şükela:  tümü | bugün
  • muazzam kurgusu ve olay karakterlerini büyüleyen anlatımıyla aklın içine üçlü kancalar atıp, beşer beşer balık yakalayan kitap.

    (bkz: salvador plascencia)
  • içeriği/içi hakkında merak uyandıran roman/kitap.

    http://www.radikal.com.tr/…-da-sevdaya-dhil-1101163
  • (bkz: the office)
  • okumak için ciddi enerji isteyen kitap. okurun alışık olduğu tüm düzenlerden, tüm kurgulardan çok farklı. ilk başlarda okumaktan vazgeçmeyi bile düşünüyor insan. ama sayfalar ilerledikçe o karakterden o karaktere zıplarken kendine çekiyor hikaye sizi. dikkat ölçme aygıtı gibi bir şey. uyumadan önce 10 sayfa okuyup yatayım denilecek kitaplardan değil asla.
  • “i don’t know what they are called, the spaces between seconds– but i think of you always in those intervals.”

    [tr. saniyeler arasındaki o zamana ne dendiğini bilmiyorum - ama her iki saniye arasındaki o boşlukta kendimi seni düşünürken buluyorum]
  • siren yayınları tarafından yayımlanan; ilgi çekici karakterleri, muazzam kurgusu ve alışılmadık biçimde düzenlenmiş metin yapısıyla şaşırtan salvador plascencia romanı.

    günümüz romanlarını yakından takip edemeyen biri olarak modern romanın aktif biçimde takip edilmesi gerektiğini bana hatırlatmıştır. özellikle bu konuda teşvik edici bir rol üstlenen siren yayınlarına emekleri sebebiyle teşekkürlerimi sunuyorum.

    --- spoiler ---

    las tortugas nehrinin kıyısında başlayan hikayemizin merkezinde federico de la fe ve kızı küçük merced vardır. kızına ismini veren merced'in, kendisini terk etmesinin ardından karısının yokluğuyla sarsılan federico de la fe kederini tedavi etmesi; kibritleri teninde söndürerek ve ateşle kızgınalaşan bıçakları kullanarak gerçekleşir. merced'in gidişinin boşluğuyla sonsuzlaşan yangını, tenindeki kızgın ateşin gücüyle arka plana itebilir sadece.

    ardından kızıyla el monte adındaki, çiçek tarhlarıyla karanfil kokan kasabaya taşınırlar. ve karakterler gelir geçer, satürn gezegenine karşı bir savaş verilirken marquez'in zirveye taşıdığı büyülü gerçekçilik motifleri iyice göze çarpar.

    kitap bana henüz 5-6 yaşlarımda yaşadığım bir düşünce deneyimini yaşattı bu arada. "bence hepimiz kitap karakteriyiz" o yıllarda kurduğum bu fantastik inanış, bu kitaptaki kağıt insanların deneyimleriyle ayyuka çıkar. ve el monte'de federico de la fe, kendisini izleyen satürn'e savaş açar. satürn- salvador plascencia olmakla birlikte romandaki karakterlerin davranışları üzerinde muktedir olan kişidir. karakterlerin davranış ve düşüncelerini satürn gezegeni olarak izlerken roman karakterleri de isyana girişir; kurguyu oluşturanı çizgi dışına yollayarak özgürlüklerini kazanmaktır amaçları. kendi davranışlarını, iradelerinin yalnız direnişiyle sürdürmek. ve aslında salvador plascencia ve federico de la fe'nin kader çizgisinde ortak noktalar vardır. belki de bu yüzden satürn ve de la fe savaşmaktadır. satürn kendi bilinç altını yazacağı bu romanla sonuca erdirmeyi amaçlar.

    bu noktada kendi uzak anımın tuzağına yakalanıp durmam gerekir. kağıt insanlar gerçekten şaşırtıcı biçimsel özelliklere sahip ve kağıt üzerinde kurulu düzeniyle değişik yollarla buluşturabiliyor okuru. karakterler, kağıtta kendilerine ayrılan sütunlarla okurla buluşuyor, kağıtla kıvrılan düşünceleri kendi tecrübeleri ve düşüncelerini yansıtıyor.

    evet, büyülü gerçekçilik dedim, niye dedim burası mühim. büyülü gerçekçilik edebiyatın en ilgi çekici noktalarından biri olduğu ortada, ancak metne yansıyan büyülü gerçekçilik motiflerinin doğru bir biçimle aktarılması şarttır. zira büyülü gerçekçilik öğelerinin 'fantastik' öğelerle bir olmadığı ve okura gerçekliğin saydam planlarını iletmesi gerekmektedir. ve bu eserde salvador plascencia bunu tüm yalınlığıyla başarıyor. ayrıca kendi hayat hikayesinden enstantaneler sergilediğine yönelik şüphelerim de yok değil fakat bu önemli değil. edebiyat magazine ihtiyaç duymaz.

    okur gerçeklikle çizilen kağıtların keskinliği dolayısıyla şaşıracaktır, ancak kederini dindireceği yöntemi kendisi bulmalıdır. (bkz: ben buldum oldu)

    --- spoiler ---
  • geçenlerde bir sahafta bulduğum salvador plascencia romanı. kitap yeterince ilginç, tüm kurmacasında durup durup birden acıtan türden, arka kapağında bahsedilen kağıt kesiği gibi. bu arada arka kapağı okuduğunuzda kitabı almamak biraz zor.

    "sıra dışı bir yazardan, oyuncaklı, dokunaklı ve fazlasıyla sıra dışı bir roman: kâğıt insanlar. yazarı roman karakterlerinin arasına, kâğıdı olay örgüsüne katan, yıkımı körükleyip küllerinden yeniden doğan, özgün ve çarpıcı bir metin. alınyazısına karşı koymanın, kurmacanın ve başkaldırının, kayıplara rağmen ayakta kalmanın hikâyesi... kâğıt kadar hassas, kâğıt kadar tanıdık.

    kâğıt insanlar, sizinle konuşacak. öykülerini sütunlarla kuracak, mahrem hayatlarını gizlemeye çalışacak. göğüs kafesinizin içine kâğıttan bir kalp yerleştirip defalarca yırtacak, sonra tekrar yamayacak... ve siz, kağıdın üzerinde dile gelen sayfaları çevirirken kendi kaderinizi, kendi kâğıt insanlarınızı, kendi yaralarınızı nasıl yamadığınızı düşüneceksiniz.

    kelimeler birer yara izi gibi kâğıda tutunacak.

    insanın canını en çok, ama en çok, kâğıt kesikleri yakacak.

    kâğıt insanlar kısmen gerçeklere, kısmen kurmacaya dayanan, kâğıdın olasılıklarını benzersiz bir biçimde öyküye karıştıran, yaprak yaprak çoğalan ve soluk alan bir roman." copy-paste`:http://www.idefix.com/…a-roman/urunno=0000000412065`
  • --- spoiler ---

    federico de la fe diye eşşek kadar bir adam var ve geceleri sürekli altına işiyor hacıt..*

    --- spoiler ---

    şaka bir yana da okuması oldukça zor ve dikkat isteyen, içerik olarak bildiğimiz romanlardan da baya farklı bir kitap.

    alakası yok gerçi de bana birazcık insancıklar gibi geldi ya da yüzyıllık yanlızlık da olabilir gayet aslında ama dur bakalım okuyoz daha.

    edit: toplasan 220 sayfa bile değil ve 3 ayda anca bitirebildim, varın gerisini siz düşünün daa amk.