şükela:  tümü | bugün
  • nedir, ne değildir bilmeden başına oturup, daha ikinci dakikasında bırakamaz hale geldiğim john dahl kara film/komedisi. red rock west ile basit ama süper akıcı anlatımla gerilim yaratma, iddiasız görünen ama çok iyi olan film yapma hususunda nasıl bir adam olduğunu göstermiş dahl ağabey bu filmde de özellikle oyuncu kadrosunun yardımıyla mükemmel bir iş çıkarmış kanımca. bütün oyuncular rollerine mükemmel oturmuş elbette, ama özellikle aralarından bir ismi saymak gerekir:
    (bkz: linda fiorentino)

    konuya gelince, linda'nın kocası ilk defa giriştiği bir uyuşturucu işinden bissürü para kazanır, ama daha tadına bile varamadan linda parayı alıp kaçar. gerisi adamın tuttuğu özel dedektiflerle linda'yı bulmaya çalışması, linda'nın ise karşı hamleler yapmaya çalışmasından ibarettir... ha evet, olaylar gelişir...
  • bill pullman ve peter berg in de oynadığı film..daha önce çoğunlukla sadist,psikopat rollerinde oynayan peter berg in filmdeki taşralı saf çocuk karakteri ilginçti..ortalamanın üzerinde olan fakat bazı klişeler yüzünden vasatlıktan kurtulamayan bir film..
  • ...ne yazik ki soundtrack'i hic bır zaman cıkmamıstır...the best female villian of all times
  • oldukca kucuk bir kadro ile zekice kurgulanmis , linda fiorentino'nun şahsımca aşmış rol yeteneğini ve bundan çok daha fazlasını sergilediği , 2 saatlik eğlenceli vakit geçirtecek ve pek çok derside sofranıza sunacak ortanın üstü yapıt.
  • çok farklı bir film noir. daha doğrusu neo noir. john dahl farklı bir film yapmaya çalışmış, bence bunu da başarmış. diğer film noir'ler ve neo noir'ler gibi gerilimli, şiddeti bol, aksiyonu bol, ahlaki mesajlar veren bir film yapmak istememiş besbelli. öncelikle filmin hiç germediğini söyleyeyim. bu açıdan hayal kırıklığı yarattı. çünkü ben klasik bir film noir bekliyordum. ya da ona yakın bir film. ama burada mizah önplana çıkarılmış, gerilim yok edilmiş, diyaloglara olaylardan daha fazla ağırlık verilmiş, ayrıca film noir'ları film noir yapan o karanlıktan ve gizemden de uzaklaşılmış. tüm bu farklılıklara rağmen film film noir'ın kurallarını aynen kullanıyor.

    -seksi, çekici, ahlaksız, allahsız, şeytani bir kadın kocasına kazık atıp küçük bir mahalleye taşınır, iş bulur, adını değiştirir.
    -saf, başına gelecek her şeyi hak eden genç bir adam bu kadına aşık olmaktan kurtulamaz.
    -kadın bu adamı kocasını öldürmek için kullanır.
    -bir adet cinayet planı hazırlanır.
    -kadın, kocasından da kurtulur, sevgilisinden de. geriye dudaklarındaki o sinir bozucu tebessüm kalır. şeytani kadın rezil erkeği tekrar yenmiştir.

    evet, belirttiğim gibi kurallar aynen kullanılmış. lakin belirttiğim gibi atmosferin oluşturulmaması gibi film noir'lar için epey önemli kurallar uygulanmadığından film sıkıcı olmuş. süresi de epey uzun tutulmuş. iki saat bu film için fazla. bir buçuk saatte derdini rahatlıkla anlatabilirdi dahl. gene de izlenmez demiyorum. izlenir ama yüksek beklentilerle karşısına oturulmamalı.

    linda fiorentino şahaneydi.
  • sinema tarihinin en seksi kadın karakterlerinden birisini bulunduran film. linda fiorentino isimli efsane seksilikteki hatun ve onun bacakları*olmasa bu kadar etkili olmazdı tabii. hak ettiği ilgiyi pek görememiş olsa da, kesinlikle izlenmelidir.
  • küçükken izleyip, final sahnesinin kafama kazındığı, ama hangi film olduğunu yirmi yıl boyunca hatırlayamamamın ardından, dün arşivimi kurcalarken şans eseri denk geldiğim ve ekranın karşısına oturur oturmaz "işte o film" diye sevindiğim 1994 yapımı john dahl filmidir.

    --- spoiler ---

    bunca yıl, final sahnesi ara ara aklıma düştükçe, "ulan kadın, adamı tecavüze zorladıktan sonra ahizeyi kaldırıp 911'i aradı, adamın ruhu bile duymadı" diye gülerdim. üzerinden uzun yıllar geçtiği için olduğundan daha karikatürize karakterler hatırladığımı düşünürdüm. oysa ki tam da hatırladığım gibiymiş. dolayısıyla, çocuk yaşta "izleyiciyle bu kadar da dalga geçilmez" diye yaptığım tespitin arkasındayım. evet, hakikaten coen'lerin kara mizah yaparken, kara mizahın kendisiyle dalga geçtiklerini düşünüyorum artık.

    bir de son sahnede posta kutusunda yazan isim mevzusu var. bu sahneyi de bunca zaman hafızamdan silmemişim. o isimlik ki, taşralı kurbanın son çıkar yolu...

    --- spoiler ---

    bu arada film, onun kadar iyi olmasa da, lawrence kasdan'ın body heat filmini andırır. onun bi gömlek üstü de blood simple'dır nazarımda. en iyi femme fatale filmi o da değildir bu arada. bence double indemnity ikisine de açık arayla fark atar. neyse, filmleri yarış atı gibi yarıştırmak da doğru değil. hepsinden ayrı bi tat almaya bakmak lazım sanki...
  • --- spoiler ---

    john dahl'ın yönettiği ve senaryosunda steve barancik imzası olan 1994 yapımı çağdaş bir film noir denemesi. ayrıca erotizm ve gerilim özellikleri de olan bir filmdir. başrollerde linda fiorentino, bill pullman ve peter berg yer almaktadır. fiorentino, bu filmde inanılmaz bir femme fatale portresi çizmektedir. kocasının yaptığı bir uyuşturucu işinden aldığı yüklüce parayı alarak bir kasabaya yerleşen bridget (fiorentino), burada da yaptıklarıyla erkekleri kullanarak amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadır. filmin en başarılı olduğu konulardan biri de müziklerdir. filmde, özellikle caza yakın parçalar belirlenmiş ve bu da filmin genel havasına çok yakışmıştır. özellikle joseph vitarelli imzalı filmin theme müziği şahanedir.

    imdb.com - http://www.imdb.com/title/tt0110308/

    wikipedia - https://en.wikipedia.org/wiki/the_last_seduction

    trailer - https://www.youtube.com/watch?v=xcuswfagq-y

    --- spoiler ---
  • bu güne kadar bu filmi izlememiş olmam gerçekten büyük terbiyesizlik olmuş.
    2 saat nasıl geçti anlamadım. gördüğüm en orjinal filmlerden biriydi. cinsellik, gerilim, zeka, sürpriz son. film cennetinde gibi hissettim kendini.
    linda fiorentino denen bayan 1957 doğumluymuş. umarım dünyadaki pek çok erkeğe nasip olmuştur :)
    9/10