şükela:  tümü | bugün
  • e. john steinbeck'in ayni adi tasiyan romanindan esinlenerek yazilan bir romani. ayni adi tasiyan bir sinif farki gizli gizli islenmistir bu romanda, mustafa kino bir ust sinifa asla gecemez, ne toplum ne de doga izin verebilir buna.
  • steinbeck'in bu adi tasiyan hikayesi, dev boyutlu bir inci bulan bir kizilderili ailesinin (baba kino, anne juana ve bir bebegin sahip olabilecegi en sevimli ismi tasiyan bebek coyotito) etrafinda sekillenir. cok fakir olan aile, bulduklari inciye once cok sevinseler de, daha sonra baslarina gelmedik kalmaz. guzel yazilmis, oldukca huzun verici bir hikayedir.
  • steinbeckin cicili bicili romanı. çoğu steinbeck romanı gibi sonu trajik biter.
    (bkz: fareler ve insanlar)
  • bir steinbeck romanı

    baş kahraman kinon nun beyninde çalan "kötülük türküsü" "afet türküsü" "inci türküsü" ve "aile türküsü"nden oluşan bir soundtrack eşliğinde gelişen çaresizlik hikayesi..hastasıyım..

    profiterolüyle ünlü bir pastane

    elitist bir pastane, toplum için değil, tatlıcılık onuru için tatlı yapıyoruz.. ister beğenin ister beğenmeyin, çok mu yemek istediniz, nese satalım bakalım parası şu kadardır ama sakın masanıza kadar getirmemizi beklemeyin, kendiniz alır hemenceceik de zıkkımlanıp gidersiniz, kapanma saatimiz de şudur yıllardır 5 dakika geçirmedik, masaları, sandelyeleri, kap kacakları da değiştirmedik; size, dünün sidikli bebelerine kendimizi mi beğendiricez diyen pastane.. hastasıyım..
    bir de basıla basıla erimiş mermer kapı eşiği karizması var tabii.
  • romanın kahramanı inci avcısı fakir kinonun hatırladığım kadarıyla borç para alabilmek için yanına gittiği "kapitalist" zengin, şişman ve tabii zalim adam, kinoyla konuşurken bir yandan da önceden afiyetle yemiş olduğu kekin, dişleriyle yanağı arasında biriken parçalarını parmağını ağzına sokup temizliyordu; oysa kino çok zavallı bir durumdaydı, paraya ihtiyacı vardı, bir an önce sonuç alması gerekiyordu vs..
    romanın ne başını ne sonunu doğru dürüst hatırlıyorum, ingilizce dersinde bunu okuduğumuzda sınıf farkından, adaletsizlikten anlamazdım pek; ama kitabın adını duyduğumda bu sahne hemen canlanıveriyor gözümün önünde niyeyse.
  • --- lost spoileri ---

    dharma initiative'in lost adasinda kurdugu istasyonlarin ikincisi. daha dogrusu dizi kronolojisine gore ikinci ke$fedileni. john locke ve eko tarafindan bulunmu$tur orientation video'ya gore bilim adamlarinin diger istasyonlari -ozellikle the swan- video kameralar araciligiyla gozledigi bir merkezdir. bu nedenle istasyonda bir cok monitor bulunmaktadir. sayid'in gizli bir kamerayi ke$fi istasyondakilerin gozlemci degil de aslinda gozlenen oldugunu du$undurmektedir. bunun yaninda istasyonda bulunanlarin gozlem raporlarini bir havali mesaj tüpüyle iletmeleri gerekmektedir. ancak bu tüpün di$arida bo$ bir yere acildigi, bir cok mesajin bir yigin halinde biriktigi ilk sezon sonlarinda kate, jack, sawyer, hurley ve michael tarafindan ke$fedilmi$ti.

    --- lost spoileri ---
  • katar'in baskenti doha'da insaa edilen yapay ada. dubaideki palmiye adasi gibi bir yeryuzu cenneti.

    http://thepearlqatar.com/

    (bkz: udc)
  • bu ailenin başına gelen en kötü şey o inciyi bulamaları mıdır, içine doğdukları sınıf mıdır yoksa o beşiğin başındaki koca siyah akrep midir? her aklıma gelişinde kitapta eşşek kadar tasvir edilmiş o akrebin resmi gözlerimin önüne gelir, sinir olurum. akrep burcundan da nefret ederim zaten şutaya not ediyim. oh be rahatladım.
  • john steinbeck tarafından kaleme alınmış kısa hikayedir. sürükleyicidir. biraz da ders* verir bizlere.
  • hikaye güzel, kitap güzel, anlatım güzel ama o kadar. bu kadar övülecek, herkese tavsiye edilecek, ders diye okutulacak bir tarafını göremedim ben ve tıpkı martı gibi bu kitap da bana bilmediğim yeni bir şey öğretmedi.
    tüm bunlar kürk mantolu madonna üzerinden yaptığım bir tespiti destekliyor bir bakıma. insanlar o kadar acınası ve mutsuz bir haldeler ki kendilerini değerli hissettiren, kendilerine birazcık ilham veren, kendilerine mutluluk vaat eden bir şey gördükleri an ona hayranlık duyuyorlar.