şükela:  tümü | bugün
  • ...he was smiling.
  • robert redford'un oyunculuğu dışında pek de bir nanesi olmayan film. sanat filmi sevmeyen biri değilim ama ne görüntü yönetmenliğini, ne müziklerini ne de senaryosunu vasatın üzerinde buldum. bütün karakterlerin kendinden bezmiş şekilde konuşmaları, hatta filmin konusu ile hiç alakası olmayan konuşmalar, bazı yerlerde olabilir ama filmin tamamına hakim olunca baygınlık geçirtti. 5/10.
  • şanslıyım çünkü 6. boğaziçi film festivali'nde, nispeten film izlemesini bilen bir seyirci kitlesi ile seyrettim. film müziklerinde tom waits 'in bir katkısı oldu mu merak ediyorum zira oldukça yerinde ve görüntü ile senkronize müzikleri vardı. oyunculuk için eleştirebilecek bir şey bulamadım. izlerken çok keyif aldım.
  • robert redford'un hatrına seyrettiğim vasat film.

    ama daha kötüsü var o da altyazıyı ayarlayan - yazan değil - dalyarak.

    google translater'den almış metinleri, abidik gubidik koymuş alt yazı diye. anneniz sevmiyor musunuz, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?
  • casey affleck ve robert redford'un başrolünde olduğu film. yönetmenliğini david lowery'nin yapacak.
  • 2019'da izlediğim en iyi filmlerden biri. david lowery iyice gözüme girdi. sebeplerini spoiler içerisinde anlatacağım.

    daha uzun ve kaliteli bir okuma için: tıktık

    --- spoiler ---

    a ghost story ile 2017'nin en güzide filmlerinden birine imza atan david lowery'nin yeni filmi the old man and the gun, hayaletler kadar etkileyici olmasa da damakta ilginç bir tat bırakın, sakin bir film. yönetmen, zamanla kendine güzel bir tempo yakalayacak gibi görünüyor. ındie filmlerin yıldızı olacak bu gidişle. yeni filmi; tempo olarak yavaş, kurgu bakımından enerjik ve senaryo açısından tatlı bir film. çok abartmamaya çalışıyorum ama konu soygun olunca, sevmemem elde değil. keza soygun hikayelerinde yeni tatları seviyorum. ne yalan söyleyeyim. bu filmin tadı bambaşka.

    kısaca konusuna değinelim... forrest tucker, en başta herhangi bir yaşlı adam olarak karşımıza çıksa da kısa bir süre içerisinde kendisinin bir hırsız olduğunu öğreniyoruz. arabasına binip belirlediği yerleri soyan, soyma işini takıntı haline getirmiş biri. hatta soygun işi onun için bir kariyer. kolay da yakalanmıyor. soyduğu her nokta, kendisini centilmen ve güler yüzlü olarak tanımlıyor. haliyle polisler güler yüzlü, kibar konuşan bir kırışık adamın peşine düşüyor. polisler yaşlı adamı kovalarken, yaşlı adam soymaya devam ediyor.

    david grann'ın new yorker'daki köşe yazısına dayanan hikaye, 2017 yapımı going in style'ın daha gerçekçi versiyonu. forrest, hırsızlığı bir huy haline getirmiş iyi bir yalancıdır. yakalandığında 79 yaşında olan tucker, hala ilk günkü gibi enerjikti. biz onun hikayesine, jewel ile tanışmasından sonra katılıyoruz. yıllarını hırsızlığa veren adam, aşık olmasa da etkilendiği bir kadın bulur ve zamanının bir kısmını onla geçirirken öbür kısmını gene soyguna ayırır. değişik bir adam.

    robert redford, sissy spacek, danny glover, tom waits, casey affleck gibi güçlü isimlerin kadrosunda olduğu film, soygun filmi olsa da oldukça sakin bir yapıya sahip. aksiyon, filmin çok az bir kısmında var. sonuçta hikayede bankaları gülerek soyan bir adam var. hem de olmayan silahıyla. filmin en çekici yanı da açıkçası bu. forrest'ın gerçekten silah doğrultup doğrultmadığını bilmiyoruz; soyulan kişiler de silah olduğunu ama görmediklerini iddia ediyorlar. komik değil mi?

    david lowery'nin kendi tarzı olan ağır kamera hareketleri ile çekilmiş film, lowery'nin iyi bir senarist olduğunu da bir kez daha gösteriyor. iyi bir yönetmen ve iyi bir senarist. fakat filmin, yavaş ilerleyen bir tarzı olsa da kendini izlettiren iç dinamikleri var. lowery'nin filmleri sıkmıyor. the old man and the gun da hiçbir anında sıkmayan, kendini izlettiren, kurgusu ile seyirciyi enerjik tutan bir film. ne diyeyim, izlediğim için mutluyum.

    sözün özü... david lowery, a ghost story sonrası yine güzel bir indie filme imza atmış. güçlü kadrosu ile film, gerçek bir hırsızın belirli bir dönemini bize aktarıyor. aksiyon dolu bir soygun filmi olmasa da soygun kelimesinin içi oldukça dolu bir film. kendini izlettiren iç dinamikleri var ve izlediğinize pişman olacağınızı sanmıyorum. karakterinin ilginçliğinden ötürü, ileride unutacağınız bir film olduğunu sanmıyorum. sizin için new yorker'daki makalenin linkini aşağı koyuyorum. izlediyseniz, okuması keyif verecektir.

    new yorker

    --- spoiler ---
  • kadro şampiyonlar ligi, film tff 1. lig.
  • robert redford un festival tadında filmi

    hani sözlükte 30 luk 40 teyze amca kaynıyor diyorlar ya
    o sozleri çürüten cinsten bir film

    eğlenceli ve yapılan her ne kadar yanlış olsa da hayattan zevk almakla ilgili; ne yaparken gülümsüyorsan, onu yapmaya devam et...
    yalnız filmde tom waits i gördük de bir de şarkı patlatsa fena olmazmış

    --- spoiler ---

    tavşanın tövbesi havucu görene kadar (bkz: swh)
    --- spoiler ---
  • 93 dakikalık, 2018 yapımı film. 7 / 10.

    1980 doğumlu yönetmen david lowery'nin a ghost story'de de ağır bir tarzı vardı, burada da aynı stilde devam ettiğini görüyoruz.

    tema olarak soygun etiketi de elbed var filmde ama aslında biyografik bir suç dramasına hazırlıklı olunmalı daha ziyade. özellikle filmin ilk yarısındaki atmosferi çok hoşuma gitti benim, görüntü yönetimi v.b de dikkat çekici. daha önce de bahsedildiği üzere kadro nadir aslında. sissy spacek'le redford'un kimyası da pek şık üstelik.

    filmin benim için en özel tarafı ise clint eastwood ile birlikte benim için tüm zamanların en kadim aktörlerinden olan redford'u izleyebilmekti bir keza daha. yalnızca gülümsemesi gereken bir sahnede bile bu gülümsemeyi uzun senaryo metinleri kadar konuşturabileceğine bir kez daha tanık olduk ustanın...
  • 82 yaşındaki kadim aktör robert redford başta olmak üzere sissy spacek ve casey affleck gibi benim için önemli isimleri içeren sıkı bir kadrosu var filmin. tom waits ise seven psychopaths'tan beri beyaz perdede yoktu, iyi ikna edilmiş olmalı...

    imdb