şükela:  tümü | bugün soru sor
  • netflix'de yayınlanan belgesellerinin yarattığı etkiyi şu an kelimelere dökmekte zorlandığım harikulade iki insan.

    kariyer basamaklarını hızla tırmandıktan sonra 30'lu yaşlarında gerçekten kendileri için neyin önemli olduğunu fark edip bunun için harekete geçen, sırt çantalarına yaşamlarını sığdırıp diğer insanların da bunu yapabileceğine ikna etmek için kitap yazıp, karış karış amerika'yı gezen ikili.

    minimalizim aşkı ile yanıp tutuşan biri olarak benim esasen olayın ne kadar başında olduğumu yüzüme tokat gibi vurmuştur. takip edin, izleyin; "ben zengin değilim, bunlar amerikalılar için geçerli" demeyin. mesele para harcamak değil, lcw'den tanesi 10 liraya alınan 5 tane t-shirt için de bahsettiklerinin geçerli olduğunu göreceksiniz.
  • karşı olduklarının tüketmek değil ama gereksiz tüketim olduğunu söylüyorlar. hayatınıza değer kattığına inandığınız şeyler kalsın ama gerisini elden çıkarın, satın, bağışlayın diyorlar. çünkü o zaman sadece sevdiğiniz şeyleri kullanmış, kafanızda bir çok eşyanın yükünü taşımamış oluyorsunuz. toplum veya sistem size tüket dediği için değil, gerçekten ihtiyaç hissettiğinizde alarak kendinize iyilik yapmış oluyorsunuz.

    kitapları: everything that remains: a memoir
    sloganları ise "love people, use things. the opposite never works"
  • belgeseli izlemeye başlamadan önce düşündüğüm şey minimum eşya ile dizayn edilmiş yaşam alanları üzerine bir şeyler olacağı yönündeydi, kısmen de böyle. buraya kadar ufuk açan bir şey yok zira biraz farkındalığı olan insan zaten tüketmek üzerine yaşadığımızı ve hayatımızdaki bazı eksikleri tüketerek kapatmaya çalıştığımızı bilir.

    yalnız bu belgesel "sakın hiçbir şey satın alma", "sakın tüketme" şeklinde ilerlemiyor. hatta adı minimalizm olmasına rağmen gelen "bir sürü kitabım var, bu benim koleksiyonum ve onların duvarımda durmasını çok seviyorum" tarzı bir soruya "bu seni mutlu ediyor ve hayat kalitene yansıyor, bundan zevk alıyorsun ve bunu yapmaya tabii ki devam etmelisin" tarzı verilen cevap güzeldi. bir şeyin koleksiyonunu yapmak adamların bahsettiği minimalizm felsefesine ilk bakışta kesin aykırıdır gibi gözükse de durum bu değil.

    boş bir zamanda izlemek için değerlendirilebilir. aşırı ufkunuzu açacağını zannetmiyorum.
  • belgesellerinin yanısıra the minimalists podcast adıyla her hafta yayın yaptıkları, bugün 137. bölümleri olan "direction"ı yayınlanmış podcast'e sahip yazar ve konuşmacı ikili. bütün bölümleri spotify'da var.
  • kitaplarını (ikisini de) okudum ve netflix belgesellerini izledim. kendi kendime kafamda oluşturup uygulamaya çalıştığım yaşam tarzına çok yakın buldum.

    temel mantık:

    minimalizm her şeyi çöpe atmak değildir. gerçekte ihtiyacının olmadığı, ancak çeşitli sebeplerden (kabul görme arzusu, beğeni ihtiyacı, tüketim çılgınlığı, toplumsal ve kültürel alışkanlıklar vs.) dolayı sahip olmak zorunda bırakıldığın şeylerle bağını koparmaktır.

    mesela bir oda dolusu kitap koleksiyonuna sahip olmak senin hayatına değer katıyorsa, seni mutlu ediyorsa, bu durum senin minimalist olmana engel değildir.

    sadece senin hayatına değer katanı hayatında tut. bu insan için de, eşya için de, fikir için de geçerli.

    hayat gereksiz yükleri taşımak için çok kısa.