şükela:  tümü | bugün
  • martin scorsesenin hıristiyan aleminde cok tepki toplayan filmi, isayı bu filmde willem dafoe oynamıstır, harvey keitel da judas rolündedir, ayrıca david bowie de romalı devlet adamı rolünde gözükmektedir filmde.
  • lise ve dengi okullarda gösterildiğinde hem ingilizce hem din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine yardımcı olur
  • filmin soundtracki, peter gabriel'in passion adli albumudur. eminim bu albumdeki parcalari duyup da "aa ben bu muzigi bir yerden hatirliyorum" demeyen kimse yoktur. cunku bu album bilimum ipekyolu, col, kuzey afrika belgesellerinin kult muzigidir. album yanilmiyorsam 1977 yilinda yapilmis olup, dunyaca unlu ney ustadimiz kudsi erguner de bu albumde calmistir. ney, album kapaginda "turkish flute" olarak gecer.
  • martin scorsese'in yonettigi film, isa'nin insani yonlerini konu aldigi icin oldukca tepki toplamistir.
  • filmde isa'yi canlandiran williem defoe "hz. isa rolunu oynayacak kadar kustah oldugumu tahmin bile edemezdim" demi$tir
  • müziği ile hafızalarda kalmış uçmuş kaçmış bazı şeyleri yakalamış uzunca film.
  • isa biraz fazla şirin kaçmış olsa da, en trajik durumlar komedi tadında sunulsa da bakış açısı ve müziğiyle kurtaran film
  • 'günaha son çağrı' diye tercüme edilmişse de -bence- 'son tamah' veya 'isa'nın son tamahı' şeklinde bir çeviri hem romanın aslına, hem de 'temptation' kelimesinin manasına daha yakın olabilir.
    film çevrildiği zaman kıyamet kopmuş, bazı sinemalar kundaklanmış, oyuncular vs... tehdit edilmiş ve hatta bazı ülkelerde film yasaklanmış veya protesto edilmiştir.
    yanlış hatırlamıyorsam, ülkemizde de bu film ancak festival programında gösterilmiştir.
    filme duyulan tepkinin kaynağı ise 'çıplak isa' olmaktan ziyade; var olan hıristiyan teolojisinin isa peygamberin öğretisinden tamamen farklı olduğu ve hatta onun öğretisine rağmen uydurulduğu iddiasıdır.
    islam alemindeki tepki, tabii ki; peygamberin çıplaklığı ve tamahında odaklanıyordu. zira müslümanlar ne kilise kurumundan kendilerini mesul hissediyorlardı, ne de yapılan eleştiri onları rencide ediyordu! fakat peygambere için çizilen; uhreviyyetten ziyade şizofrene yakın karakter ve en sonunda 'çırılçıplak' şeviştirilmesini saygısızlık olarak addettiler. bu yüzden film hıristiyan alemi kadar, islam dünyasında da lanetlendi.
    herşey biryana, -sanırım- filimin yapımcıları için tüm bu gelişmeler sürpriz olmadı. hatta belki de amaçlanan da buydu.
    kiliseyi eleştiren daha bir çok filim çekildiyse de, benim kanaatim en cürretkar olanı bu filimdir. fakat en esaslı olanı montrealli isadır.
    ayrıca
    (bkz: stigmata) en eğlenceli olanı
    (bkz: amen) en çarpıcı olanı
    (bkz: günahkar rahibeler) en gerçek olanı
  • film elbet 500 küsür sayfalık böyle bir yapıtın( nikos kazantzakis faktörü) gölgesinde değerlendirilecektir. martin scorsese ise 2 saate aşkın, bu dünyanın en meşhur adamının en enteresan portresini koyarken es geçilmemeli.. doğru yönetmen, oyuncu ve kaynağa sahip ender filmlerden biri açıkcası william dafoe nin üzerine başka isa düşünülemiyo ondaki kırılganlık ve hüzün filmin temasındaki insancıllık için biçilmiş kaftan.. harvey keitel ve filmin müziklerinin yapımcısı peter gabriel ise ellerinden geleni ardına koymuyorlar..
    filmdeki kör mücizesi sırasındaki arkadaki ben-i isarailin ağzını tutması