şükela:  tümü | bugün soru sor
  • turkceye mars yilliklari olarak cevrilmis super ray bradbury kitabi
  • (bkz: ray bradbury)
  • turkcesi 80'lerde baskandan gumus cekirgeler ismiyle de cikmisti.
  • birbiriyle alakalı ve kronolojik bir sıra izleyen küçük hikayelerden oluşmuş ray bradbury kitabı.
  • her biri bir diğeriyle alakalı olma zorunluluğu taşımayan ve tarih sırasıyla verilmiş kısa hikayelerden oluşmuş 1 ray bradbury kitabı. fahrenheit 451'in ünlü itfayecileri bize oynadıkları ufak bir rolle göz kırpmaktadırlar bu kitapta.

    kitap bize "insanı" aktarır; derinlemesine analizlerle,köklü araştırmalarla yapmaz bunu. en pratik yol olan örneklemeye gider sayın bradbury. ırkçılık,kıskançlık,yalnızlık,korku,açgözlülük kısacası insanın belki yokoluşuna kadar kaybedemeyeceği bir çok duygu/özellik buradadır.

    kendi yanlışlarımızı başka başka isimleri olan bireylerde görür,gülümser geçeriz fakat bedenimiz keyif hormonlarını salgılayacak vakit bulamadan bir can sıkıntısı hücum eder benliğimize. çünkü insan "insan"dır,mars üstünde ya da değil hiç fark etmez. nereye giderse gitsin kendine ait olanı da beraberinde getirir.

    not: yazdıklarımdan eserin descartes üretimi tadında birşey olduğu anlaşılmasın, akıcı ötesi 1 kitaptır kendileri.
  • telepati, gercekten ayirt edilemeyen halusinasyonlar, toplu hipnoz, kesisen zaman boyutlari gibi bircok ilginc konuyla hemen her hikayesinde sasirtmayi basaran, ama zaman zaman mesaj verme kaygisini abartip sikan kitap. zaten kitabin giris notunda da yazarin aslinda bir moralist oldugu ve soylemek istediklerini en iyi fantezi alaninda dile getirebildigi yazmaktadir.
  • gun gelipte mars gezegeninin ikameye acıldığı gun olacakların en durust sekilde yazıldığı kitaptır ayrıca cok eğlencelidir..
    bir de yaslanmayla ilgili cok guzel bir cumle vardır bu kitapta. 'kılıcın kınını yıprattığı gibi ruhta bedeni yıpratır' ne guzel soylemiş ray bradbury.. (bkz: di mi guntekin)
  • yayinlandigi vakit ortodoks amerikan bilimkurgucular cemiyeti tarafindan "oyle mars mi olur la pehehe" seklinde dalgalara dulgalara maruz kalmis, hatta bilimkurgunun disina itilmis, "bilimkurgu degil bu" diye damgalanmis, zamaninin otesinde bir kitap. tolstoy'vari bir din anlayisi icermesinin yani sira (rafet arslan albemuth'da bunu elestirmisti frankfurt okulundan dem vurarak.. amma ve lakin soz konusu tartisma bir parantez yahut bir entry ile halledilebilecek sey degil, kaciyorum kapatiyorum), poe'ya selam eden usher 2 ile de akillara kazinmistir. fred hoyle amcanin yazdigi guzel onsozu de unutmamak lazim.
    (bkz: the fire balloons)
  • 1980 yilinda yonetmen michael anderson tarafindan filmi cekilmis kitaptir.

    oyuncular donemin sevilen oyunculari. rock hudson var, diyeyim simdilik.

    2 bolumden olusuyor:

    1. the expeditions
    2. the settlers
  • bambaska film.

    --- spoiler ---

    - marslilar silah olarak semsiye kullaniyor. gayet de efektif bi silah. voink diye delip geciyo insani. aninda kansiz mansiz mefta oluyorsun.

    - mars'a gonderilen astronotlar, bogazli badi (kazak degil), kumas ceket - pantolon takim ve spor ayakkabi giyiyor. hem de mars'in atmosferinde daha az oksijen oldugunu bile bile. kaldi ki o halde adamlara bi sey olmuyor. ne sicak, ne soguk, ne oksijensizlik koyuyor canini sevdigimin amerikan astronotlarina.

    - adamlar expedition'a gitmis, dunya yansa umurlarinda degil. kahveler pisiyor, kurabiyeler yeniyor. bi yanda birileri icki iciyor. mars'a degil piknige gitmis adamlar.

    - oraya varinca kendi hallerinde takildiklarindan bi allahin kulu da merkezi arayip durumu bildirmiyor. houston mouston umrunda degil heriflerin. kayinvalidesinin yazligina gitmis, cep telefonunu kapatmis gibi takiliyor tipler.

    --- spoiler ---