şükela:  tümü | bugün
  • alan moore ve kevin oneill'in yarattığı çizgi roman. amerikan ve ingiliz edebiyatının tanınan bazı kahramanları, (drakula'nın karısı, görünmez adam, kaptan nemo, dr jeykll, alan quarterman), sherlock holmes'un biraderi mycloft holmes'un liderliği altında ingiliz gizli servisi için çin mafyasına karşı birleşir ve maceradan maceraya koşarlar.çizimleri, fantastik kurgusu ve hikayesi mükemmel olan bu çizgi roman tamamen bir 18. yüzyıl ingiliz dergisi formatında çıkmaktadır, dergideki kurgu, reklamlar ve editör köşesi de ayrı bir zevk kaynağıdır.
  • bu çizgi roman hala çıkma aşamasındayken "m" kısaltmasının mycloft holmes'a ait olduğunu sanmıştım, sanmamalıymışım. yanlış iz vermişler, red herring yapmışlar. olay bambaşkaymış, imkanınız varsa takip ediniz.
  • filmi yapilasi cizgi romanlar başlığına ilk yazdığım çizgi roman olan extraordinary gentlemen'in son aldığım haberlere göre filmi yapılacakmış, alan quarterman rolü için teklif sean connery'ye götürülmüş. yakışır.
  • yonetmen ise blade'i direkte etmi$, ghost rider'i da edecek olan stephen norrington'mi$. ayrica (bkz: the league of gentlemen)
  • filmi nasıl olacak bilemiyorum, fakat the league of extraordinary gentlemen'in çizgi romanı koleksiyonumdaki özel yerini her zaman koruyacak, sadece alan moore'un incelikli hikayesi yüzünden değil, aynı zamanda çaylak kevin oneil'in estetik değil atmosfer kaygısı güden fevkalade başarılı ve özenli, sade ama detaylı, grafik ama "emotional" çizimleri yüzünden böyle bu.

    karakterlerin hiçbiri anlatıldığı üzere yüzeysel biçimde harcanmış değil, her biri tek tek kendi hikayelerinden çıkartılıp başka bir macerada bir araya getirilmiştir, çoğu gönülsüzce fantastik bir ortaklığın içinde bulmuştur kendini, hiçbirinin orjinal hikayelerine en ufak bir gönderme yoktur, dolayısıyla drakula'nın kitapta adı bile geçmemektedir, dr jeykll urban fransa'nın arka sokaklarından çok uzaktadır, kaptan nemo denizler altında 20 bin fersah' ta hiç sözü geçmeyen, yer almayan yönleriyle çıkmaktadır karşımıza. göndermelerle dolu sıkıcı bir what if denemesinden çok özellikle de bu klasik kitapların ve karakterlerin sevenleri için yazılmış ve çizilmiş bir çizgi roman şölenidir söz konusu olan, tabii anlayana.

    serinin asıl amacını görmezden gelmek isteyenler için eleştirmek kolay olacaktır elbette, oysa alan moore 1800'ler ingilteresi'nin atmosferinin hayret verici bir gotik yorumunu yapmış, kevin oneill ise her majestys reign dönemini ve alt sınıftaki yozlaşmayı karanlık bir ayna gibi yansıtmıştır, çizgi roman adına heyecan verici bir denemedir bu baştan sona. hatta kapak içleri ve okuyucu mektupları köşesinde bile özenli ve komik bir format yaratılmış, dönemin gazete ve dergilerinin şahane parodileri yapılmıştır. bu bölümleri görebilmek için, çizgi romanı fasikül olarak toplamanın keyfine varmış olmak gerekiyor tabii. tleg'ı fasiküller tamamlandıktan 6 ay sonra cilt olarak satın alanlar lütfen bana cevap vermesin. o kadar küçülemem.

    neyse..

    bu kitapta "müslüman, arap ve çinli düşmanlığı"nı sadece ağır bir "oryantalizm kompleksi" bunalımı geçiren zihinler icat edebilirdi, arabistanda geçen sahneler alan quarterman'in maceralarının son bulduğu yerden başlıyor, yani arabistan'ın afyonhanelerle dolu fakir arka sokaklarından... dolayısıyla evet, orada altın koşumlu atıyla seken şık ve eğitimli arap prensleri göremiyoruz (nerde görüyorsak?), fakat ingiltere'nin arka sokaklarının çizildiği sahnelerden daha kötü görüntüler de bulamıyoruz, arayan bulur mottosu burada geçmiyor. londra'yı gösteren karelerdeki çürümüşlük ve yoksulluk yanında sözü geçen arap kardeşler gürbüz kalıyor. hem mümin kardeşlerimiz müsterih olsun, müslümanlıkla ilgili en ufak bir gönderme zaten yok. çin düşmanlığının ise ele geçirilmek istenen gizli silahı elinde tutan çin mafyası'na karşı olduğu söylenebilir ancak, söz konusu mafya bir takım çin işkenceleri uygulayan, acımasız katiller ve canilerle dolu bir suç yuvasıdır gerçekten de, tıpkı dünyanın her hangi bir yerindeki her hangi bir mayfa gibi... londra'nın kozmopolitliğini gösterir bu çin mafyası, ayrıca ingiliz sinema geleneğindeki fu manchu ekolünü akla getirir.

    hikayeyi okuyup özelikle kaptan nemo'nun nefis karekterinin "ingiltere hesabına çalışan, casusluk yapıp vahşice adam öldüren bir kişilik haline sokulması" ise belki de çizgi romanın türkçeye çevrilmesini beklemeden alıp okumanın ingilizce bilmeyenler için bir hata olduğunu gösteriyor bize dostlar. bir free agent olduğunu pek çok yerde belirten soğuk ve belki de hikayedeki en karizmatik karakter olan nemo'nun canileştirildiğini söylemek tıpkı mulan'daki türkilerin atalarımıza saygısızlık olduğunu haykıran, hamamda öpüşme sahnesi var diye dünyayı ayağa kaldıran zihniyetin sindirememişliğine benziyor. bu tür komplekslerden hala mı kurtulamadık?

    bırakın insanlar bu karakterlerle bu çizgi roman sayesinde tanışsın, ellerinde geriye dönüp klasikleri okumak için bir fırsat daha olsun, bu sayede belki de klasikler tozlu raflarda çürümekten bir nebze olsa kurtulur. the league of extraordinary gentlemen'i okuyup kafası karışacak derecede düşük zeka yaşına sahip insanların zaten okuma öğrenecek seviyede olmadığını hepimiz biliyoruz.

    bir klasik ve bir usta olsa da herge'yi hala çizgi romanın en yüksek çitası olarak görenler çizgi romana sadece çocukluk nostaljisi olarak bakıyor demektir. bir takım ırk ve din düşmanlığı aramak söz konusu ise en güzeli tenten kongoda'ya, tenten sovyetlerde'ye, mavi lotus'a, kırık kulak'a ve daha pek çok tenten macerasına bir göz atmak, sonra konuşmaktır. çok sevdiğim tenten'e ve hergé'ya bu suçlama başka yer ve zamanda yapılsa savunurdum, özrü kabahatinden büyük bir yazı okuyunca istemeden de olsa tartışması yıllar önce kapanmış olan, son sözü de hergé'nin bizzat söylemiş olduğu bu konuyu yeniden ortaya atmak zorunda kaldığım için üzüldüm. lütfen bu tür gereksiz tatışmaları hala saf ve çocuksu kalmayı başarabilen belki de tek sanat olan çizgi romandan uzak tutalım. yoksa pek yakında ken parker'ın bir macerasında cameo yapıyor diye edgar allen poe'yu kurtarma seferberlikleri bile başlayabilir.

    bana kalırsa bu yazıya en güzel cevabı bizzat alan moore, birhal the league of extraordinary gentlemen'in okuyucu mektupları köşesinde verebilirdi. pek yakında ikinci bir seri, farklı kahramanlarla birlikte çıkacağı için belki de yukarıdaki yazıyı onlara gönderip bu tatsız yazının sonunu eğlenceli kılabiliriz. onun yerine şimdilik bir editör yanıtı'nı ben aktarayın buraya, here comes the comic relief:

    sir, how dare you? while your well-intentioned words speak of your obvious and charitable concerns for those more poorly educated than yourself, we feel that it would be a grave mistake to mollycode such unfortunates within our readership by giving them a fighting chance at understanding what is going on. did we give the zulus or the mahdi mutineers a chance? no, sir, we most assuredly did not! where is the intellectual challenge or adventure for the reader to be found if we blandly assert, for example thet the "anna coupeau" we refer to on the page eighteen of the second issue is associated with the writer mr. emile zola? better, you'll agree that if the reader in question wades through scores of pages detailing the squalid lives of continental prostitutes and their untimely deaths from sepsis and veneral disease.
    if it consoles you, we may at some future date provide an announcement saying that they should read all the classic books which form the basis of our magazine, for those benighted readers who have not yet fathorned the correct use of a library card. spare the rod and you will spoil the child entirely. heaven help us sir, if there's a war!
  • bir fragmanini gördüm ki, arkasindan gelen matrix 2 fragmani aklimi basimdan almasa, patlatircasina bagirmak icin kullanmasam kücük dilimi yutacak idim. möthis bir film olacaga benziyor.
  • http://www.lxgmovie.com/
    filmin resmi sitesidir.
  • altyapım olaydı diye izlediğim ama olsaymış da daha çok hayal kırıklığına uğrayacağımı anladığım, dükkanda efekt kalmış, kullanalım da yenisini getirtiriz amacıyla kotarılmış çerezlik.
    aksiyon yahu bildiğin aksiyon..
  • trailerini izler izlemez sitesine girip "nolur burada?" diye goz attigim film.
    sabirsizlikla beklenmekte.