şükela:  tümü | bugün
  • alvaro longoria tarafından çekilen ve anlatılan, kuzey kore'deki yaşamı anlatan etkileyici belgesel.

    belgeseli izledikten sonra türkiye'nin geleceğinin iran'dan çok kuzey kore'ye benzeyebileceğini düşündüm.

    --- spoiler ---
    belgeselde anlatılana göre kuzey kore halkı, kendi ülkelerini dünyanın merkezinde görüyor. tüm dünya onlara özeniyor ve onlar gibi olmak istiyormuş gibi. ve sokakta çevirdikleri her vatandaş kuzey kore'de yaşamaktan çok mutlu olduğunu, her şeylerini ulu liderlerine borçlu olduklarını belirtiyor.

    aynı şekilde kore savaşı'nı kesinlikle amerikalıların başlattıklarını ve nükleer silahları olmasa kapitalist sistemin onları hemen işgal edeceğine inanıyorlar.

    belgeselin merkezinde olan ispanyol asıllı koreli eleman da ayrı bir enteresan. sanırım belgeselin başlığına en çok uyan karakter de kendisi. bizim kütahyalı'yı andırıyor. her şeye de verecek bir cevabı var.
    --- spoiler ---

    özetle: etkileyici bir yapım. durduğu tarafı da açık açık belli etmediği için kendisi de bu oyunun bir parçası değil. gibi. ama yine de öyle sanırım.
  • bir ispanyol yönetmensiniz... (álvaro longoria)
    herkesin hakkında çok konuşup az şey bildiği kuzey kore hakkında bir belgesel yapmak istiyorsunuz.
    ve bir başka ispanyol, alejandro cao de benós, kuzey kore'nin en önemli adamı!
    belgesel, kuzey kore'yi kendi vatanı bellemiş sosyalist alejandro cao de benós'un anlatımıyla şekilleniyor.
    ispanyol yönetmen, kuzey korelileşmiş alejandro cao de benós'a batı'da kuzey kore hakkında bilinen her şeyi soruyor; alejandro cao de benós da hepsini yanlışlıyor.
    belgesel, diyalektik bir anlatım şekli benimsemiş:
    batılı iddialar dile getiriliyor.
    sonra o iddia doğru mu alejandro cao de benós ile test ediliyor.
    1974 doğumlu alejandro cao de benós'un sıfatı şu:
    -- kim jong-un’s ‘ambassador to the west’
    http://www.dailymail.co.uk/…says-destroy-world.html
    (bence kuzey kore'yi merak edenler için seyretmeye değer bir belgesel...)
  • (bkz: alvaro longoria) tarafından 2015 yılında yapılmış, kuzey kore hakkında doğru bilinen yanlışlar (?) üzerine çekilmiş bir belgesel film.

    --- spoiler ---

    ben çok tatmin olamadım. hala bana kameralar karşısında rol yapıp şirin göstermeye çalışıyorlar gibi geliyor. hala asker kontrolünde belgesel çektirmeleri, istediğin insanla konuşamaman, sadece belli yerlerin görüntülerinin alınması vs vs...

    sadece çankaya'yı görüntüleyince ankara, nişantaşını kadıköyü görüntüleyince istanbul, sadece kordon alsancak görüntüleyince izmir de çok güzel... yenidoğanı, sultanbeyliyi, kadifekaleyi yok sayamazsın. bu ülkenin de eminim çok büyük bir kısmı yoksulluk ve sefalet içerisinde (kapitalist manada yoksulluk değil hem de genel manada)

    kuzey kore'yi kuzey koreliden daha ateşli ve istekli savunan bu arkadaşı da (bkz: alejandro cao de benos) çözemiyorsun. her 'ben de sosyalistim kapitalizm karşıtıyım ülkenizi seviyorum diyeni bu şekilde pozisyonlara getiriyor musunuz? bu arkadaş çok ciddi testlerden geçtikten sonra çok ama çok yüksek ücret ve şartlarla bu göreve soyunmuş olabilir. 'şirin gösterme ajanı'.

    evet batı medyası mevcut görüntüler üzerinden çok fazla spekülasyon yapıyor ve karalama kampanyası yürütüyor bu çok bariz zaten ama siz de sütten çıkma ak kaşık değilsiniz birader.

    --- spoiler ---

    kesinlikle izlenmeye değer bir belgesel. bu devirde hala bu kadar kapalı kutu bir ülke gerçekten ilgi çekici. gerisini sizin özanaliz yetinize ve görüşünüze bırakıyorum.
  • kuzey kore hakkında bilgi edinmek isteyenlerin izlemesini tavsiye ettiğim bir belgesel. fakat belgeseli izleyince bilgi edindiğim kadar şüpheye de düştüm, merakım da arttı.

    --- spoiler ---

    -halk için yapılmış ve ücretsiz kullanılan kütüphaneler, müzeler, spor salonları ve hastaneler belgeselde yer alıyor. fakat çekimler sırasında içerde görevliler hariç hiç kimse yok. kamera geliyor sakatlık çıkarmayın deyip mi içeri almadılar yoksa insanlar gerçekten gitmiyor mu diye merak ettirdi.

    - yönetmenin söylediğine göre teoride istedikleri herkesle röportaj yapma hakları var. fakat izlerken gerçekte bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. başlarında duran bir görevli metroda röportaj için insan seçiyor. yönetmenin gösterdiği kişileri beğenmeyip kendisi birini buluyor. röportaj sırasında adam doğal olarak çok mutlu olduklarını, dünyanın gıptayla takip ettiği bir lidere sahip olduklarını vb şeyler söylüyor. belki de adam görevliler tarafından oraya yerleştirildi diye düşünmeden edemedim.

    -başka röportajlar sırasında da röportaj yapılan kişilerin bazı sorular karşısında kamera açısında gözükmeyen birilerinden onay aldığını fark ettim. örneğin nükleer silahlar konusunda konuşulurken yönetmen "nükleer silahlar olmasa batılı ülkeler kore'yi işgal eder miydi?" diye sorduğunda kadın "ulan ne desek gg olacak" der gibi kamerada görünmeyen birine baktıktan sonra "evet" cevabını verdi. bunun gibi birkaç örnek daha mevcut.

    -batı medyasında çıkan haberlerin yalan olduğunu söylüyor ve doğrularını anlatıyorlar. örneğin bir turistin çektiği bir fotoğrafta çocuklar turiste el sallamışlar ve batı medyasında bu fotoğraf çocukların bizi kurtarın diye bağırdığı yönünde haber edilmiş. bunun gibi bir çok örnek var ve kuzey kore'yi yalan haberler konusunda savunanlar sadece koreliler değil, aynı zamanda uluslararası örgütlerde çalışan batılılar da mevcut.

    -daha çok turistin ziyaret etmesini ve böylelikle "ulu lider"lerine olan aşklarını anlamalarını istiyorlar. bir yandan da batılı siyasetçi ve gazeteciler insan hakları ihlallerinden bahsederken "madem korkacak bir şeyiniz yok madem ihlal yok o zaman izin verin ülkenizi gezelim" dediklerinde de cevapları "babanızı aşağılayan birini evinize almazsınız" oluyor. evet, kim jong un'u babaları olarak görüyorlar, veya öyle görmek zorundalar.

    --- spoiler ---

    belgesel bu şekilde karşılıklı iddialar ve sorular üzerinden size doğruları veya belki de daha doğru bir tabirle kuzey korelilerin doğrularını gösteriyor.
  • ben ikna oldum.

    tarafsız yapılmış bir belgesel onda tamamız. yıllardır gerçekten kuzey kore anlatıldığı gibi değil mi acaba, insanlar gerçekten mutlu mudur diye düşünürdüm artık bu belgeselden sonra tamamen ikna oldum. gerçekten de anlatıldığı gibiymiş. bu belgeseli izlemek değil görmek lazım yani bakmak yetmez..
    yönetmenin, alejandronun, rehberlerin, halkın, askerlerin hal ve tavırlarından çok net anlaşılıyor bu. bazları iyi rol yapıyor ama bazıları ele veriyor be kardeşim. sadece çocuklar gerçek, hangi çocuk sevildiğini düşünmez ki büyüyünce anlayacak işte onlar da..