şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • galder gaztelu-urrutia'nın yönettiği ispanya yapımı gerilim filmi.
  • henüz sadece fragmanını görüp cube ve snowpiercer arası bir yere koyduğum distopik bir ispanyol filmi
    20 mart'ta netflix'te izlenebilir olacak.

    izledim de geldim edit'i:

    --- spoiler ---

    filmin içi boş. senarist kendi senaryosunun içinde kaybolmuş. ben bir şey anlatıyordum; ama ne anlatıyordum, ben bir şey demek istiyordum; ama ne demek istiyordum derken sıkılıp herşeyden vazgeçmiş. yarattığı baş karakter nasıl bir mesajı, nasıl bir yolla ileteceğini bilmiyordu. senarist de bilmiyormuş zaten. canlıların tamamı açlık karşısında çaresizdir ve sınırsızca kötüleşebilirler. bu zaten bildiğimiz birşey. halihazırda bilmediğimiz ne öğrendik biz bu filmde? toplamda 250 değil, 333 kat varmış. 16 yaşından küçük çocuklar da oraya gönderilebiliyormuş. bunları öğrendiğim iyi oldu gerçekten.*
    eğer birkaç denemeden sonra o yemekleri hiç dokunulmadan en üst kata ulaştırabilmeyi başarsalardı bir mesaj iletilmiş olurdu. ve belki de bu gerçekten bir şeyleri değiştirebilirdi. ama gelinen noktanın hiçbir anlamı yok. çocuğu platforma koyup en üst kata gönderdin. eee bu bir mesaj değil ki. yönetim çocuğun orada olduğunu zaten bilmiyor mu?! çocuğu oraya koyanlar onlar zaten. mevzunun çocukla bir ilgisi yok, mevzu gıdanın eşitsiz dağılımı. sen çocuğu platforma koyup gönderdin ve muhtemelen ertesi sabah eski katında yeniden uyanacak.
    ayrıca senarist oldukça yüzeysel düşünmüş; insan davranışları üzerine derin araştırmalar yapmadan senaryoyu alelacele yazıvermiş. biri ona aç kalınca insan insanı yer demiş ve o bu fikirden öylesine etkilenmiş ki sırf bunun üzerine bir film çekmeye karar vermiş sanki. insan yemek öyle basit birşey mi len şapşik. ayrıca insan yiyecek noktaya gelmiş insanlar öyle bulundukları kata anında adapte olup zırt bırt psikoloji değiştirmezler. belirli bir eşiği geçen insandan hayır gelmez bir daha. bu ay 6. kattayım, insan gibi yemeğimi yer önüme bakarım deyip, 234. katta cannibal'a dönüşüp sonra 15. kata geri çıktığında insanlığına geri dönmez. insan dediğin öyle işlemiyor. herkesin ilk seçimi birbirini yemek midir bir de?! adam başvurulacak son çareyi her fırsatta ve yapılacak ilk şey gibi göstermiş.

    dışarıdaki insanların ne gibi bir kazanç beklentisiyle içeriye gönüllü girdikleri konusunda da bir şey öğrenmedik. senaryoyu derinleştirmek adına o kadar bile zahmete katlanmamış. sanırım senarist gerçekten yüzeysel bir arkadaşmış. biraz daha yaşayıp dünyayı iyi gözlemlemesini ve birkaç kitap daha okumasını öneririm. "snowpiercer ve cube diye iki film izledim. don quixote diye de bir kitap okudum. çok güzel bir film fikrim var" diyerek yola çıkılmaz. fikir güzel ama ziyan edilmiş.

    ayrıca böyle bir ortama köpeğini getiren kadının, yanında kitap getiren adamın mantığını sorgulaması(!)...

    edit nr2: ideal son düşündüm; anlatmaya geldim. birkaç denemeden sonra iki adamın
    çocuk ve dokunulmamış yemeklerle 333. kata ulaşmasının ardından en üst kata geri dönmelerini görmeliydik. platform en üst kata her zamankinden farklı olarak yavaş yavaş çıkmalıydı. yiyeceklere tehditle dokunmamış olan insanların çocuğu, adamları, dokunulmamış yemekleri ve yukarıya yavaşça çıkan platformu şaşkınlıkla izlemesinin ardından bu sefer öz iradeleriyle kimseye ve hiçbir şeye dokunmamalarını ve platformun en üste ulaştığını görmeliydik. yönetimin platformu yavaşça yukarı çekmesiyse mesajın alındığına dair bize verilen bir işaret olurdu. ben filmi böyle bir sonla hatırlamak istiyorum.

    --- spoiler ---
  • netflix yapimi film,20 martda yayinda
  • konusu çok ilginç bir netflix filmi. fragmanı beni içine çekmeyi başardı. izlenebilir bir yapım olacak gibi
  • netflix e gelmistir an itibariyle
  • konusu hakkinda hic bir fikrim yoktu denk geldi sadece ve izledim. benim tarzim olmayan bir filmdi. zevk almadim izlerken. tur olarak tipki mother!filmi gibi.

    --- spoiler ---

    midesi hassas olanlarin izlemesini tavsiye etmem. karanlik ve vahsi bir atmosferi var. ben yer yer rahatsiz oldum acikcasi.

    film ise bastan asagiya bir metafor. izlerken fark ediyor insan. sinif mucadelesi ve kaynak yetersizligi tum bunlarin yaninda insan irkinin nasil vicdansiz ve bencil olabilecegine deginiyor genelde.

    eminim daha algilayamadigim gondermeler de olmustur.

    birileri nerede durmaniz gerektigine karar veriyor ve sadece onunuze geleni yiyebileceksiniz. hayatiniz digerlerinin merhametine ve vicnanina kalmis. sorgulamaya baslayinca 'kominist misin yoksa?' diye soruyorlar. kominist olmak sorun fakat canli bir insani yemek icin oldurmek sorun degil. isbirligi yapmak yerine herkesin bu sisteme nasil yenildigini de gosteriyor film.

    yukarida yemek hazilayanlar, ister otorite ister tanrinin iradesi olarak metafor edilmis olsun, sadece filmde degil gercek hayatta da insanlar bu derece acimasiz ve ayni zamanda merhametli.

    --- spoiler ---
  • sanki son bir sahnesi eksikmiş gibi hissettiren, o vurucu final sahnesi eksik olan film.
    verdiği mesajlar ve göndermeler gayet yerindeydi.
  • dünyanın küçük bir özeti gibi. anlamlandırmak istersek aslında metaforlarla dolu. şu anki halimizin de kısa bir özeti denilebilir, bilerek mi netflix öne çıkardı da izledim bilmiyorum ama metaforik olarak geleceği böyle hayal etmek korkunç.
  • salgın günlerinde yapılacak en iyi aktivitelerden biri de film izlemektir. izlenecek türler arasında da yaşadığımız şu günlerle olan benzerliği sebebiyle korku ve gerilim türü başı çekmekte. bu anlamda, netflix'te yayınlanan ispanyol yapımı "the platform" izlenmeyi hak eden bir gerilim filmi.

    "üç tür insan vardır. yukarıdakiler, aşağıdakiler ve düşenler". film, bu basit cümleden ibaret aslında. tüm film, ne amaçla inşa edildiğini bilmediğimiz hapishane benzeri bir platformda geçmekte. söz konusu hapishane, sayısını kestiremediğimiz ve üst üste inşa edilmiş platformlardan ibaret. ve yukarıdan aşağıya doğru, üstü çeşit çeşit yemeklerle dolu bir taş blok inmekte. her bir platform sakini bu ziyafet masasından payına düşeni almak zorunda. tabi blok aşağı katlara indikçe yemeklerden geriye pek bir şeyin kalmayacağı da aşikar. işte arzu ettiğimiz gerilim de tam burada başlıyor.

    genel yapısı itibarıyla cube serisine ait filmlere benzerliği fazla denebilir. kendisi için kısaca, tek mekanda geçen, düşük bütçeli bir başka gerilim filmi diyebiliriz aslında. tek mekanda çekilen gerilim filmlerinde konu genel anlamda hep aynıdır. dar bir mekanda sıkışmış birkaç insan filmin sonuna kadar hayatta kalmaya çalışır. bu tarz filmlerde çoğu zaman kurbanlar birbirini öldürmeye zorlanır ya da zaman geçtikçe kurbanlar ister istemez birbirinin düşmanı olacaktır. "insan insanın kurdudur" sözünü bu tarz filmlerde çok iyi anlarsınız. 2009 yapımı exam, 2007 yapımı la habitación de fermat ve 2019 yapımı escape room bu türde fena sayılmayacak filmler arasında yer alır.

    "the platform" filmi de benzer bir yoldan ilerliyor. bu tarz filmlerde olduğu gibi süresini kısa tutuyor, çok fazla ana karaktere yer vermiyor, neden böyle bir hapishane inşa edildiğine dair bilgi vermeye pek yanaşmıyor ve kısıtlı imkanlarla gerilim dolu anlar yakalamaya çalışıyor. bu tarz filmlerde belirsizlik çok önemlidir. cube serisi filmlerinde de olduğu gibi bu insanların oraya neden tıkıldıklarını tam anlamıyla bilemedikçe biz seyirciler oturduğumuz koltuklarda daha çok geriliriz.

    bu film de hem birkaç sosyal içerikli mesajının olması hem de kayda değer gerilim dolu anlar yakalaması açısından başarılıydı. verdiği mesajlar bir gerilim filminden bekleneceği üzere oldukça basit ve bilindik mevzular olsa da mahkumların bir sonraki platformunun hangisi olacağını beklemek heyecanı diri tutan bir unsurdu.

    ispanyolların sinemada en iyi oldukları iş "gerilim yaratmak". bu konuda kimse ellerine su dökemez. zamanında franco diktası altında yaşadıkları gerilim dolu onca yılın ardından sinemanın bu türünde oldukça gelişmiş olmaları da normal bir bakıma. (6,7/10)
  • bu yıl içinde beni ağlatan, kafamdaki düşünceleri birebir beyaz perdeye aktarmış, hayatı sorgulatan, insanoğlunun tüm içgüdülerini, merhametini ve acımasızlığını net olarak yansıtan bir şaheser. unutamayacağım filmler listesine eklendi.