şükela:  tümü | bugün
  • empire dergisinin; " this is the film equivalent of the one-great-album-band-split-up-never-get-shit punk ethos " diye sözettiği, charles laughton'un ilk ve son filmi. klasiğin daniskası.
  • john toll görüntü yönetmeni stanley cortez'in bu filmde çıkardığı performanstan çok etkilendiğini yazmaktadır.
    http://www.filmandvideomagazine.com/…tures/toll.htm
  • iyi ve kotuyu ayirmasi ve sonunda kotuyu cezalandirmasiyla "masal tadinda" seklinde nitelendirebilecegimiz film. gorsel olarak ekspresyonist uslup tasir. filmdeki iyi kotu kutuplasmasi ve ekspresyonist sanattaki gibi isik golge zitlasmasi, uslup ve icerigin uyumu olarak degerlendirilebilir. yapildigi zaman ticari bir hayal kirikligi olmustur. cekildigi zamanin toplumuna derin bir elestiri olarak da okunabilir.
  • sinema dilinin kullanımı açısından başyapıt olarak nitelendirilse dahi the stanislavski system karşıtı oyunculuk için örnek teşkil edebilecek derecede abartılı oyunculuğuyla beni canımdan bezdirmiş bir filmdir. onu bilir onu söylerim.
  • robert mitchum ortalıkta vahşi bir hayvan gibi dolanır bu filmde, şarkılar söylerken bile ürperticidir.
  • film noir dediğinde sayılmış öğelerin dışında yozlaşmış iktidar olur. polis ise şerrefsiz polistir, rüşvet alır, zenginse parasını şerrefsizlik yaparak kazanmıştır. bu öğeler de pek görülmez night of the hunter da.
    ha bir yozlaşma unsuru olarak robert mitchum'un dini kötüye kullanması desek, o da kişisel psikopatlıktan kaynaklanan bir durumdur. dolayısıyla dini noir da ne derece isabetli bir tespit bilemeyeceğim.

    esasen night of the hunter bir masaldır, kabustur. kötü cadı yerine robert mitchum'dan kaçar çocuklar, öksüz kalırlar, kelimenin tam anlamıyla dere tepe düz giderler ve cadının tam tersi diyebileceğimiz yaşlı kadının evinde kendilerine yeni bir yuva bulurlar. gerisi mitchum ile kadının ego savaşı gibidir, final ise, onu açıklamaya benim gücüm yetmiyor, her izlediğimde nefesim kesiliyor.

    eğer çocukken dinlediğiniz masalların sizde yarattığı etkiyi özlüyorsanız akşam ışıkları kapayın, bir battaniyenin altına girin, salep içip izleyin bu filmi.
  • küçük oyuncular çok iyiler, özellikle saf küçük kız çok şirin. filmdeki hafif gerilim hitchock filmlerini hatırlatıyor. vaiz karakteride m filmindeki sapıkla benzer öğeler taşıyor.
  • buyuk bir kismi(nehir sahnesi dahil) studyoda cekilmis goruntu yonetmenligi harikasi film.
  • istanbul modern sinema'da 8-31 ocak günleri arasında sunulacak "robert mitchum ve cool'un doğuşu" baslikli programda caniler avcısı adiyla gosterilecek film.

    psikopat vaiz ve yasli cadimtirak kadin aslen iki ayri insanlik gorusunu sembolize etmektedirler. vaizinki surekli insanin dogasinda bulunan ve birbiriyle didisen iyilik ve kotuluk kavramlarini gurestirdigi iki eli ve habil ve kabilden dem vurdugu vaazlariyla diyalektik gibi dursa da aslinda sadece kotulugun kazandigi ve karanligin hukum surdugu bir dunyaya pupa yelken gidisi simgelemektedir. yasli cadimtirak kadin ise her insanin iyi oldugu ve firsat verildiginde iyiyi sececegine dair humanist bir yaklasim icindedir. ve ikisinin karsilikli ayni ilahiyi soyledikleri sahne kadinin adama bir meydan okumasi ve zaptedilmis bir kaleyi kendi yontemlerince geri almasidir. adamin bir bataga cevirdigi sapkin inancini kendi temiz evine cekerek yok etmesidir
    .
  • donemin alman sinemasindan fazlaca etkilenmi$ bir filmdir. zaten 2. dunya sava$i sirasinda almanya'dan hollywood'a kacan beyinlerin uzantisidir bu tarz filmler. modern bir hansel ile gretel hikayesi ama 1955 yapimi. alakasiz olacak belki ama bu filmi renklendirmeye cali$tilar mi hic ara$tirmadim. ama olmaz. olamaz yani bu filmin renklenince ayni tadi vermesi.. bu filmi izleyip de robert mitchum'dan tirsmami$ bir insan evladi olabilecegini sanmiyorum. ama cocuk heyecani ve meraki ile izleyeceksin, oyle vakit gecsin diye izlememek lazim bu filmi.. yillar once izlemi$tim, az evvel yine izledim, ayni heyecan, ayni gerilim... film surukluyor i$te ne yaparsin.