şükela:  tümü | bugün
  • ayrıyetten wıtney ablamla maria bacımın ortak soledıklerı bı sarkısı vardır bunun ı beleıve mı ne oda sahane bısıydır benden 3 yıldız
  • 70 milyon dolarlık bütçesiyle yapılmış en pahalı animasyon filmidir çıkış tarihi itibariyle. geç tunç çağında mısa'nın kızıldeniz'i yarmasındaki o mübarek görüntülerde sarhoş olmamak mümkün değildir, efektçiler harbiden coşmuştur bu sahnelerde. seslendirme kastı efsanedir, canciğer val kilmer filmde hem moses'ı hem de tanrı'yı seslendirir. aynı hadise ten commandments'te de olmuş onda da charlton heston ikisini birden seslendirmiştir. propagandadır falan ama izlenceliktir, iyidir. vitney hüstın'lı şarkıları kabustur.
  • cok guzel sarkilara sahip walt disney cizgi filmi.
  • sosyal içerikli misyoner ve müzikal animasyon desek çok abartmış olmayız efendim. her ne kadar eskimiş animasyon tekniklerinden faydalanılmış olsa da(kızıldenizin yarılma sahnesini pas geçiyorum) çizimlerdeki insani yan hayli güzel oluşturulmuş. çizgi filmlerdeki kahramanla kendinizi özleştirmenize izin vermiyoru evet alışılmış olanın aksine, lakin filmde mevcut olan bireylerin yaşadıklarını yaşamanızı sağlamaya çalışan bir atmosfer mevcut.

    olayların anlatılmasındaki kronolojik gidiş belki hoş gibi görünmekte, ancak ticari+misyonvari kaygılar da düşünülerek aradan bol miktarda kesit atlanmış, bazı zaman dilimlerine ise gereğinden daha fazla önem verilmiş.

    ramses' ve musa'nın uzun süre sonra karşılaşması hadisesinde bir gariplik sezdim ben evet. sanki senaryoda bir şeyler eksik, anlatımda bir şeyler yanlış gibi, ama daha önce söylediğim gibi tamamen misyonla alakalı bir hadise olsa gerek bu.

    anti-semitist biri değilim belki, ama filmin tarafsız bir "belgesel çizgi film" ya da "tanıtıcı çizgi film" değil, sempati kazandırma maksatlı ve misyon kaygılı film olduğunu düşünmekteyim.

    filmde "tanrı" kavramını fiziksel bir yapıyla özdeşleştirmiş olmaları, hedef kitlenin belirli bir yaşın altı olduğunu düşündürüyor. soyut kavramların dogma olarak zihne kazınması için, bedenselleştirildiğini düşünüyorum tanrı'nın. ha şu var ki; söz konusu bedenselleştirmeyi bir başkası bu şekilde değerlendirmeyebilir, çünkü nûr olarak bildiğimiz veya şua diyebileceğimiz bir olguyu tanrı'dan bir görüntü, yansıma olarak filme yerleştirmişler. gökyüzünden açılan kapıdan giren bir ışık akıntısının(ışık da değil, böyle su gibi, bulut gibi ama ışık özlü) evleri dolaşıp ruhları toplaması, ya da musa'ya mağara'da misyonuna dair brifing vermesi, tanrı'nın bedenselleştirilmiş olması gibi geldi bana.

    tabi şu var, inançla, bakışla alakalı olarak herkes farklı düşünecektir. ne bileyim, ilk izlediğimde böyle düşündüm. yarın veya başka bir gün izlesem "vay be, ne güzel anlatmışlar tanrı kavramını" da diyebilirim.

    verilen bilgilerde tarihsel ve birikimsel verilere saygı gösterildiğini belirtmişlerdi yanlış hatırlamıyorsam filmin giriş sahnesinde. olayların aktarılış şeklinde, söz konusu musevi toplumun birikimlerinden faydalınılmış olduğunu ve bahsedilen birikime saygı gösterildiği açıkça ifade ediliyordu. oturup karşılaştırmak lazım elimizdeki bilgilerle. ya da belki gerek yoktur. böylesine büyük bütçeli ve kapalı bir grup değil dünya nüfusuna yönelik bir çalışmada hata oranının ya da bilinçli yapılabilecek hataların az olması daha muhtemel görünüyor.

    neyse, izleyin anacım.
  • alman versiyonu der prinz von ägypten'in, almancanın farkını ortaya çıkaran soundtrackini de dinlemek gerekir. orjinalinden kesinlikle daha iyidir.
  • bu filmi yıllar önce ortaokuldayken izlemiş, çok etkisinde kalmıştım. yıllar sonra tekrar izleme fırsatı bulunca gördüm ki sesler o kadar tanıdık ki. o zaman yeni duyulmaya başlanan şimdi ise vazgeçilmez gelen seslerin sahipleri şunlar: val kilmer, michelle pfeiffer, sandra bullock, jeff goldblum, danny glover, helen mirren, steve martin, patrick stewart(ki patrick stewart müşfik kenter klasmanında guvvatlı seslilerdendir) ve tabi ki ralph fiennes.