*

şükela:  tümü | bugün
  • yeni bir filmmiş.

    konusu kısaca şöyleymiş: jakarta'da bulunan uluslararası bir okulun felsefe hocası, 20 son sınıf öğrencisinden oluşan sınıfına bir görev verir. bu görev, 20 öğrenci arasından seçilecek 10 kişinin bir nükleer kıyamet senaryosu durumunda yer altında bir sığınağa kapatılıp insan ırkını yeniden oluşturma görevidir. bu sığınakta herkesin belli bir görevi ve karakteri vardır ve herkes buna göre hareket etmektedir.

    ismini görünce felsefeyle az çok ilgili olanlar doğal olarak biraz heyecana kapılıyor. fakat "acaba?" diye bir umutla film hakkında bilgi toplamaya başlayınca bu heyecan sönüyor biraz.
    filmin fragmanı şurda.

    fragmandan benim çıkardığım şey : bir takım ergen gençliğin survivor-lord of the flies kıvamında macerası.

    fragramanın bi yerlerinde "this is not philosophy" diye bir ifade geçiyor. (bkz: onu iyi dedin)

    tabi bunlar ilk izlenimler. gönül ister ki filmi izlediğimde burayı editleyip, "aha bu yazdıklarımın hepsi yanlışmış. götüme girdi hepsi." diyeyim. bakalım.

    aha bu da imdb şeysi.
  • harry potter'da ki temiz yüzlü kızımız ginny weasley'nin dahil olduğu filmdir.
  • iki kelime: cok kotu
  • konuşan kafa filmi..mantık çerçevesinde olay değerlendirelim,çözüm üretelim derken bolca saçmaladılar sonuç;felsefe bilgimiz tazelendi evet bu kadar..
  • aslında konu olarak güzel ve bir o kadar da değişik bir film. aynı felaket senaryosunu farklı değişkenlerle tekrar tekrar münazara yapılması ve gayet zekice dönen bir beyin fırtınası filan bana oldukça eğlenceli geldi. ama biraz daha iyi bir kurguyla hazırlansaymış çok daha başarılı bir film olabilirmiş. fazla bütçeleri de olmadığından prodüksüyonda oldukça zayıf, filmin her halinden belli oluyor.

    birbirleri arasındaki konuşmalar, olaylar döngüsü gayet zekice ve mantıklı. çoğunlukla zeka ve beyin fırtınası üzerine kurulu bir film olduğu için mantık hatası yok denecek kadar az hatta böyle bir düşük bütçeli film için. ama tabi kusursuz da demiyorum, sonlara doğru biraz saçmaladılar ama genel olarak başarılıydı.

    izlerken keyif aldım, ama çok daha güzel olabilirmiş bu film.
  • oyuncularin fotograflarina bakilarak secildigini tahmin ettigim film. tipi/vucudu duzgun olmayani barindirmamislar.

    farkli konusuyla enteresan baslamakla beraber ikinci yarida senaryo ciddi dususe geciyor. baslarda sizi caktirmadan dusundururken sonlara dogru bir "bakin sizi negzel dusunduruyoruz" havasi hakim oluyor.

    genel olarak cok iyi bir film degil ama zaman kaybi da degil gibi. mantik hatalarina cok takiliyorsaniz burnunuzdan gelebilir. ilginc kisimlari goz onunde bulundurulursa yine de bos bir aksiyon filmine yegdir.
  • adı "the philosophers" olarak da geçen bir film.

    filmin tek iyi tarafı, dünyada yalnız olmadığımızı bana göstermesi olmuştur. yarısı, aşırı güzel baş rol oyuncusunun yüzüne zoom yapıldığı sahneleri izleyerek geçen filmler, diziler çeken tek millet biz değilmişiz bunu görmüş oldum.

    film felsefi sorulara kafa yormuş insanlar için pek yenilik sunmuyor, çok fazla düşündürmüyor ve hikayedeki bazı sırların açığa çıktığı bölümler izleyiciyi şaşırtmıyor, ve yer yer saçmalıklara rastlanabiliyor. ama sırf sophie lowe için belki tekrar bile izleyebileceğim film olmuş.
  • eleştirmek istersen 50 tane açık bulabilirsin ama sinemada senaryo kıtlığının tavan yaptığı bu yıllarda çölde bir vaha adeta. eleştiriler de güzelim konuyu piç etmişler minvalinde genelde zaten. olay o ama onu anlamıyor haspam. güzelim konuyu bulanlar da bu adamlar. neticesinde güzel film. izleyin. filmdeki manitalar bir içim su ayrıca. felsefe bölümünde okuyan taş gibi kızlar efsanesi gerçekmiş demek ki.
  • gerçekten çok kötü bir film. evet güzel bir fikirle başlıyor, daha doğrusu özde sağlam olduğunu düşündüğü bir fikir var, ama bunu tam anlamıyla çok kötü bir şekilde sunmuş. ilk başta bahsettiği felsefi metaforlarla ilgimi çekse de bunu sunuş biçimi zamanla rahatsız etti ve haliyle seyir kalitesini oldukça düşürdü. öncelik olarak kayda değer hiçbir oyunculuk yok, ki zaten ortada bir oyunculuk yok. yönetmenlik konusunda da hiçbir şey yapılmamış. mevzubahis kıyamet ortamını göstermek konusunda bilgisayar efekti hissinin ötesine geçememiş. işin özünde bir çok felsefi göndermeler olmuş olmasa da diyaloglarda bunlar çok yüzeysel kaçıyor ve hiçbir amaca hizmet etmiyor. beni özellikle sinir eden filmdeki sinir bozucu kısa süreli geri dönüşlerdi

    --- spoiler ---
    örneğin öğrencilerden biri mesleğinin şair olduğunu söylediğinde öğretmenin onu çekip vurması, sonra bu silahın nerden alındığını gösterilmesi çok aptalcaydı. bunu yönetmen kurgularken çok mu akıllıca olduğunu düşündü emin değilim ve işin garip tarafı bu aptalca kurguyu sadece bir kez de yapmıyor ilerleyen sahnelerde dozu arttırıyor. tabi bütünü bozmamak adına filmi bitirmeye çalıştım. evet sonu itibariyle neden öğretmenin bu tarz role play tarzı bir şeye başvurduğu anlaşılıyor, ama ortaya çıkan bu kurgusal metin de filmi kurtarmıyor. sonunda yapılan üç seçim sahnesi de sanki "dur hala zaman var şunu araya sıkıştırayım, havalı bir şey olur belki" dercesine konmuş gibi. tabi sonunda yapılan kurgunun felsefi metaforun bir karşılığı olabilir. araştırmama yapmama rağmen bunun neye gönderme olduğunu bulamadım. ama ne olursa filme hiçbir katkısı olmayan benzer sahneler var.
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    2013 yapımı john huddles filmi. senaryosu da huddles tarafından yazılmış ilginç bir film. james d'arcy ve sophie lowe başrollerde. felsefe referanslarıyla başlayan çok ilginç bir senaryosu var ancak sanırım sonu iyi getirilemediği için beklenen etkiyi yaratamıyor.

    --- spoiler ---