şükela:  tümü | bugün
  • birinci dünya savaşı sırasında amerikalı bir hemşire ile bir osmanlı subayı arasındaki aşkı konu alan film.

    michiel huisman, ben kingsley, josh hartnett, türklerden de haluk bilginer ve selçuk yöntem'in rol alıyor.

    (bkz: http://www.imdb.com/title/tt4943322/)
  • güzel bir oyuncu kadrosu ile amerikan sinema mutfağından çıkacak bir türk hikayesi. bakalım ne zaman ortaya çıkacak. ben kingsley ve haluk bilginer karşı karşıya falan olacak. güzel bir şey. diğer oyuncular da güzel. bence şu ana kadar amerikan sinemasının sağlam oyuncularla bir türk hikayesi anlatması açısından bir ilk.
  • başrolde da vinci's demons dizisinde vanessa ve life in a fishbowl adlı filmde eik rolünü canlandıran hera hilmar vardır efendim. filmin çekimleri ıstanbul'dan ziyade kapadokya'da da yapılmıştır. hatta çekimler bitti, bekliyoruz.
  • osmanlı subayını daario naharis* canlandıracaktır. böyle yazınca michiel huisman da kim amk demezsiniz benim gibi.
  • bu film ile amerikan propaganda gücünün ne kadar etkili olduğunu bir kez daha göreceğiz.

    muhtemelen bütün türkiye'de bir amerikan sempatisinin oluşmasına ve yeniden filizlenmesine sebep olacak filmdir.
  • 1915 yılında geçtiği ve doğu anadolu bölgesi'ndeki yaşananları anlattığı açıklanan hollywood yapımı sinema filmi. imdb bilgilerine bakılırsa sağlam bir oyuncu kadrosu mevcut.
  • https://www.instagram.com/theottomanlieutenant/ yakında vizyona girecek olan film.
  • 1915 yılında geçen osmanlı konulu hollywood filmi.
    filmin geçtiği tarihler çok tehlikeli, aşk filmi görünümlü ermeni soykırımı da olabilir. kürt isyanı da olabilir.
    üstten güzel bir drama aşk filmi dururken, alttan türkleri katil gösterme potansiyeli olabilir.

    amerikan sinemasında türkler her zaman kötü gösterildi şimdiye dek. umarım yanılırım.
  • yakın zamanda çekilden ve birinci dünya savaşı dönemini konu alan iki filmden (the cut ve water diviner) biri olaylara bizim açımızdan diğeri ise ermenilerin açısından bakmıştı. the cut rezil bir projeydi ve dünyada gram ses getiremedi. inanılmaz kötü yorumlar aldı ve fatih akın denilen yalamanın dibe çakıldığı nokta oldu. water diviner'da ise olaylar yüzeysel anlatılmasına rağmen kullanılan dil oldukça ılımandı ve türk seyircisini mutlu etti. genel anlamda da (ermeniler dışında) ortalamanın üzerinde bir sinema eseri olarak kabul gördü (izlemeyenler için not: bu film ermeni meselesiyle alakalı değildi ama ermeni çevrelerince oldukça sert dille eleşirildi)

    kısa süre sonra vizyona girecek the ottoman lieutenant filminde olaylara türkiye'nin aleyhine bir pencereden bakılacağını zinhar zannetmiyorum. üç sebebim var sıralayayım.

    birinci sebep selçuk yöntemin ve haluk bilginer'in türkiye'de oldukça saygın sanatçılar olması ve kariyerlerini ve isimlerini böyle bir filmle tehlikeye atmayacaklarıdır.

    ikinci sebep batı dünyasının, özellikle de amerika'nın, 1915 olaylarına tek taraftan bakma içgüdüsünün değiştiğini görmemizdir. bunun en belirgin örneği ise ermeni diasporasının büyük hazırlıklar yaptığı ve korkunç paralar harcadığı sözde soykırımın 100. yılı etkinliklerinde beklediği etkiyi yaratamamasıydı. son olarak rezilce bir davranış sergileyerek kardashian'ın magazin bilinirliğinden ve popularitesinden yararlanmaya çalıştıklarını hatırlarsınız.

    üçüncü ve en kuvvetli sebep ise filmin yapımcıları arasında aynı zamanda osmanlı diplomatlarının nazi zulmünden kurtarmış olduğu yahudilerin hikayelerini anlatan turkish passport filminin yapımcılarından güneş çelikcan'ın da aralarında bulunduğu 3 türk'ün (merve zorlu ve alinur velidedeoğlu) bu filmin yapımcıları arasında bulunması.

    bu tarz filmleri asla sadece sinema eseri olarak değerlendirmek mümkün değil. açık söylemek gerekirse de the ottoman lieutenant bende türk diasporasının etkisiyle yapılmış ve 1915 olaylarını türkiye'nin tezleri ışığında anlatan bir film olacakmış intibası oluşturuyor.