şükela:  tümü | bugün
  • john lennon'un 1972'de biraz dagitmasi uzerine yoko ono'yla olan evliligindeki, muhtemelen daha uzun olacagi dusunulen ama 4 gun suren ayrilik donemi.. "genciz guzeliz, sirf evliyiz diye beraber olmak zorunda diiliz ki" diye dusunmusler, ilk gun john yoko'yu arayip "cilginim ben deli gibiyim" demis, ama dorduncu gunun sonunda "eeeh eytere bea, eve doncem" demistir.. yoko taviz vermemis, yalniz birey guclu birey demistir.. bi kisim zaman gectikten sonra yoko adamcagizi kabul etmis, mutlu mesut hayatlarina devam etmislerdir..
  • kapsadigi doneme istinaden, lennon'un anthology dortlemesindeki 3. cdnin adi..
  • "yes. we were seperated in the early seventies. she kicked me out. suddenly i was on a raft alone in the middle of the universe. i was just trying to hide what i felt in the bottle. i was just insane. it was the lost weekend..." -lennon.
  • cuma aksami ve cumartesi sabahi alkol derecesini kaciranlarin icinde kaldigi durum
    ---
    cumartesi ogleden sonna uyanilir; we bu gun ewde gecer; vucut kendisini adam akilli toparlamak için 1 gun daha ister ve pazarda ewde kalirsin.
    ---
    durumu
  • 1945'de en iyi film dalında oscar odulunu alan film.
  • 1945 yapımı billy wilder filmi. başrollerini ray milland, jane wyman, phillip terry ve howard da silva'nın paylaştığı dram alkolizmin pençesindeki bir yazarı konu alır. ray milland canlandırdığı alkol için ruhunu bile satabilecek yazar rolüyle en iyi erkek oyuncu oscarını almıştır. film bunun dışında en iyi film, yönetmen ve senaryo dallarında da oscar almıştır. aynı zamanda misplaced childhood albümünde yer alan mükemmel parça bitter suite'in ikinci bölümüne ismini vermiştir...
  • alkolizm hakkinda yapilmis ilk ciddi dramatik filmdir. finali production code kurbani olmakla beraber, mutlu son filmin genelindeki karamsar ve kasvetli ambiyansa pek isik tutmaz. alkolik adam ile ickisi arasindaki gerilimi bir hitchcock ustaligiyla kurar wilder, hirsizlik sahnesi veya finale dogru yogunlasan halisunasyonlar, sapkinligin ve düskünlügün getirdigi utanc tüm film boyunca üstüne üstüne gelir insanin. kanimca üstadin en karanlik ve en iyi filmlerinden birisidir. sunset boulevard ve double indemnity'nin hemen yanibasinda.
  • "alkol bütün kötülüklerin anasıdır, anam avradım olsun" temalı billy wilder filmi. yüce rabbimin hikmetinden sual olunmaz, fakat ne hikmetse, film güzel türkçemize "yaratılan adam" adıyla kazandırılmıştır. bilmeyip gören, duyan da evrim karşıtı bir film sanar. fesupanallah!

    theremin'in ilk kullanıldığı filmdir (bkz: miklos rozsa). içki endüstrisi filmin gösterimini engellemek için wilder'a 5 milyon toka etmiş, ama wilder teklifi son anda reddetmiştir. işin ilginci, alkol karşıtları da alkole özendirebileceği endişesiyle filme karşı çıkmışlardır.
  • --- spoiler ---

    hays code yüzünden midir nedir, mutlu son ile bitiyor gözükmesine karşın, biraz dikkatli bakıldığında billy wilder'ın ne kadar anasının gözü bir yönetmen olduğu ve aslında mutlu sonun sadece yüzeyde gözüken bir yansıma olduğu anlaşılabilir. şöyle ki, filmin başlarında bir yerde barda demlenen ray milland, bardağın masada bıraktığı yuvarlak izlere bakarak "daire mükemmel geometrik şekildir, ne başı ne de sonu vardır" der. ayrıca filmin başlangıcında şehirdeki binaları gösteren kamera, sağa doğru kayararak kahramanımızın penceresine yaklaşır. filmin sonunda da bu pencereden çıkıp, tekrar sola, şehrin binalarına doğru kayar. yani bu dairesellik ve başlanan yere geri dönme olayı, kahramanımızın da er geç başladığı yere, alkole geri döneceğini simgeler.

    --- spoiler ---
  • john'un bu doneminde, harry nilsson ile takildigi bir zamanda studyoya paul'ün* geldiği ve birlikte bir sessionda çaldıkları iddia edilir.

    muhtemelen hepsinin kafası güzel olduğu için ve bir takım teknik aksaklıklardan dolayı ortaya bir ürün çıkmamıştır ama beatles dağıldıktan sonra hiç bir araya gelmedikleri bilinen lennon/mccartney'nin aslında bir kerelik bile olsa bir araya gelmeleri anlamına gelir bu iddianın doğru olması.

    kayıtları defalarca dinledikten sonra açıkçası emin olamıyorum bu olay gerçek mi değil mi, çünkü bazı yerlerinde "oha lam kesin john ve paul bu" diyorum bazı yerlerinde "yok lam ne alakası var, alakasız tipler bunlar" diyorum. bunda paul'un kayıtlara davul çalarak katılmasının ve john'un çok kolay taklit edilebilen bir sesinin olmasının da etkisi var tabii.

    kısacası eğer fake ise, başarılı bir çalışma olmuş. yine de tekrar birlikte çaldıklarını düşünmek bile hoş anlar yaşatıyor insana.

    p.s.: gercekten bir araya geldikleri dogrudur, gune ait cekilmis tek tuk fotograflar mevcuttur.