şükela:  tümü | bugün
  • 35. istanbul film festivali kapsamında gösterilen, ünlü viyolonsel virtüözü yo yo manın öncülüğündeki silk road ensemblenin hikayesini anlatan güzel bir belgesel.

    filmde silk road ensemblenin bir defalık proje iken nasıl sürekli hale geldiği anlatılırken, 11 eylül milat alınarak o dönemden itibaren son on yılda yaşananların grup üyeleri ve müziklerine yansıyan etkilerine de vurgu yapılıyor. bu noktada, iranlı kemençe ustası kayhan kalhorun sürgün hayatı yaşaması ve memleketine döndüğünde artan baskının onu tekrar yollara düşürmesi, suriyeli klarnetçi kenan azmehin ülkesinde savaş çıktığında hiçbir şey yapamadığını ve müziğinin yetersiz kaldığını söyleyerek çaresizce ağlayışı, grubun ressamı kevork mourad ile ürdün'deki mülteci kampına gitmeden evvel "biz, kim hangi ırktandır, hangi dindendir bilmezdik ki! bunlar en son konuşulan şeylerdi" (bkz: hiç yabancı gelmemesi) deyişi belgeselin dikkat çekici yerleri olarak yer alıyor. kısaca gruptaki her müzisyenin yaşadıklarıyla dünyanın haline hüzünleniyorsunuz. ama bu hüznü dağıtan yine onların yarattığı müzik oluyor.
  • herhangi bir festival'de denk gelip izleyemediğimiz taktirde izleme olanağı bulamayacağımız belgesel. hiçbir yerde yok arkadaş.
  • neyse ki netflix'e girmiştir.