şükela:  tümü | bugün
  • new yorklu alternatif rock grubu. aşağıda yer alan, müzikleri hakkındaki dört soruyu da rahatlıkla evet diye cevaplayabiliriz:
    shoegaze'e, twee'ye ve dream pop'a yakınsayan bir soundları var mı?
    my bloody valentine'ı andırıyorlar mı?
    müzikleri mbv'ninkine oranla biraz daha dinleyici dostu mu?
    ayrıca post-punk'a da yakınlar mı?

    kendi adlarını taşıyan ilk albümleri 3 şubat 2009'da çıkmış. 35 dakika boyunca içinde şu şarkılar varmış:

    1. contender
    2. come saturday
    3. young adult friction
    4. this love is fucking right
    5. the tenure itch
    6. stay alive
    7. everything with you
    8. a teenager in love
    9. hey paul
    10. gentle sons
  • 80ler sonu shogaze i asigi grubun debut albümünü ilk dinledigimde ride ve the jesus and mary chain agirlikli ortalama bir karisim olarak kafamda yer bulmustu. acikcasi bu noktada hala ayni düsüncede olmakla birlikte, birkac dinleyisten sonra ortalamanin biraz üstünde ve kendini pek güzel dinleten 1 karisim oldugu konusunda herkes (1. tekilin cogulu) hemfikirdi. vokaller bu sonuca varmamdaki birincil etkenlerden biri elbette. davullar cok güclü olmasa da drone lu gitar duvarinin ardina saklanmiyor, öte yandan verselerdeki bas gitar hakimiyeti yer yer pek 1 pixies- özellikle de doolittle. 4 favorimden biri olan stay alive vapour trail in manevi oglu, parcanin anasi da babasi da o- öyle ki sonunda 1 cellosu eksik kalmis. just like honey nin ise 2 evladi olmus da haberimiz yokmus: biri basta biri sonda olmak üzere, contender ve (ne tesadüf) gentle sons(bkz: be my baby). this love is fucking rightsa cekingen görünümlü grubun anlasildigi kadariyla "gerekirse böyle kelimeler de kullaniriz" mesajli eseri- güzide indie grubu the field mice in ilk single i olan 88 tarihli emma's houseunun 1icik cocugu o da. arastirsak bu soy agacindan daha baska hangi gruplar ve hangi sarkilar cikacak, tabii bilinmez.

    evet görüldügü üzere grup yaratici olmaktan su an cok uzak ve müzikte -gercekten- kalici 1 yer birakmak istiyorlarsa böyle devam edemezler, bunu zaten biliyor olmalilar. ancak cikardiklari isin 1 debut oldugu düsünüldügünde albüm oldukca net 1 tavir koyuyor, samimice ve bagirmadan. 1 ondan 1 bundan diyip türler arasi maymun istahlilik yapmamis ve simdilik sahip olduklari potansiyelin bilincinde olarak gayet oturakli 1 shoegaze-pop albümü cikarmislar. 1 sonraki albümlerinin bu self-titled debuttan cok daha basarili olmasi dilegim. hatta onda da gözlerini mesela 1 only shallow a dikerlerse level atlamis olmazlar mi? bence cevap evet.

    edith: this love is fucking right, the field mice in this love is not wrong una cevaben yazilmis. ne büyük tesadüf.
  • ben de tam shoegaze'lerden twee'lerden bir demet sunmaya gelmistim ki burada yapilmisi varmis. herkesten cok the field mice'i andirdiklari kesin. fakat o isim nedir oyle? bakin the field mice hic kasmis mi, oyle enigmatik grup ismi bulmakla bitmiyor bu isler. twee'nin ilk kuralini yaziyorum: isminiz ne kadar "uncool", muziginiz o kadar samimi.
  • ilginç isimli karışık grup. söz değil müzik ağırlıklı. özellikle baterinin sesi o kadar fazla ki hiç böylesine baskın duymamıştım. ama yine de ben de şiddetli yürüme isteği uyandırıyor.gün boyu kulaklık hiç çıkmasın ve ben yürüyerek new york a gideyim. yapayım bunu. işte tam olarak bunu hissediyorum dinlerken.
  • yeni albümleri belong 2011'de merakla beklediğim albümler listesinde kafaya güreşiyor (ki öyle bi listem yok). geçen yılın sonunda yayınladıkları heart in your heartbreak ümit verici, nefis bi dream pop şarkısıydı. bu aralar düşer inşallah devamı da.

    edit: yeni öğrendim ki iki şarkı daha yayınlamışlar bir iki gün önce. ecivecivokke.
  • heart in your heartbreak parçasını dinlemeye doyamadım.
    hem grup hem şarkı isimleri ne kadar güzel.
  • bugün çıkan belong albümü ile canımı fena yakmıştır bu grup. 2009 sonu ve 2010 itibariyle, müzikte 90lı yılların indiesine benzer bir hava yakalanmış durumda. birkaç sene öncesine kıyasla, goygoydan oldukça uzak, undergrounddan çıkmak için çabalamayan ama müziği de damardan veren bir ortamın varoluşu, bu müziği gerçekten seven insanların hayatını daha anlamlı ve kaliteli kılıyor. franz ferdinand ve kaiser chiefs gibi dallamaların bile indie şakşakçılığı altında, güzelim istanbulumuzda bile çekilmez bir ortam ve insan güruhu yarattığı zamanlardan bu yana çokça bir süre geçmese de, soundcloud, bandcamp ve bloglar arasında çığ gibi büyüyen ama büyürken yüzünü daha popülere, daha fazla insana dönmek yerine, gerçekten bizim gibilerle kıç kıça olalım anlayışının dışavurumunu temsil eden bir grup "pobpah". önce ilk albümleriyle, şimdi de belong ile, 30 yaşıma yaklaştığım şu senelerde, bana ilk my bloody valentine dinlediğim günlere yakın bir enerji yaşatmaya başardığı için bile özel bir gruptur.
  • indiestanbulun 2011 yazında istanbul'a geleceğini açıkladığı grup, hadi bakalım.

    kendi sitelerinde de açıklamışlar. 4 haziran'da tamrihane'deler.
  • http://www.thepainsofbeingpureatheart.com/tour/ adresinde converse to the city festivali kapsaminda istanbul'da olacaklarini soyluyorlar.

    edit: festivalin kapsaminin ve yerinin degişmesiyle malesef kendilerinin de gelişi yalan olmuş.
  • dead famous people tadı da alınabilen yeni öğrendiğim grup. böyle geriden gelen vokaller, önde gitarlar falan. pek güzel.