şükela:  tümü | bugün
  • ilk olarak 1968 yılında çekilen, ardından da 2003 yılında yeniden çekilen, taht kavgalarını konu aldığını düşündüğüm, hakkında kolaylıkla bişeyler bulunamayan, ancak aynı isimde ve tarkan filmlerinde duyulan aynı isimli, muhtemelen ilk filmin ost'si olan şarkının daha da zor bulunduğu film.

    http://www.sinematurk.com/…ilmad=the lion in winter
    http://forum.divxplanet.com/…ex.php?showtopic=34132

    adreslerinden filmler, en azından künyeleri hakkında bilgi edinilebilir.
  • iki lion in winter vardir, biri 1968 klasigi, ki bunu anthony harvey yonetmis; digeri de 2003 andrei konchalovsky'nin yonettigi (kendisi nikita mikhalkov'un da kardesidir) tv filmi versiyonu. ilkinde katharine hepburn ve peter o toole oynar, ikincisinde ise ayni roller glenn close ve jean-luc picard olarak tanidigimiz patrick stewart'a verilmistir. orijinal versiyonun daha iyi oldugunu soylememe gerek var mi bilmiyorum, gerci 2003 yapimi filmde esas problem glenn close ve patrick stewart degil, "eagles of henry" lakabiyla da bilinen ogullari oynayan birbirinden sobu aktorler. mevzu ne peki? ingiltere krali ikinci henry -ki plantagenet hanedaninin kurucusudur- ve tarihin en iddiali kisiliklerinden biri olan eskinin fransa kralicesi karisi eleanor d'aquitaine'in maceralari: aralarinda sevgi-nefret iliskisi, ogullari (ozellikle "aslan yurekli" richard ve john) arasindaki cekisme, henry'nin pis capkin herifin teki olmasi, eleanor'un donemi icin innanilmaz ozgurlugune duskun ve cazgir bir hanim olmasi, ortacag ingilteresi, guzel dekorlar, vs. film noel kutlamalari cercevesinde ailenin bir araya geldigi bir sureyi islese de cesitli diyaloglar yardimiyla arka planda donmus ve donmekte olan hikayeler izleyiciye nakledilir.

    eleanor d'aquitaine ve ikinci henry karakterleri filmde (orijinali oyun) tarihsel gerceklere hayli uygun islenmislerdir. aquitaine dusesi eleanor gercekten ortacag'in en inanilmaz kadin karakteridir: ilk kocasini ezer (fransa krali louis vii), onemli din adamlariyla tartisir durur (abbot suger), inadim inat kicim iki kanat bir insandir, louis'nin pesine takilip kadin basiyla hacli seferlerine (ikincisi) bile katilir. ama tarihe caktigi bence en onemli civi, louis ile evliyken bu isten hayir gelmeyecegini anlayip, kendinden kucuk, cicegi burnunda ingiltere krali ikinci henry'i ayartmasi, louis ile evliligini iptal ettirmesi ve ingiltere kralicesi olmasidir -bildigim kadariyla boyle evlenip ayrilma yoluyla iki (ve de cok onemli) ulkenin kraliceligini yapmis olan birisi daha tarihte yok. ondan sonrasinda da henry onu aldattigi icin krala karsi isyan baslatmasi, ogullari richard'i gaza getirmesi, neticesinde goz hapsinde, ayri bir satoda yillar gecirmesi gibi olaylar.
  • hızlı akan diyaloglarındaki incelikleri ve nükteleri, kimin eli kimin cebinde belli olmayan kurgusu ve içerdiği müthiş oyunculuklarla (bu kadar çok "enfes" performansı bünyesinde bulunduran diğer bir film için (bkz: network)) izleyeni fazlasıyla ihya eden bir film.
  • (bkz: battal gazi film müziği) bu müziği ne zaman duysam elime kılıç alarak "savulun köpekler, sonun geldi antooouuuaannn, " diye bağırasım geliyor.
  • her açıdan dört dörtlük bir film. peter o'toole, kral henry rolünde 2 saat boyunca döktürür de döktürür. upuzun kariyerinin en iyi performanslarından bir tanesini ortaya koyar. yazık ki oscar ödülünü cliff robertson'a kaptırır. o yılın adayları arasında en iyisi peter'dı bence. ne kadar da muazzam bir aktördü, bu filmde bir kez daha anlıyoruz. ona başrolde eşlik eden efsane aktris katherine hepburn de muazzamdı. neyse ki akademi hepburn'ün performansını es geçmemiş, ödüllendirmiş (ödülü barbra streisand'la paylaşmıştı). bu iki büyük aktöre henüz genç olan anthony hopkins onların gölgesinde kalmadan eşlik eder. timothy dalton'ı da es geçmeyelim. 1,5 saati tek mekanda (sarayda) geçen ve 7 oyuncunun üzerinden ilerleyen bu enfes filmde her oyuncu görevini eksiksiz yerine getirir.

    filmin oyunculukları kadar senaryosu da müthiş, ki oyunculuklara hayran kalırken bir süre sonra mükemmel bir akıcılığa sahip olan diyaloglara da hayran kalmamak mümkün olmuyor. senaryonun her satırı şahane. henry'nin hapsettiği eşiyle, oğullarıyla diyalogları, oğulların birbirleriyle diyalogları tek kelimeyle mükemmel. daha ne diyeyim? olay örgüsü de enfes. herkes herkesin kuyusunu kazıyor. klasik taht oyunları oynanıyor. herkes o anın şartlarına göre bencilce hareket etmeye çalışıyor. yönetmen ve senarist ikilisi bu koltuk sevdasını epey iyi yansıtıyorlar. tek mekan dedim. 2 saatlik filmin %86,8'i (sayıyı salladım) sarayda geçiyor ama içindeki dinamizmle tek mekanın boğucu olmasının önüne geçilebiliyor.

    bu arada akademi'ye dönersek... film ödülünü carol reed'in müzikali oliver!'a paslamış. ödülü lion sonuna dek hak ediyordu. hopkins'in kaliteli performansını aday göstermemiş bile. anthony harvey'i aday göstermiş ama ödülü carol reed'e paslamış. müzikal oiver!'ı çok sevmiş anlaşılan. neyse ki senaryo ödülünü vermiş. gerçi niye bu paragrafı yazıyorum ki? koskoca 2001 a space odyssey bile sadece efekt ödülünü almış, şaka gibi.

    the lion in winter epey kaliteli bir film. şu an game of thrones'da anlatılan olayları '68'de anlatmış.
  • http://i.hizliresim.com/z71llk.jpg

    "british hall of fame" gibi kadroyu bir araya getirmis olmasi nedeniyle "ilk firsatta izlenmesi gereken filmler" listesinde ilk siraya oturmustur.

    not: oyuncular soldan saga; timothy dalton, peter o'toole, anthony hopkins, nigel terry, jane merrow, katharine hepburn, john castle... oha diyoruz...
  • "believe ı love you,
    for ı do.
    believe ı'm yours forever,
    for ı am.
    believe in my contentment
    and the joy you give me.
    and believe...
    you want more?
    ı'm an old man
    in an empty place.
    be with me. "
    sözlerinin geçtiği film

    ayrıca anthony hopkins'in film hakkında konuştuğu bir video için https://www.youtube.com/watch?v=u9oqfqqbfua
  • anthony hopkins'in gençliğini görebileceğiniz film.