*

şükela:  tümü | bugün
  • sebnem donmez, guven kirac ve demet akbag gibi turk oyuncularin da rol alacagi hollywood yapimi, the net filminin devami olan film.
  • tamami istanbulda cekilecek olan hollywood filmi.
  • (bkz: web 2.0)
  • bu son dönemde cekilen filmlerdeki hortlayan milliyetçilik nedir sorusunu kendime sordurtmuş filmdir kendileri.

    kurtlar vadisi ırak zaten kendini belli eden bi film ki keza mesajını bir kenara koyarsak çok beğendiğimi söyleyebilirim.
    gel gör ki ondördüncü sınıf geceyarısı star tv tadındaki bu filmin ( the net 2 0 ) orta yerinde gözümüzün içine sokulan bir cümle feci halde sorular silsilesine yol açtı bende.

    yarısına kadar tahammül edebildiğim bu filmde, yarısına kadar hiç görmediysem gözümüzün ta içine sokulan yine 5 ayrı çarşaflı kadın görüntüsü vardı. yoldaki kalabalık sahnelerinin bile figüranlarla kotarıldığı bu para yatırıldığı belli olan filmde takdir etmeli ki her kare öyle her türk filminde rastlanmayan ince örgülerle dolu ( a pardon bu bi türk filmi değildi di mi? )

    tekrar o "gözümüzün içine sokulan cümle" konusuna dönersek, biri bana anlatsın fondaki koca harflerle duvara yazılmış "başbuğum izindeyiz" cümlesi olmasa film bir şey kaybeder miydi? işte sorular tam da burada başlıyor. ortak yapımcısı olan ezel akayın nasıl ince eleyip sık dokuyan biri olduğunu bildiğimden söylüyorum bu yanlışlıkla ya da tesadüfle açıklanabilir bir durum değil...

    yerinde ve makul milliyetçiliğin zaten yanında olan biri olarak "n'oluyo abi" diyorum türk sinemasına.... yoksa biz de tıpkı hollywood gibi, sinemanın sadece sinema olmadığını ve ideolojilerin yayılmasında etken bir rol oynadığını mı çakmaya başladık nedir yav...?

    ah ah nerde o, turşu işiyle uğraşan ve parçalanmış bir ailenin dramını yüzümüzde hep bir gülümseme ile bize izleten ertem eğilmez filmleri ah ahhhhh...

    filmden notlar... demet akbağın ilk görüldüğü sahne sırtından görüyoruz ve ben onun demet akbağ olduğunu kafasını yana eğişinden anlıyorum... bu hep aynı jestuslardan ve mimiklerden kimse kusura kalmasın ama ben bir seyirci olarak fena halde sıkıldım... ha bu arada demet akbağın şahane ingilizcesinin de hakkını vermek gerekli...

    bir paye de yılmaz erdoğana... yok yok sahiden istanbul bir daha asla organize işlerdeki gibi güzel gösterilemeyecek galiba...

    bak aklıma geldi, tüm bu başbuğ gazlamaları falan organize işler olmasın aloooo...

    final olarak sahiden iğrenç ve niye yapıldığını sahiden anlamadığım bi film...

    knulp zorluyosun annem bak bu zamanın ötesine meyilli entry girme işlerini aman diyim...
  • oyuncu kadrosunun büyük bir çoğunluğunun türk oyunculardan oluştuğu film.sonuna kadar seyredebilmeyi "istanbul u daha ne kadar 1800 lerde göstermeyi başaracaklar acaba?" sorusunun cevabını merak ettiğimden başarabildim.

    --- spoiler ---
    mantık hatalarının tamamını not almadığınız taktirde, aklınızda tutmanız oldukça zor olacak bir film.charles winkler abimiza hiç yol gösteren olmamış mı acaba?hala midnight express etkisi yaratmaya çalışmak ne derece doğru? filmdeki süzer plazadan çıkıştaki panelvan araçlı kovalama sahnesinde aracın önüne çıkan 3 farklı çift kara çarşaflı kadını defalarca göstermenin,yok hayır göstermenin manası nedir?panelvanın arka kapısını açmak için sürücünün yanına el freni benzeri bir mekanizma üreten marka hangisidir,bunu sanayide mi yaptırmıştır,yaptırdıysa neden ihtiyaç duymuştur,gün gelir tüpü arka kapıyı açarak beni takipe den adamın arabasını mahvedebilirim diye mi düşünmüştür? herhangi bir cafede oturan insanların sadece nargile içmeleri ve erkek bireylerden oluşmalarının mantığı nedir? hope cassidy amerikadan gelirken neden thy bileti alıyor ki?türkiyeye thy den başka uçak gelemiyor mu? beko ürettiği pocket pcleri vidasız ve kolayca parçalanır halde mi üretiyor?aynı zamanda amerikada sistem mühendislerine elektronik dersleri mi veriliyor ki pocket pc den kulaklık kablosu ile tv out çıkışı yapabiliyorlar? türk polisine sorgulama esnasında tutukluyu sakinleştirme amacıyla damardan sakinleştirici enjekte etme eğitimi mi veriliyor,veriliyor ise hangi ülke polisinden örnek alındı bu sistem? yüksek güvenlikli(!) hapisanelerimizdeki gardiyanlar polis teşkilatından mı oluşuyor? parayı almak için demet akbağ ile bankaya gittiklerinde,hope cassidy kasanın anahtarını nerden aldı? bütün giysileri kuru temizlemeye gitmemiş miydi?anahtarı tuvalete gittiğinde vücudunun içinden mi çıkarttı,öyleyse bize neden gösterilmedi? hangi amerikan vatandaşı kendisine başka isme düzenlenmiş bir pasaport verildiğinde o elçiliğin altını üstüne getirmez,amerikalılar da yavaş yavaş türkleşip "neyse şimdi uğraşmayalım şahit falan yazarlar" mantığına mı sahip oluyor? hangi kötü türk polisi,turkish daily news da ön sayfa haberi olabilecek bir suçluyu elini kolunu sallayarak yüksek güvenlikli(!) bir hapishaneden çıkartabiliyor? benim gözümden kaçmış diğer teknik hatalar eminim ki bir kaç sayfa daha yazılacaktır,yazılmaya değer midir,o başka bir tartışmanın konusu.
    --- spoiler ---
  • dünyayı kurtaran net olmuş bu resmen. çok kötü, öyle böyle değil. bilmeden aksiyon parodisi yapmışlar, zaz yanlarında halt etmiş. gülmek için izlenebilir.
  • yurtdisinda yasayan turk insaninin kurtulamadigi bir seydir bu: uzerinde istanbul, turkiye vb. tukce yazilar olan, minare ve turk bayragi ilustrasyonlu bir filmi ne kadar boktan olursa olsun izlemek zorunda olmak. bu zorundalik nereden gelmektedir diye girmeyecegim. belki de bu filmi izlemek icin kendi kendime bir takim bahaneler uyduruyor olabilirim. netekim baska bir aciklama bulamiyorum, niye bu filmi sonuna kadar seyrettim?

    a)arkadaslarin gazina gelmis olabilirim.(ne gazi ulen, nasil gaza geliyorsun silah mi dayadilar beynine)
    b)yukaridaki gurbet ellerde turk psikolojisi ile atlamis olabilirim. (hadi babam gec bu ayaklari...)
    c)filmdeki hatalari yakalayip nihahaha diye eglenmek isime gelmis olabilir.(yok mu baska isin gucun abicim senin)
    ç)dur bakalim bizi nasil gosteriyorlar deyip carsafli kadin, yikik dokuk yer, kotu turk adami imaji vb. goruntuleri yakalayarak icimdeki eziklik psikolojisini yonlendirme yaparak desarj etmis, biz aslinda boyle degiliz diyerek kicimda yumurta kaynatmisimdir.(ben anlamadim burayi...)
    d)cok sahane bir film oldugunu bilinc altimda gizli gizli itiraf etmisimdir belki. (bkz: bi siktir git dedirten itiraflar)
    e)canim oylesine, salak bir film izlemek istemis olabilir mi ki? (budur)

    --- spoiler --- (hadi canim)
    filmin sesini kisarsaniz, sacma sapan kosusturmaca sahnelerini de atarsaniz, turizm bakanliginin turkiye tanitim filmlerini seyrediyor olabileceginizi dusunebilirsiniz. istanbul' un gokyuzunden yapilan cekimleri, durmak bilmeyen kamera atraksiyonlari ile reklam filmi izliyorsunuz adeta. kara carsaflilar gosteriliyor falan demiyecegim artik ki sanki ulkemde kimse kara carsaf giymiyor herkes mini etekle geziyor. kim nasil gezerse gezsin takildigim onlar degil, benim merak ettigim hatun los angeles' taki havaalaninda beklerken biz nasil turk aksanli anons duyuyoruz? bu arada amerika' daki telefonlarda turk telekomun ataturk havaalanindaki o mavi telefonlarinin aynisi. hatta koltuklar bilem ayni. allah allah. neyse filmimiz bu baslangiclarla vuruyor bizi. bu arada super bir yapay zekaya sahip bir bilgisayar vardir ki ismi ile pek bir metaforik anlatimi vardir: ibrahim. bilgisayar derken filmimizdeki diz ustunden masa ustune kadar butun bilgisayarlar tum sci-fi filmlerindeki bibibdidudud seslerini basari ile yerine getirmektedir. fonda surekli (ama surekli) devam eden oryantal etkilerle bezeli muziklerle dolu gidisatin en vurucu sahnelerinden biri, istanbul sirkeci garindaki takip sahnesidir. bilgisayar manyagi bayan kahramanimiz kotu adamlardan kacarken istanbul' u patir kutur, atlayarak, ucarak sirkeci garina gelir. bu sahneler canim yurdumun, istanbulumun da bir yandan tanitimini yapmaktadir. biz de tam "ulan bu kadar tanitim goruntusu var, bir de pamukkaledir, kapadokyadir, efes harabeleridir araya sikistirsalar, mevlevileri donerken gosterseler" diye mirildanirken bir de ne gorelim. bizim mevleviler sirkeci garina tam ekip full techizat toplanmislar, vizir vizir aska gelmis, donuyorlar! "arkadaslar, tren gelmiyormus. ne yapalim? haydi donelim, allaaa..." seklinde...

    akabinde endislendik, ulan urgup, kapadokya neyin gosterecegiz diye olayi cevirmesinler. neyse ki olmadi. devam edelim...firtina gibi ilerleyen filmimizde nazar boncugundan, kahve falina, turk misafirperverliginden, turk yemeklerine kadar bir suru konu islenir. keza deodorant markasi gibi bir ismi olan (roxanna mi ne...) sebnem donmez ablamizla soyle bir diyalog gecer kahramanimiz arasinda:

    sebnem:are you hungry?

    hope(kahramanin ismi): yes

    sebnem: i will make some turkish food. very good, very famous.(!)

    aslinda yapimcilarin amaci bir dizi cekelim ama ingilizce ogretelimdir. filmin metni yazilirken yaralanilan kaynaklar, bizim 80' li yillarin mr. and mrs. brown' lu orta ogretim ingilizce ders kitaplari ve "turistin turkiye el rehberi" kilavuzudur. yoksa super metindir. gunluk kullanilan dilin yani sira filmin alegorik anlatimlari neyin aman allahimdir.

    --- spoiler ---(filmi seyretmek en buyuk spoiler)

    filmin yonetmeni charles winkler "burada o kadar çok bürokrasiyle uğraşmak zorunda kaldık ki. sarayda çekim yapabilirsiniz dediler, saraya gidince orada çalışanlar çekim izni vermedi. böyle olduğu sürece yapımcıların türkiye'yi tercih edeceğini sanmıyorum. biz burada bir ilkiz, ama bir sonraki kim olacak merak ediyorum. daha doğrusu bir sonraki olacak mı?" diyerek "bir daha asla mi tovbe." gibi bir laf etmis bir de.

    turkiyemde zordur, evet. burokrasidir, sudur budur, gerer adami. ama hocam sen de bizi gerdin su cektigin dutturu leyla yapiminla. anlamis olacaklar, caanim sarayi da bu curcunaya meze etmeyelim diye izin vermemisler. sen git, biraz daha, biraz daha calis, bir sey yap, ozel okullarda ingilizce dersi ver, ne bileyim virvir yapma. hadi babam...
  • oysa ki istanbul'u gorup,sevip,asik olmak ne kolay ki o askla ne filmler cekilir,nice tebrikler alinir.gozleri filmdeki gibi o kadar parayi burumus olsa ki azicik zaman ayirip burasi nasil bir sehirmis,insanlar neler yaparmis bakmamislar.koca sehri cirkin bir yemek gibi tuketime hazirlamislar.ve bu sebepler olmus bize "igrenc bir film"
  • film kurgusu, konu butunlugu vs acisindan tam bir fiyasko. cekim kalitesine de dikkat ederseniz normal bir hollywood filminin yanina bile yaklasmadigini gorursunuz. sanirim bu gibi sebeplerle amerika'da hemen hemen hic sinemalarda oynamadi, ancak ben bugun videocuda* tesadufen elime aldim ve bu aksam izledim.

    film turkiye'yi tanitim acisindan hic fena degil. goruntuler guzel, istanbul'un sur icini filan gosteriyorlar bol bol. tam turistlerin sevdigi zerzevat yani. onun disinda ise izlemeye degmez, agzimizda kekremsi bir tad uyandirdi.