şükela:  tümü | bugün
  • 1 haziran 2015 tarihinde piyasaya sunulması beklenen paradise lost'un 14. stüdyo albümü.
    jaıme gomez arellano'nun kayıt masasına oturduğu albüm orgone studıos, londra'da kaydedilmiş.

    http://www.centurymedia.com/…news=15707&idcompany=3
  • karanlık, doom oğlu doom gelen albüm. işte habercisi:

    beneath broken earth : https://www.youtube.com/watch?v=55xlipzy5q0
  • albüm malum ortamlardaki yerini aldı , birkaç dinlemeden sonra editleyerek albüm hakkındaki görüşümü yazarım.
  • bloodbath'e katılmak nick holmes'a yaramış anlaşılan, vokaller sertleştmiş bayağı da güzel olmuş. albümde de eski soundlarına yakın bir hava yakalmışlar. ben acayip beğendim, yılın bombalarından.
  • bugün itibariyle spotify'dan dinlenebilen ayrıca nick holmes'un brutal yardırdığı süper albüm.
  • eski paradise lost'u da andıran, karanlık bir albüm olmuş. dinleyeni gerçekten gloomy bir atmosfere çekiyor sound. victim of the past şimdilik favorim.
  • bu yıl doom/death metal tarzında bu albüm üstünde bir albüm çıkar mı, bilemiyorum. paradise lost'un çocuğu koyduğu albüm olmuştur.

    '97 - '01 arası farklı denemeler yaparak doom/death metal ve gothic metal kökenlerinden kopan grubun, symbol of life albümünden beri müziğini yavaş yavaş kökenlerine doğru kaydırma süreci bu albüm ile birlikte döngüsünü tamamlamış görünüyor. neredeyse 23 sene sonra, nick holmes'u tekrar derinden brutal vokal yaparken duyuyor olmak gerçekten ayrı bir heyecan sebebi... gregor mackintosh'un vallenfyre projesi, nick holmes'un ise bloodbath'in yeni vokalisti olması; zaten kökenlerine doğru seyir alan grubu daha da ivmelendirmiş denilebilir.

    karşımızda öyle bir albüm var ki, grubun '97 - '01 arasındaki radikal denemeleri dışında, tüm metal külliyatından birşeyler taşıyan, tek başlarına değerlendirildiklerinde de birbirlerinden oldukça farklı tınlayan şarkılar içeriyor. paradise lost adı altında kaydedilmiş en agresif ve yüksek tempolu olabilecek üç şarkı; terminal, punishment through time ve flesh from bone bu albümde yer alıyor. grubun müziğe başlama sebebi olan "olabilecek en yavaş death metal'i icra etmek" fikri, beneath broken earth ile can buluyor. draconian times albümünden çıkmış gibi duran cry out, groovy altyapısıyla da dikkat çekiyor. an eternity of lies ve sacrifice the flame, grubun gothic metal dönemlerine selam ederken; no hope at sight ve victim of the past, albümdeki doom/death metal dokusunu destekliyorlar. grubun son yıllarda yazdığı en baba şarkı return to the sun ise, müthiş atmosferi ve melodileriyle albümü resmen zirvede sonlandırıyor.

    paradise lost; metal müzik külliyatını hem modern, hem de gelişmiş bir şekilde tekrar hatırlıyor ve hatırlatıyor. yıl 2015. böyle bir albümü de anca türün babaları yapabilirdi. ceketimi ilikliyorum karşısında...

    dinleyin.
  • sadece bu yılın değil son 20-25 yılın en güzel metal albümlerinden biri olmuş bu. 50 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadan return to the sun diye mırıldanırken buluyor insan kendini. her şarkı loop'a alınacak kadar güzel ama benim şimdilik favorilerim terminal ve punishment through time.
  • shades of god en sevdiğim doom metal albümlerinden biri olmasına rağmen paradise lost öyle takip ettiğim bir grup hiç bir zaman olmadı. hatta 2009'daki konserleri sırasında 16 yaşında bir ergen gerisi olarak "kreator kreator!" diye bağırma densizliğinde bile bulunmuştum.

    bu sene brutal assault'taki bloodbath konserinde nick holmes'un ne kadar mübarek bir adam olduğunun bir kez daha farkına vardıktan sonra grubun son zamanlarda çıkardığı albümlere de bir şans tanımaya karar verdim ve aman allahım!

    doksanlı yılların sonundan itibaren hep belirli bir kalitenin üstünde olmasına rağmen eski görkemli zamanlarını aratan işler ortaya koyan paradise lost'un the plague within ile doom death metal'e dönüşü muhteşem olmuş. albümü dinlerken üzerinize çöken kasvetin yanında zaman zaman da ritme kendinizi kaptırıp boynunuzu koparırcasına kafanızı sallayabiliyorsunuz. elli dakika boyunca çılgın atılmasına karşın özellikle yer yer stoner rock tadı veren cry out çalışmadaki favorim. yirmi otuz senelik grupların geçmişte çıkardıkları iki üç albümün mirasından yemek yerine hala dinleyiciyi şaşırtabilmesi gerçekten çok heyecan verici. geçen sene benzer hisleri a skeletal domain'i dinlerken yaşamıştım.

    bu arada bu sene doom metal için baya bereketli geçiyor. lucifer, windhand, uncle acid and the deadbeats, torche başarılı albümler çıkardılar. ekimde exhausting fire'ı yayınlayacak kylesa'dan da beklentilerim yüksek. soundcloud'da dinlemeye sundukları şarkılar gayet sağlam.