugün
  • basketbol terimlerini geçtim, "season record" kısmını "sezon rekoru" olarak çevirmiş alt yazıyı çeviren kişi. hiç aklına "istatistik" kelimesi falan gelmemiş.

    çeviri yapmak sadece gördüğün kelimenin eş anlamlısını yazmak değil ki. çeviri yapmak yerelleştirmektir ve orada gördüğün kelimeyi hem içeriğin jargonuna uygun, hem de bulunduğun ülkedeki insanların anlayabileceği şekilde çevirmektir.

    adam paint'i, yani yıllardır basketbol maçlarında geçen "boyalı alan" terimine dokunmamış.

    eskiden ne güzel divxplanet gibi yerlerde sevdiğim bir yapıtın kötü çevirisini gördüğümde gider uyarır veya inat eder, çeviriyi kendim devralırdım ama şu an böyle bir şansımız yok.

    netflix çevirmenlerine yüklenmek istemiyorum çünkü bildiğim kadarıyla karakter sınırlaması var, yani belli bir karakterden fazlasını koyamıyorlar ekrana. bu yüzden olması gereken bazı kelimeleri eksik yazıyorlar, bunları anlayabilirim ama benden önce burada defalarca yazılan terimleri doğru düzgün yapamamalarını anlayamıyorum.

    adam boyalı alanı paint olarak bırakmış ama small forward'i "küçük ileri" diye çevirmiş. gel de fenalık geçirme.

    para almadan bile yaparım ben bu şaheserin çevirisini. beni bul netsflikş.
  • altyazarın hakkını yememek lazım michael jordan yerine michael ürdün de yazabilirdi
  • basketbol topunu görse bomba diye karakola götürecek birinin çevirmenlik yaptığı belgesel. ulan güzelim belgeseli katletmiş ya.
  • altyazı ekibi acilen değiştirilmeli. atla deve değil basketbol terimlerini bilmesi yeterli. dizi güzel ilk 4 bölüm sürükleyici fakat yer yer tarih değişiklikleri, geçmişe veya geleceğe gitmek kafa yoruyor.
  • 4 bölümü de izledim ve yazmak istediğim şey amerikan kültürüne dair olucak. abi adamlarda işini yaptığın sürece naptığına kimsenin karışmaması ne kadar güzel iş ya. mesela 3.bölümde rodman'ı antreman sırasında başkoçun yalnız bırakması, yardımcı koçu onun yanında çalışırken geri çağırması aslında çok önemli bi şey. ilerleyen kısımlarda da rodman'a kafa izni verirken yine aynı kafa yapısı çalışıyo. rodman'ın sahadayken -ve tabi odaklandığında- çok iyi oynayacağını hem jordan hem phil hem de geri kalan herkes biliyo. bu yüzden de adama 2 gün kafa izni verebiliyolar. "git ne yaparsan yap -ki nabıcağını da biliyolar- ama döndüğünde konsantre olmuş halde dön" diyolar ve adam bunu yapıyo -tamam 40 saat fazladan takılıyo da vegas orası yani*. üstelik bütün bunları rodman'ı bildikleri halde yapıyolar. hatta jordan "bu adam 48 saatte dönmez ama sen bilirsin" diyo ama yine de yolluyolar çünkü biliyolar abi adam döndüğünde yine inanılmaz oynayacak. ve bu mevzu sadece rodman için değil takımdaki herkes için böyle.

    bi süre önce immanuel tolstoyevskinin podcastlerinden birinde bi arkadaşıyla avrupa, amerika ve türkiye'deki çalışma kültürünü konuşmuşlardı ve orda anlattığı da tam olarak buydu adamın. eğer sen işini yaptığı sürece kişiyi serbest bırakırsan daha verimli oluyo. bu kültürün türkiye'de de olmaması heralde üzüldüğüm en büyük mevzulardan biri. rodman türkiye'de olsaydı büyük ihtimalle sporu boşverip düz takılmaya devam ederdi çünkü bizde nerdeyse hiç kimse ona bu özgürlüğü vermezdi.
  • herkes altyazılara gömmüş de, arkadaş türkçe dublajda da jordan'ı murat murathanoğlu seslendir(emi)iyor.

    dolayısıyla dublaj da aynı seviyede berbat seçimlerden oluşuyor. bu ne rezillik amk?
  • bu hafta yayınlanan bölümlerde detroit pistons (bad boys) takımını gördük..
    nba tarihinin en nefret edilen takımıydılar..

    1989 ve 1990 serilerinde bulls'u resmen döverek yenmişlerdi.
    1991 doğu konferansı final serisi son maçında daha maç bitmeden bulls oyuncularını tebrik etmeden sahayı terketmişlerdi.
    jordan ilk intikamını almıştı..onları yenmişti..
    fakat jordan'ın bile o anda bilmediği alınacak ikinci intikam vardı..
    1992 olimpiyatları..yani (bkz: dream team)
    o kadro'da larry bird, magic johnson, michael jordan, scottie pippen, karl malone, john stockton gibi oyuncular vardı..
    ama bad boys takımından isiah thomas dahil bir tane bile oyuncu yoktu.
    üstelik dream team takımının koçu chuck dalyidi..
    yani pistons'ın koçu..

    jordan şart koşmuştu..
    onlar varsa ben yokum..

    ikinci intikam alınmıştı..

    ısiah thomasın belgeselin 4.bölümünde söylediği (jordan'ın bile inanmadığı) "bugün olsa tebrik ederdim" açıklamasının ardında yatan gerçek sebep bu olimpiyat olayıdır..
    sırf bu sebepten hayatı boyunca,diğer arkadaşları gibi hep jordan aleyhine konuşmuştur.
  • öncelikle über bir belgesel/mini dizi/başarı hikayesi vs. ne deniyorsa işte ondan olan yapım. bunu belirtmeden geçmek çok ciddi ayıp olur.

    2. olarak söylemek istediğim şey ise altyazı. altyazıyı çeviren kardeşim sana sesleniyorum. basketbolu takip etmiyor, terimlerini bilmiyor, hatta nefret ediyor da olabilirsin. ama bu amk oyununu bilmiyorsan da işine saygı duy ve terimleri çevirmeden önce iki google araması yap da çıkan videoları, açıklamaları okuyuver. anlamaya çalış. zaten basketbol içerikli dakikalar çok az genel olarak röportaj odaklı bir dizi ve sen güzelim işin içine sıçıyorsun. hatta yanlış çeviriyorsun. ya bu yapımı çevirme ya da gelecek bölümlere lütfen odaklan. sana ufak bir ipucu da vereyim burdan. bazı terimlerin türkçe karşılığını bulamadıysan bırak çevirme kalsın, biz anlarız. switch kelimesi için “alanı boşalt” gibi nerenden uydurduğunu anlamadığım bir çeviri yerine “switch yap” şeklinde okumayı, eskiden oyun kurucuydum daha sonra “küçük bir hücum” oldum yerine “small forward” şeklinde okumayı tercih ederim. küçük bir hücum oldum ne amk. hatırladıkça gülüyorum.

    3. ve 4. bölümde jordan’ın neden ı.thomas’tan bu kadar nefret ettiğini ve milli takımda istemediğini çok daha iyi anladım. insan bir türk veya avrupalı olarak şuna ciddi manada hayret ediyor. amerikalıların oyuna bakışı, disiplin seviyesi, saygısı bambaşka bir seviyede.
    ı. thomas kendisinden nefret ettiğini bildiği, kendisini milli takıma aldırmadığı jordan’ın yapımında yer alabiliyor. para alıyordur vs bilemem. fakat şunu amerika dışındaki farklı bir organizasyonda görmemiz ciddi manada zor. hatta imkansız diyebiliriz.

    yetenekler, rekabet, ekonomi, şovlar bunlar organizasyonu gelişteren ve tepede kalmasını sağlayan araçlar fakat oyuna olan tutku, disiplin ve saygı işte bunlar oyunu büyüten ve küresel hale getiren olgular. tüm nba yıldızlarının oyuna ve organizasyona olan bakış açısı bizi bu adamların rekabetini izlemeye teşvik ediyor. her ne kadar günümüzdeki nba basketbolu beni pek cezbetmese de 80’ler 90’lar 2000’lerin başındaki yetenekler bu oyuna çok ciddi bir aşama kaydettirmiştir.
  • herkes altyazı demiş ama seslendirmeden kimse bahsetmemiş.

    tamam, altyazıya göre seslendirme çok daha iyi ama orjinal ses o kadar önde ki, tv'nin sesini sonuna kadar açsanız da bir şey anlaşılmıyor.

    netflikş neden bunu yapıyor anlamıyorum.

    belki de ben bilmiyorum.
  • tüm bölümler yüklenene kadar izlemeyeceğim belgesel. spoiler yememek için de başlıktan uzak duruyorum. sezonluk koca koca dizilerin bile (game of, lost vs) sezon finalini bekleyip daha sonra toplu izleyen kitleyi üzdün netflix.

hesabın var mı? giriş yap