şükela:  tümü | bugün
  • herkesin sonuna odaklandığı film normal olarak. çok etkileyici bir sona sahip olduğu bir gerçek. ama, yer yer sıkıcı olsa da, marketteki sahnelerini de yabana atmamak gerek bu filmin. kendizi de o merkette mahsur kalanlardan biriymiş gibi hissettiren müthiş bir gerilim.
  • stephen king, hikayenin frank darabont tarafından sinemaya uyarlanan versiyonunu izlerken gerçekten korktuğunu söylemiştir. bence bu, uyarlamanın başarılı olduğunu göstermek için yeterli. dahası var:

    kitabın ve filmin sonunun birbirinden farklı olduğunu biliyoruz. stephen king, filmin sonunu muhteşem bulduğunu ve kitabı yazarken aklına bu son gelmiş olsaydı kitabı kesinlikle bu sonla bitireceğini de eklemiştir.
  • aslında ilk 120 dakikasıyla vasatın biraz üstü sıfatına nail iken, sadece son 5 dakikası bütün filmi birkaç mertebe yükseltebilen bir stephen king uyarlaması. final king'e ait değildir ve filmdeki versiyonu seyirciyi yıkar, parçalar, dağıtır. başkarakter ile empati kurdukça her şey daha da kötüleşir, "böyle final olur mu?!" diye isyan ettirir darabont'a. sinema salonu ve ev arası mesafede şehrin sesleri kişi için kesilmiş, hayat durmuştur. bu insanlar da kimdir? neden böyle acele ediyorlardır? nerelere yetişeceklerdir?? her şey ne kadar da anlamsızdır.
  • kitabını okumadım fakat filmi berbat. çoooook sıkıcı.** gece gece güzel bir korku filmi izlemek istiyorsanız başına oturmayın. ha ben entelim, kargaşa anında insanların gerizekalılıklarını görmek*, iyi insanların çaresizliklerini görmek ve dertlerini paylaşmak, acılarına kol kanat germek, kötülüklere lanet okumak*istiyorum diyorsanız, gene izlemeyin. kitabını okuyun muhtemelen bundan daha iyidir, en azından filmdeki diyaloglarda sıkılacağınız kadar sıkılacağınızı sanmıyorum, zaten kitabı son derece kısa.
  • sadece son sahnesi için bile izlenebilecek güzel film..
  • cool görükmek adına film eleştirmeni geçinen tiplerden değilim. zaten bir film zevkimiz var. onu da detayına takılmadan seyretmek benim için daha uygun. oryantasyon faslını da geçtiğimize göre film hakkında bir iki şey yumurtlayabilirim sanırım.

    filmin sonunu çok övdüler(!). o nedenle izlemek istedim. neyse ki spoiler yemedim. ben de vermeyeceğim. lakin şöyle bir şey var ki; filmin sonunda şimdiye kadar hiç başıma gelmeyen bir şey oldu. ilk defa bir karakter ile empati kuramadım. kaldı ki oyuncu kişi de karakter ile empati kuramamış ki o duyguyu çok iyi veremedi. film seyretmek denilen şey; sen onu seyrederken karakterlerin arasında repliksiz takılan figüran gibi hissetmektir. yani benim olayım o. bu filmin beni bu kadar etkilemesinin sebebi de o oldu sanırım. halbüsü yürüyen ölüler, canavarlar, öcülerle zaman öldürecek bir film arıyordum. filmi izleyip de üzülen başkaları varsa dernekleşebiliriz. şaka bir yana; senaryoda, yani aslında kitapta verilmek istenen şey; bahsedildiği gibi insanların** çaresiz kalınca nasıl davranmaya başladıkları idi. güçlüler ve akıl selametini koruyabilenler ile güçsüzlerin savaşı gibi bir anlamda...

    öcülü, böcülü film seyretmek isteyip de seyretmekten erinen varsa, izlesin. bir şey olmaz. 2 saatim boşa gitti diyen adam gelip bir de burada paragraflarca film eleştrisi yapıyorsa, vakti çok da değerli değildir zaten. ha mesleği buysa zaten manyaktır bunu dediği için. işini yapıyorsun, mesain o senin...
  • assagidaki cümleleri duyana ekrana mal mal bakip izledigim film.

    --- spoiler ---

    tür olarak temelimizde delilik var. ikiden fazlamizi bir odaya koy. bir süre sonra taraf belirleyip birbirimizi öldürmek icin bahaneler yaratiriz. siyaset ve dini neden yarattik dersin?!

    --- spoiler ---
  • stephen king ismini kullanıp prim yapmaya çalışmış, vasattan daha kötü bir film. hikayenin orjinal halini bilmiyorum fakat yönetmenin ne bok yemeye çalıştığını bir türlü anlamadım. starship troopers veya cloverfield gibi dümdüz yaratık filmi değil, alien serisi veya the thing gibi insan psikolojisinin derinlerine inemiyor, ortada fanatik dindar insanların saçmalamalarından başka bir şey yok.

    --- spoiler ---

    sisin neden ortaya çıktığı nasıl kaybolduğu belli değil, ordu elinde flamethrowerlarla ortama girince olay kontrol altına alınmış oluyor. heybeliada büyüklüğündeki o dinozor ne oldu mesela? bir çok kişinin bahsettiği üzere soğukkanlı ana karakter embesilin teki, film sonunda arabada kalan karakterlerden bi tanesi de "yok abi dur daha biraz etrafa bakalım belki benzin menzin buluruz" demiyor. kısaca, bok yoluna niyazi olan insanları izliyoruz iki saat boyunca. filmdeki tek sağlam karakter ollie.

    --- spoiler ---
  • ekşi sözlük hiçbir siki beğenmeme timi'nin bütün olumsuz yorumlarına rağmen izlenmesi gereken gayet güzel bir film.

    sözlükten film yorumlarına bakıp izleyeceğimiz filme karar versek vallahi oturur nutella izleriz bütün gün.
  • 2007 çıkışlı frank darabont filmi. sonuna kadar garip hislerle izlemiştim zaten. öyle bir son yapmışlar yıktı resmen. filmi izlerken olayın asıl konusu olan yaratıkları filan tamamen unutup , sıkıştıkları mağazada insanların yaşam mücadelelerini ve zaman geçtikte birbirlerine karşı değişen tavırlarına filan odaklanıyorsunuz. çok değişik bir yapım bana göre. ama belirttiğim gibi sonunda film bittiğinde 15 dakika kadar boş ekrana bakmıştım. birde the host of seraphim'i soundtrack olarak seçmişler.
    ayrıca bana göre thomas jane'nin punisher ile beraber en iyi performansını sergilediği filmdir.

hesabın var mı? giriş yap