şükela:  tümü | bugün
  • ben kingsley'nin ibn-i sina'yı oynadığı film.
  • romanı okumadım ama filmi az önce izledim. tarihi bir şahsiyet olan ibni sina ile filmdeki ben kingsley karakteri arasında ne kadar yakınlık olduğu sorusu en baskın soru işareti olarak yer etti. ancak şu kadarı söylenebilir ki yaşamını özetleyen kaynaklar isfahan 'da yaşamış ve orada ölmüş olması dışında filmde anlatılanlarla pek örtüşmüyor.

    bir de mantıksal kurgu hatası var o da şudur:
    ........................spoiler..............................
    filmin başlarında genç ingiliz, doktor adayı olabilmek ve islam dünyasında kabul görebilmek için kendi kendisini sünnet eder. çünkü filmde iddia edilene göre islam dünyasında hristiyanlara yer yoktur ve ibni sina'nın medresesine kabulü ise imkansızdır. bu durum doğru bile olsa islam dini o çağlardaki yayılmasının büyük kısmını diğer dinlerden dönerek islamı kabul edenlere borçlu olduğuna göre kahramanın, yahudi gibi davranmak yerine doğrudan kelime-i şahadet ile islamı kabul etmesi yeterliyken sanırım senaryoya renk katmak için böyle bir detay da tarihi gerçeklere uymadığı halde yer almış.
    ........................spoiler..............................

    yine de şahane görüntü yönetimi ve akıcı konusuyla tarihi atmosferi yakalamış hoş bir film olmuş. izlenesi.

    açılırsa şu linkten bedava izlenebilir. ben öyle yaptım:
    http://viooz.co/…vies/23898-the-physician-2013.html

    edit ==> gelen kutusu »
    areira: romanı okumadığınız için garip gelmiş ama karakter dinini değiştirmek istemiyor. temelde hristiyan, sadece yahudi rolü yapıyor ve hekim olup londraya döndüğünde insanlara yardımcı olabilmek için yahudi rolü yapmasının tanrısı tarafından mazur görüleceğini düşünüyor.
    kısacası kitap her zaman filmden çok şey anlatır.

    andrew -> areira: açıklama için teşekkürler ama ikna olamadım. yani yahudi rolü yapacağına müslüman rolü yapsın diyorum ben hala. mış gibi yapacak olduktan sonra ne farkeder...

    areira: çünkü müslümanların nasıl yaşadığını bilmiyor; ama yahudilerle 2 yıl birlikte yaşıyor isfahan'dan önce. ibranice okuma yazma öğreniyor, nasıl ibadet ettiklerini görüyor.
    siz yine de kitabı okuyun derim ben.

    andrew -> areira: anladım şimdi.
  • son zamanlarda izlediğim en iyi film olarak kaydettiğim eser.
  • batılıların oryantalist yapımlarından biri. alman filmi olmasına şaşırdım. bunca klişe sadece bir amerikan filmine sığardı oysa eskiden.

    oryantalizm neden kotudur:
    "oryantalizm, batı uygarlıklarının düşünce sistemini oluşturan bir tür ötekileştirme biçimi-dir. oryantalizm, doğu’nun az gelişmişliğine vurgu yapar ve bu çerçevede batı’nın sömürü politikalarını haklı çıkarmayı hedefler. doğu’nun az gelişmişliği din, dil ve ırklara yönelik bir söylemdir." *
  • kitabı bilmem ama filmin her yanından oryantalizm damlayan vasat film.

    hükümdar önünde yere kapanan müslümanlar, intihar eden ibn-i sina, dağlarda yaşayan göçebe selçuklu kabileleri... birazcık tarih bilgisi olanların daha onlarcasını bulacağı oryantalizmden doğan hatalar.

    ibn-i sina'ya ait olduğu iddia edilen herhangi bir tasvire dahi bakmayı gerek görmemişler.

    en fantastiği için (bkz: top sakallı ibn-i sina)
  • rob cole ve çırağı ibn-i sina'nın maceralarını anlatan fantastik film.
  • klişelerin yanında akıcı anlatımı ve felsefik düşüncelerin de olduğu filmdir. güzel bir cumartesi gecesi o sahneleri düşündürür durur.
  • filmin ilk yarısını ayılarak, ikinci yarısını bayılarak izledim.

    tam olarak assassin's creed atmosferini hissettim. ama film daha çok cennetin krallığı' nın akademik versiyonu gibi. türkleri, müslümanları nasıl gösterdiği umurumda değil ama bari kendini 21. yy zihniyetinde göstermeseydin. lan sene 1020 küsür. ingiltere' de millet hayvanlara tecavüz ediyor, bizim yakışıklımız hayvan hakları savunucusu çıkıyor.

    ibn-i sina ile ilgili de çok şey kafaya takılıyor. izledikten sonra bir dünya şey araştırma hissi uyandırıyor. kısaca rahatsız bir duygu bıraktı bende.
  • tarihi baştan yazmışlar...neyse ki filmlerde % 100 gerçeği aramıyorum ama koskoca ibn-i sina yazlıklarda tansiyon ölçen yaşlı amcalardan hallice bir role bürünmüş...bilim kurgu gibi olmuş...
  • tamam türkler çok iyiydi, müslümanlar yobaz değildi falan filan... peki biz doğu kültürü insanları hayyam'ı, hasan sabbah'ı ve şimdi de ibn-i sina'yı neden batılılardan okumak/izlemek/öğrenmek durumunda kalıyoruz? bugünün islamcıları (ki aynı zamanda egemenleri), bilime felsefeye katkı yapmış büyük insanları ya put yapıp dogmalaştırıyor ya da din düşmanı ilan edip yasaklaştırıyor. sonra vay efendim bize yobaz demişler bizi barbar göstermişler. 2014 yılında bu topraklardaki yobazlığı ve de barbarlığı görmüyor musun da 1000 yıl öncesine dair yorumlar zoruna gidiyor? diye sorarlar adama.

    bu arada film diyorduk;
    hekimliğin gelişimi hakkında oldukça faydalı bakış açıları sunan ancak tarihi ve tıbbi hatalar içeren film. dönemsel ayrıntıları iyi vermiş ancak tarihi ve kronolojiyi biraz şaşırmış sanıyorum film. doğru olmak zorunda değil tabi. filmi yazan insan çıkıp "film yaptık olm biz, makale yazmadık" deyip tarihsel ve tıbbi hataları kurgusallık diyerek geçiştirebilir, ne diyebiliriz. haklısın abi. ama ilk apendektomi orda ve o zaman mı yapıldı? ilk cerrahi girişimini lokal bir kesiyle yapan dehaya da tebrikler sunmak gerek. oysa o öyle değil. eskiden tüm batın açılarak apendektomi yapılırmış. mcburney insizyonu 19.yy sonlarına doğru kullanılmaya başlanmış.

    tarihi film yaparken daha özenli olunması kanaatindeyim. yoksa film yapacak yeterli parası olan herhangi bir insan, google'dan birkaç veri tarayıp tarih filmi yaparsa hoş olmaz. olmuyor da işte.