şükela:  tümü | bugün
  • somerset maughamın romanından uyarlanacak filmde edward norton başrolü naomi wattsile paylaşacak. norton'un aynı zamanda yapımcılığını da üstlendiği film 2003 baharında güneydoğu asyada çekilecek.
  • konusu "spiritual awakening" olarak nitelendirilebilecek guzel kitap.
  • yonetmenligini john curran'in yapmakta oldugu basrollerinde naomi watts ile edward norton'u birlikte gorecegimiz film. ayni adli edebiyat eserinden uyarlama film su an cekim asamasinda. uzun sureden beri ortaliklarda gozukmeyen edward norton'u son zamanlarin populer ismi naomi watts'la birlikte izlemek heyecan verici olacak.
  • http://wip.warnerbros.com/paintedveil/

    "sometimes the greatest journey is the distance between two people"

    fragman müziği : (bkz: spectres in the fog)
  • --- spoiler ---
    kitty(naomi watts) nin eşini(walter/edward norton)aldatması ve walter ın bunu bildiğini anladığı an film başladı aslında..tamam dedik edward norton sinsi bir plan yapar intikam alır..filmin en vurucu sahnesi walter ın ''sevgiline git o karısından ayrılıp seninle evleneceğine söz verirse seninle sessiz sedasız boşanırım'' demesi idi..
    --- spoiler ---

    ya edward norton benim eşim olcak,değil aldatmak başka erkeğe selam vermem..
  • başrol oyuncularının aynı zamanda yapımcısı oldugu film.
    cok begenmekle birlikte ismi neden the painted veil anlamış değildim ve küçük bir sözlük araştırmasına girdim: veil, duvak olarak çevrilmiş ama aslında ilk anlamı "hem dugun hem de cenazelerde ortulan duvak" demek, ayrıca bir şeyi gizlemek ve başka bir şey gibi gostermek icin örtülen şeye de veil diyorlar. aynı zamanda maske anlamı da taşıyor.
    butun bunların ışığında evliliklerinin gerçek yüzünü gizlemek icin taktıkları maske yada birbirlerine karşı taktıkları maske de denebilir *

    hocayla * konustuktan sonraki edit:

    kitabın başında yazar shelly'den bir alıntı yapıyormuş ve o alıntı şiirde "the painted veil" geciyormus. kitabın ismi olma nedeni, insanların duvak, peçe yada örtünün üzerindeki şekillerden onun altındakileri görememeleri. filmde de evli çift örtünün üzerindekilerden birbirlerini cok gec fark ediyor.
  • sonundaki fransizca -muhtemelen cocuk sarkisi- eserinin adini soyleyene cok cok minnettar kalacagim filmin adi.

    sarkinin ismi a la claire fontaine imis. crashiusa sevgiler, selamlar.

    sarkinin sozleri:

    *a la claire fontaine*

    a la claire fontaine
    m'en allant promener
    j'ai trouvé l'eau si belle
    que je m'y suis baignée

    il y a longtemps que je t'aime
    jamais je ne t'oublierai

    sous les feuilles d'un chêne
    je me suis fait sécher
    sur la plus haute branche
    un rossignol chantait

    il y a longtemps que je t'aime
    jamais je ne t'oublierai

    chante rossignol, chante
    toi qui as le cœur gai
    tu as le cœur à rire
    moi je l'ai à pleurer

    il y a longtemps que je t'aime
    jamais je ne t'oublierai

    j'ai perdu mon ami
    sans l'avoir mérité
    pour un bouquet de roses
    que je lui refusai

    il y a longtemps que je t'aime
    jamais je ne t'oublierai

    je voudrais que la rose
    fût encore au rosier
    et que mon ami pierre
    fût encore à m'aimer

    il y a longtemps que je t'aime
    jamais je ne t'oublierai
  • oyunculuk iyi, görsellik iyi, müzik iyi, hikaye vasat. happy feet ve breaking and enteringden sonra en izlenebilir film.
  • bize dis dunyadan haberler getiren film. oyunculuklar guzel ama ben edward norton'a yetenegini daha rahat sergileyebilecegi rolleri daha cok yakistiriyorum.
    bir de inatla diyorum ki naomi watts, nicole kidman'a benziyor yahu.
  • ortada kalan bir film bu.

    iyi ile kötü arasında, ciddiyetsizlik ile ciddiyet arasında. aslında atmosfer iyi de sıkıntı dikkatli gözlerin daha önceden yakaladığı gibi senaryonun zaafiyetinde. şımarık, çok bilmiş ama aynı zamanda mal bir adamla yatağa girecek kadar ahmak bir kadın, çok zeki, okumuş ama karısını mal bir herif düzerken ses çıkartmayacak kadar silik bir adam. dengesizlik var filmde, ciddi gibi ama komedi gibi.

    lakin filmin atmosferi kimi anlarda muhteşem. güney asyanın yeşil kayalıkları arasında akıp giden nehirlerde kayıkla süzülmek, güneşin batışını izlemek rüyada olmak demek.

    filmdeki sıkıntılardan biri de holivud klişelerine yenik düşen sonu. o fransızca şarkıdan sonra rüyanın bitmesi gerekirdi ama benzeri onlarca holivud filmine nispet yaparcasına ek bir sahne sıçış olmuş. ayrıca buram buram oryantalizm kokuyor o da kaçmadı gözden de hadi olur o kadar kusur..

    son sözde tüm eleştirilere rağmen bir yığın osuruktan film arasında güzel bir oyunculuk, güzel manzaralar ve eh işte aşk öyküsü -aşk zamanı beklemeyin- izlemek fena olmuyor.

    tavsiye edilir, eksiklerini görmezden gelebileceklere.