şükela:  tümü | bugün
  • nefis bir 2. dünya savaşı filmi... john malkovich alman çocukları birer nazi subayı olmak üzere yetiştirilecekleri askeri okula götürmek için ailelerinden zorla alan, bundan ötürü 'the ogre' diye çağırılan fransız savaş esirini canlandırır.
  • michel tournier'in kizilagaclar kralı isimli romanının ingilizce adı, the erlking olarak da bilinir. romanın başkahramanı abel tiffauges, kökeni yıldızlar evreninde olan, zamandan bağımsız bir insanüstü varlıktır, herkes onu otomobil tamircisi sanmaktadır. kitabın başındaki kaka yapma tasviri unutulamaz. nazi kampına aldığı çocuklara da aslında aşıktır. john malkovich'in başrolünü oynadığı film de bu kitaptan uyarlanmıştır.
  • abel bir tamirci iken birisine zarar vermekle suçlanır ve hapse girecekken, tarih ona bir şans daha verir.. yıllardan 1939’dur ve abel almanlar için mahkum toplamakla görevlendirilir.. bir seri kaderin cilvesi sayesinde abel, üçüncü reich zamanı, hermann göering de dahil olmak üzere üst düzey alman subayları ile tanışma ve toplantıların düzenlendiği yerlere girip çıkma şansına sahip olur.. buralarda dostlar edinir ve birçok şey öğrenir.. ve en sonunda abel’a bir görev verilir.. abel’in görevi at sırtında üç dobermanla tüm ülkeyi dolaşarak ari ırkı yaratacak oğlanları toplamaktır.. “bana oğlanları getir.. ısrar etmen gerekirse, hiç endişelenme, bana sadece oğlanları getir..” görevi budur abel’in.. (filmde oğlanların toplandığı sahne tüyler ürperticidir.. kırlık alanda yaşayan ve sefil durumdaki aileler ve etrafta oynayan sapsarı oğlan çocukları, malkovich ve köpekleri büyük bir ihtişamla evlere yaklaşırlar, bir korku başlar etrafta ve uygun çocuklar toplanır..)
    aslında çocukları seven ve nasyonal sosyalizmin geleceğini hazırlayan bu nazik adam çocuklar tarafından “ogre” (insan yiyen, canavar kimse) olarak çağrılmaya başlanır.. abel, yavaş yavaş bir kahramanlık yolunda ilerlemektedir, yavaşça da bir canavara dönüşmeye başlamış gibidir.. ve aslında abel çocukların hayatlarını kurtardığını düşünüyordur-bu durumda ona göre hiçbir zıtlık yoktur (filmde de malkovich’in havasından mıdır suyundan mıdır, abel’den nefret edilmiyor, ve öyle bir anlatımla yansıtılıyor ki herşey, abel sanki çocuklar için savaşan bir kahraman oluyor, çünkü onları sevdiğini anlıyoruz)..
    filmin e vurucu özelliklerinden biri de sahnelerin canlandırıldığı mekanlar ve devleşen john malkovich.. filmin arasında akan başka bir hikayede av hikayesi.. film boyunca orman içinde kaçan kocaman ve güzelim bir ren geyiği görüyoruz.. filmin yapımcılarından ezio frigerio “göering’in av klubesi, avlanmaya adannmış bir anıt ve bir canavarın (ogre) ini gibidir” demiş bu filmle ilgili olarak.. filmin yönetmeni volker schlöndorff ise malkovich’in filmin sonunda bir canavar gibi görünene kadar fiziksel olarak giderek büyüdüğünü söylemiş.. fiziksel olarak bilmem ama malkovich bu filmde bir oyuncu olarak zaten herşeyi geride bırakmış..
    karanlık atmosferi ve müzikleri ile de sahneler ayrı ayrı kazınıyor belleğe, malkovich’in bir ağacın ardından ren geyiğini izlemesi, bir bataklık içinde yüzü kanarken omuzlarında küçücük bir çocuğu taşıması, çocukların toplandıkları yerde marşlar okuyarak, birer makine haline gelmesi.. doktorların çocuklar üzerindeki deneyleri, buz gibi insan kanı donduran ve perdeden seyircilere bunu hissettirecek başarıda bir film.. müzikler de pek tabii michael nyman'a ait..
    pek tabii böyle bir film yapmış kişi için (bkz: volker schlöndorff)..
    roman için (bkz: michel tournier)..
  • malkovich'i yuvarlak ince cerceveli gozlukleriyle bir karizma abidesi olarak gordugumuz film. atmosfer, mekanlar ve karakterler gerçekten çok iyi işlenmiştir. ve ikinci dünya savaşının pek de işlenmemiş bir yanını gözler önüne serer.
  • fransa, ingiltere, almanya ortak yapımı bir film.. olayların vuku bulduğu topraklar, konuşulan dil ve oyuncuların memleketleri aynı hizaya gelmiyor pek, ortaya karışık bir durum, bilinçaçıcı..
  • final fantasy ix'da yer alan,zidane tarafından kullanılabilen bir silah.